e-mail    
denizce@denizce.com

Konuk Defteri
 





A.I. Soljenitsin
Arthur Miller
Claude Simon
Doris Lessing
Ernest Hemingway
Federico Garcia Lorca
Franz Kafka
George Bernard Shaw
Heinrich Böll
Henry Miller
Ingeborg Bachmann
James Joyce
Jean-Paul Sartre
John Steinbeck
Marcel Proust
Maxim Gorki
Pablo Neruda
Rabindranath Tagore
Simone de Beauvoir
Sinclair Lewis
Thomas Mann
Toni Morrison
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Yüzyılın Yazarları  

  Federico Garcia Lorca                                                           

 

 

 

05.06.1898 -19.08.1936
 

"İnsan ve Gelenekler"
 

Oyunları en çok sahnelenen 20. yüzyıl İspanyol dram yazarı, yapıtlarında toplumun zorunluluklarına ve normlarına karşı koydu.

Garcia Lorca Fuentevaqueros/Granada'da geniş arazi sahibi bir babayla öğretmen bir annenin oğlu olarak dünyaya gözlerini açtı.


Varlıklı ebeveynlere sahip çocukların gittikleri yatılı bir okulda okuduktan sonra, 1917'de önce Granada'da, sonra Madrid'de felsefe ve hukuk tahsil etti. Burada kültür-sanat çevresine girerek Luis Bunuel, Salvador Dali ve Juan Ramon Jimenez ile tanıştı.
 

1925: Dram Yazarı Olarak Başarıya Ulaşması

Garcia Lorca'nın ilk dramı El maleficio de la mariposa (Kelebeğin Büyücülüğü) adlı alegorik piyesi 1919'da yazıldı ama, ne yazık ki, bir yıl sonra ilk kez sahnelendiğinde başarısızlığa uğradı. Dram yazarı olarak ilk başarısını 1925'te yazdığı Manana Pineda ile elde etti. 1927'de ilk kez sahnelenen bu oyunun dekorlarını Dali hazırladı. 

  Bu lirik yapıtta 19. yüzyılda Endülüs'te yaşayan özgürlük kahramanı bir kadının öyküsü anlatılmaktadır. Burada Garcia Lorca'nın en büyük teması olan özgürlüğün, aşk ve ölümle iç içe karışması göze çarpmaktadır. Garcia Lorca, müzik öğretmeni Manuel de Falla ile birlikte İspanya'nın tümünden topladığı halk şarkılarını işleyerek birkaç kitabında kullandı. 1928'de yayınladığı Romancero gitano (Çingene Romansları) adlı şiir kitabı kendisine bir Endülüs Çigan şairi denilmesine neden oldu. Ne var ki bu şiirleri kendilerine İspanyol şiirini yenilemeyi amaç edinmiş olan 1927 neslinin temsilcisi olduğunu kanıtlıyorlardı. Her ne kadar Garcia Lorca Çingene Romansları’nda halk şiirine başvurduysa da bunları avantgard sembollerle birleştirmiştir.


Garcia Lorca 1929/30 yıllarını ABD'de geçirdi ve burada sürrealist şiirler yazdı. Bu şiirleri 1940'ta Poeta en Nueva York (New York'ta Şairler) adlı kitapta topladı. "Makinaların Dünyası" olarak nitelendirdiği ABD'den hoşlanmadığı için İspanya'ya planladığından erken döndü.


1930'dan Sonra: Tiyatronun Yenilenmesi

Garcia Lorca bir dram yazarı olarak tiyatroyu yenilemek istiyordu. Bunu yaparken, oyunlarında etkilerini kombine ettiği çok sayıda örnekten yararlandı. Halk şarkılarıyla ördüğü La zapatera prodigosa (Ayakkabıcının Garip Karısı) adlı farstan sonra (1930) Amor de Don Perlimplin con Belisa en su jardin (Don Perlimplin'in Belisa'yi Bahçede Sevmesi, 1931) adlı komik, masalsı, grotesk elemanlar birleştiren oda oyunu yayınlandı. Asi que pasen cinco anos (Beş Yıl Geçer Geçmez, 1931) adlı sürrealist düş oyununda ve El publico (Halk) (1931, yayınlanışı: 1976) adlı itiraf dramıyla, başta gizli dürtüler ve tutkular olmak üzere insanın içinde gizlenmiş olanları açığa çıkartmaya uğraşan bir tiyatro türü yarattı.
 

1933/34: Üç Başyapıtı
İspanya Cumhuriyeti'nin ilanından sonra Garcia Lorca Eduardo Ugarte ile birlikte La Barraca adlı gezgin sahneyi kurdu. Amacı kırsal kesimdeki halka İspanyol klasiklerini tanıtmaktı. 

  İzleyen yıllarda en önemli dramlarını yazdı: Bodas de sangre (Kanlı Düğün, 1933) adlı lirik trajedide İspanya'nın üç esas temasını işledi:

Tutku, zina ve kan davası. Gelin düğün gününde âşığıyla birlikte kaçar ama damat tarafından bulunurlar. Her iki erkek birbirini öldürür.


Garcia Lorca insanı, tabiatın karşı konulamaz temel güçleri olarak gördüğü doğa yasasıyla toplumsal normlar arasında sıkışıp kalmış biri olarak gösterir. Bunu yaparken antik tragedyaların biçimine başvurur.

Dona Rosita la soltera, o el languaje de las floras (Dona Rosita Bekâr Kalıyor ya da Çiçeklerin Dili, 1934) adlı romansında, insanın hayatını gönlünce yaşamasını engelleyen gelenekleri eleştirdi. Rosita Amerika'ya giden ve onu sürekli olarak evlenme vaadiyle oyalayan nişanlısını 25 yıl boşuna bekler. Ancak nişanlısının çoktandır evli olduğunu öğrendiğinde umudunu yitirir.

Yine 1934'te tatminsiz bir kadının trajedisi olan Yerma 'yi yazdı. Yerma bir çocuk sahibi olmayı özlerken kocası yalnız cinsel tatmin peşindedir. Yerma, gençlik arkadaşında doyumu bulabileceğini düşündüğü halde, katı ahlak yasalarını hiçe sayıp kocasını bırakmaya cesaret edemez. Onun yerine kocasını öldürür.
 

1936: Öldürülmesi
Garcia Lorca'nın son oyunu olan La casa de Bernarda Alba (Bemarda Alba'nın Evi, 1936) (İlk sahnelenişı: 1945) toplumsal ve ahlaksal zorunlulukların sonuçlarını gözler önüne serer. Kocasının ölümünden sonra despot Bernarda beş kızını dış dünyadan izole eder. İçlerinden sadece Adele annesine başkaldırır. Adele intihar edince annesi ailenin itibarını zedelememek için bu olayı gizler.

Garcia Lorca İspanya İç Savaşı patlak verdikten kısa bir müddet sonra, annesiyle babasının evinde tatil yaparken, Franko taraftarı Guardia Civil tarafından hiçbir neden gösterilmeksizin tutuklandı. 38 yaşındaki yazar bir ay sonra Granada yakınlarındaki Viznar uçurumunda kurşuna dizildi.

 

 

   Kaynakça: Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)
               www.cyberspain.com