e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Küçük Bir Adım mı?
 
 

 

1990'ların sonlarına doğru, ortalığı bir Furby çılgınlığı sarmıştı. Bunlar, içlerine bilgisayarlar yerleştirilmiş küçük tüylü oyuncaklardı ve onlara bazı sözcükleri ezberletebiliyordunuz. Şık mağazalarda bu oyuncakların tanesi 30 sterline satılıyordu. Bilgisayar terimleri ile söylersek, Furby'ler, 1969'da aya inen Apollo'dan, yani Neil Armstrong'un araçtan inip ay yüzeyinde kendisi için küçük, ancak insanlık için büyük bir adım attığı yolculuğun yapıldığı uzay aracından 30 kat daha fazla bellek gücüne sahipti.

Bir Furby aya inmek için yeterince soylu görünmüyor ancak Apollo'dan çok daha güçlü ve kesinlikle daha ucuz.

1950' lerde evinize bir bilgisayar almak istediğinizde, gelecek olan makine bütün oturma odanızı kaplardı. İnsanlar biraz da bu yüzden bilgisayar almak istemiyorlardı. Diğer sorun maliyetiydi. En basit bilgisayar bile yüz binlerce sterlin ediyordu; bu da bir başka caydırıcı faktördü. Hükümetler ve bazı şirketler bilgisayar sahibi olabiliyorlardı ancak çok az aile bunun bedelini karşılayabiliyordu.

Artık her evde bir bilgisayar var. Masanızın ya da mutfak tezgâhının üzerinde duruyorlar, ilk bilgisayarlardan çok daha güçlüler ve hemen her aile bir tane edinebiliyor. Son 50 yılda bilgisayar teknolojisindeki gelişmelerin hızı soluk kesici düzeyde.

Eğer arabaların teknolojisi o hızla gelişseydi, ortalama bir aile arabası çok farklı olurdu. Sesten 6 kat daha hızlı giderdi. Bir depoyla 2500 km kat edebilirdi ve size maliyeti ancak yalnızca 80 peni olurdu. Alırdınız değil mi?

Yalnızca hıza dikkat ekmeniz gerekecekti. Bilgisayardaki gelişmeler iki ana temayı ortaya çıkarıyor. İlki, zamanımızda belirgin olan şey değişimin kendisi değil, niteliği. İkinci olarak, teknolojik devrim daha yeni başlıyor.

 

Küçük Düşünün

Nano teknoloji, gerçekten de çok küçük şeylerin yönetimi ve kullanımıyla ilgili. Nano teknolojisi uzmanları, tek tek atomları ve molekülleri bir araya getirerek makineler yapıyorlar. Nano uzamdaki, hayal etmesi bile güç derecede küçük mesafeleri nasıl ölçtüklerini, bir nano teknoloji profesörüne sordum. Bir nanometre, bir metrenin milyarda biridir. Matematiksel olarak bu IO-9 metre ya da 0.000000001 metredir. Evet, düşünsel olarak anladım ama bunu gözümde nasıl canlandıracağım? "Yani bu kabaca nedir?" diye sordum. Bir an için düşündü ve şöyle dedi: "Bir nanometre, bir adamın sakalının bir saniyede uzadığı mesafedir".

Nano teknoloji, şu anda kullandığımız kişisel bilgisayarların bir kol saati boyutuna indirilmesini olanaklı kılıyor. Kısa bir süre sonra onları bedenimizde taşıyabileceğiz ve derimizin yüzeyindeki elektrik akımıyla çalışacaklar. Bilgisayardaki görüntüleri doğrudan gözünüzün retinasına yansıtıyorlar ve böylece her şey gözlerinizin içinde görünüyor. Bu teknolojinin bir türü, halen Stealth Bomber gibi uçuş araçlarında kullanılıyor. Bu sistemleri kullanarak pilotlar, uçaktaki bilgisayarda, uçuş yönleriyle ilgili görüntüleri doğrudan siperliklerinin içinden görebiliyorlar. Yalnızca gözlerini hareket ettirerek uçağın yönünü değiştirebiliyorlar. Bu uçuş sırasında hava akımı nedeniyle hapşırmamalarını dilemekten başka çare yok.

 

Kaynak: Yaratıcılık - Aklın Sınırlarını Aşmak - Ken Robinson

 


Halit Yıldırım'a teşekkürlerimizle

Denizce

18.12.2008