|

Türkiye’nin
en önemli tarım ve seracılık bölgelerinden biri olan Kumluca,
civardaki tatil yöreleri ve Likya antik kentleriyle de önemli
bir turistik merkez.
Türkiye’nin
en önemli tarım ve seracılık bölgelerinden biri olan Kumluca,
uzun kumsalları, bereketli toprakları, doğal güzellikleri ve
tarihi dokusu ile son dönemlerde alternatif tatil planlarının da
en üst sıralarında yer alıyor. Antalya’ya 90 kilometre
uzaklıktaki ilçede dolaşırken, Kumluca’nın bilinenin aksine
sadece bir sera denizinden ibaret olmadığını keşfediyorsunuz.
Yürüdüğünüz yollar sizi bazen bir antik kente, bazen kimselerin
uğramadığı mavi yeşil gizli bir koya ya da dağla buluşan
patikalara çıkarabiliyor.
Kumluca Bir
Yer
Rivayete
göre; Sarıkavak’tan bir köylü günün birinde, bugünkü ilçe
merkezinin bulunduğu kumluk araziye karpuz ekmiş. Yetişen iri
karpuzlarını satmaya götürdüğünde, görenler çok şaşırmış ve
karpuzları nerede yetiştirdiğini sormuşlar: “Derenin oradaki
kumluca yerde” cevabını vermiş köylü. Karpuzların methiyle bu
bereketli topraklar, zamanla ‘Kumluca’ olarak anılmaya
başlanmış. İlçe bugün, seracılığın kalbinin attığı tarım
bölgelerinden biri konumunda. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın
verilerine göre, 2007 yılında 238 bin ton üretim miktarı ile
domates, örtü altı sebze yetiştiriciliğinde ilçede ilk sırada
yer alıyor. 126 bin ton ile domatesin ardından gelen biber de,
bölgede yetiştirilen bir diğer önemli ürün. Salatalık, patlıcan,
kabak ve fasulye de listede yer alan sebzeler arasında.
Meyvecilik, özellikle narenciye üretiminde Kumluca, yine yüksek
üretim değerlerine sahip. Geçen yıl üretim miktarı 85 bin tona
ulaşan portakalı, elma, nar ve limon gibi meyveler takip ediyor.
52 bin dekarlık alanda yapılan seracılık sayesinde geçen yıl
toplamda 552 bin ton sebze yetiştirilmiş.
Seracılık
İçin En İdeal Koşullara Sahip
Seracılığın
ve tarımsal faaliyetin bu kadar geliştiği bir yerde kuşkusuz
tarımsal tesisler de ürünlerin tazeliğini korumada önemli rol
oynuyor. İlçede bulunan sekiz soğuk hava deposu ve günde iki bin
ton ürünü paketleme kapasitesine sahip 22 tesis, ürünler
toplandıktan sonra devreye giriyor. Taze sebze ve meyvenin
önemli bir kısmı burada arı gibi çalışan sera işçileri ve
gelişmiş depolama alanları sayesinde sofralarımıza ulaşıyor.
İlçede sebze-meyveciliğin yanı sıra, süs bitkisi yetiştiriciliği
de yapılıyor. Değişik palmiye türleri, begonville, Kentya gibi
bitkilerin bir kısmı burada yetiştirilip pazara sunuluyor.
Bölgenin
coğrafik konumu ve ılıman iklimi tarımcılık faaliyetlerinin bu
kadar gelişmesinde kuşkusuz etkili olmuş. Kumluca, üç tarafı
dağlarla çevrili ve denizden kuzeye doğru uzanan verimli bir ova
üzerinde yer alıyor. Kuzeydeki dağlar gittikçe yükselip
Beydağları’na kadar uzanıyor. Tipik Akdeniz iklimine sahip olsa
da civardaki Tahtalı Dağı ve Akdağ’a düşen karların erimesiyle
bu taşlık ama verimli topraklar daha da canlanıyor. Sonuçta
seracılık için gerekli en ideal koşullar burada kendiliğinden
oluşuyor.
Upuzun
Sahillerin Kıyısında
Tarım ve
seracılık ekonomisinin ana gelir kaynağı olsa da Kumluca, 30
kilometrelik sahil şeridiyle özellikle Olympos, Adrasan koyları
ile yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri. İki kilometrelik
sahile sahip Adrasan’daki konaklama tesislerinin çoğu yerli halk
tarafından işletiliyor. Mavikent beldesi pek çok tatil sitesi
barındırırken, Karaöz Koyu da Akdeniz’in tüm ihtişamını gözler
önüne seriyor. Yine Mavikent beldesindeki iki parçalı Korsan
Koyu da yörenin sürprizlerinden biri. Koyun bir bölümü denize
açık, diğer kısmı ise daha kapalı ve egzotik görünüme sahip.
Balıkçıların olduğu kadar piknikçilerin de tercihi olmuş.
Mavikent ile Finike arasında yer alan sahil şeridinde ise sadece
yöre halkının yaptığı bungalovlardan oluşan bir yerleşim alanı
da bulunuyor.
Kuşların
Dinlenme Yeri
Korsan
Koyu’ndan yola devam edildiğinde, Taşlık Burnu’nda Akdeniz’in
önemli fenerlerinden biri olan Gelidonya Deniz Feneri’ne
ulaşılıyor. Sivri kayalıklar üzerine inşa edilmiş, denizden
yüksekliği 227 metre olan bu fenere ulaşmak, doğayla iç içe bir
yürüyüşü de beraberinde getiriyor. Çam ağaçları arasından geçen
patikayı tamamlayıp fenere vardığınızda ise karşınızda duran
Beşadalar manzarası tatlı yorgunluğunuzu unutturuyor. Konumu
sebebiyle elektrik ulaştırılamayan fener, gazlı tüp kullanılarak
çalıştırılıyor.
Likya dilinde
kırlangıç anlamına gelen ‘Kaledonya’ kelimesinden adını alan
Gelidonya Feneri, 1934’te yapılmaya başlanmış ve 1936’da
tamamlanmış. Burada biraz vakit geçirdikten sonra göçmen
kuşların özellikle de kırlangıçların, Gelidonya’yı seçme
nedenlerini daha iyi anlıyorsunuz. Toplam uzunluğu 509 kilometre
olan tarihi Likya Yolu da Gelidonya Feneri’nin altından geçiyor.
Küllerden
Doğan Antik Kent
Kumluca
sınırları içinde yer alan Olympos, Corydella, Idebessiois ve
Gagae gibi antik kentlerin yanı sıra, son dönemde turizme
kazandırılan Rhodiapolis antik kenti de görülmeye değer yerler
arasına girdi. Kazı çalışmaları, Akdeniz Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nevzat
Çevik başkanlığında yürütülen antik kent, 2001 yılında çıkan bir
orman yangını sonrası keşfedildi. Kumluca’ya 4 kilometre
uzaklıktaki kent, Likya kültürünü yansıtan son kentlerden biri.
Helenistik döneme ait tiyatrosu, Opramoas anıtı, tapınağı,
hamamı, sarnıçları ve bir pazaryeri bulunan Rhodiapolis’in beş
bin nüfuslu bir yerleşim merkezi olduğu düşünülüyor. Kazılarda
gün ışığına kavuşturulan en önemli yapıtlardan biri de kentin en
ünlü siması Opramoas’ın anıt mezarı. Prof. Dr. Çevik’in
belirttiğine göre, Antonius Pius döneminde (MS 138-161) yaşamış
olan Opramoas, Likya’nın en zengin ve hayırsever kişisiydi. 141
yılındaki depremden sonra yıkılan pek çok yapı kendisi
tarafından sağlanan ödeneklerle onarılmış ve yardım etmediği
Likya kenti yok gibiymiş.

Kumluca belki
söz edemediğimiz pek çok başka güzelliği de barındırıyor.
Olympos, Adrasan gibi popüler yöreleri, çıkan bir yangınla
tekrar gün ışığına kavuşan bu ‘ışık ülkesi’ kalıntıları, ilçeye
başka gözlerle de bakmanızı sağlıyor.
Yazı: Emel Yenigele
Foto: Öztürk Kayıkçı
Kaynakça:
SkyLife - Haziran 2008
Emel Yenigelen ve
Öztürk Kayıkçı'ya teşekkürlerimizle
Denizce

18.06.2008
|