| |

Mudanya
Bırakışması'nın imzalanmasından sonra, İtiaf Devletleri 23.10.1922' de
Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle Osmanlı Devleti'ni
İsviçre'nin Lozan kentinde konferansa çağırdı. Bu arada saltanatın
kaldırılmasına karar verildiğinden konferansa T.B.M.M. delegeleri
katıldı. Baş delege İsmet Paşa diğer delegeler Hasan Bey ve Dr. Rıza
Nur idi. Bunlara geniş bir danışman grubu da katıldı. Konferans
20.11.1922' de açıldı. Karşıda İtilaf Devletleri temsilcileri ile
başka devletlerin temsilcileri vardı. Konferans aralıklı olarak 8 ay
kadar sürdü. Türk Delegeler Kurulu, Misak-ı Milli İlkelerine uygun ve
Türkiye'nin tam bağımsızlığını sağlayacak bir barış yapmak istiyordu.
Karşısındakiler, Birinci Dünya Savaşı sonunda kendileriyle Osmanlı
Devleti arasında çözüm bekleyen sorunların çözülmesini istiyorlardı.
Bu arada mali, adli, ekonomik ayrıcalıkların kendi lehlerine
düzenlenmesini istemekteydiler. Türkiye eski rejimi değil kayıtsız
şartsız özgürlük istediğinden konferansta şiddetli tartışmalar oldu.
Sonuçta 4 Şubat 1923'te konferans dağılmak zorunda kaldı. İtilaf
Devletlerinin isteği üzerine 23.4.1923'te tekrar aynı ülkenin aynı
kentinde konferans toplandı. Bu kez bir sonuca varıldı. 23.7.1923' te
Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmanın Türk Ulusunca
taşıdığı önemi anlamak için Sevr Antlaşması'yla karşılaştırılması
yeterlidir.
Bu antlaşmayla:
-
Ülkenin bugünkü
sınırları çizildi.
-
Yunanistan'la
aramızdaki sorunlar düzeltildi.
-
Kapitülasyonlar
kaldırıldı.
-
Kabotaj hakkı
kaldırıldı
-
Boğazlar rejimi
saptandı.
-
İtilaf devletleri,
İstanbul ve Boğazlardan kuvvetlerini geri çektiler.
-
Fransızlarla
aramızdaki borçlar sorunu konferans sonuna bırakıldı.
Lozan Barış
Antlaşması, 23 Ağustos 1923 tarihinde 340, 341, 342 ve 343 numaralı
kanunlarla onaylandı. TBMM görüşmeleri sırasında Hariciye Vekili İsmet
Paşa, bir konuşma yaparak, Türkiye'nin kazanımlarını anlattı.

Lozan Anıtı - Karaağaç
İsmet İnönü'nün Konuşmasından...
-
"Lozan
Konferansı milletimizin Avrupa ortasında davet olunduğu büyük bir
imtihandır.
Acaba uzaklardan sesini işittiğimiz Türkiye medeni alem ortasında ve
günagün müşkilat içinde vazıh ve sarih olarak davasını teşrih ve
müdafaa edecek bir seviyei medeniye ve bir seviye-i siyasiyede
midir? Acaba gördüğümüz manzara Anadolu dağlarında şu veya bu
tesadüfün, muhasımlar tarafından irtikabolunan şu veya bu hatanın
tesadüfi neticesi midir? Yoksa müspet ve muayyen bir hedefe doğru
bir milletin bütün kuvvet ve menabii ile vakfınsederek behemahal
istihsali gaye için giriştiği bir mücadele midir? Bunun imtihanı
idi."
-
"Bu
kadar ağır mesuliyetleri bimuhaba almak için ve bunların içinde en
büyük müşkülat karşısında dahi hedefe karşı yürümek için malik
olduğum menbaı kuvvet bilhassa Büyük Millet Meclisi Reisi Gazi
Mustafa Kemal Paşadır."
-
"Fevkalade
karışık, dolaşık, bulutlarla mestur bir muhit içerisinde yol
gösterecek bir isabeti nazar lazımdır. Bu isabeti nazarı gerek
muharebe hayatında ve gerek sulh hayatında bize gösteren Mustafa
Kemal Paşa olmuştur. "
-
"Benim
kanaatim odur ki, imza ettiğimiz sulh ile hakiki bir sulh yapacağız
ve bu sulh ile milletler arasında yakın bir anlaşma hasıl
olacaktır."
-
"Eski
Osmanlı İmparatorluğu aksamından olduğu halde hudutlarımız haricinde
birçok dindaşlarımızı bırakıyoruz. Daima kemali fahir ile ve kemali
saffet ile ilan edebiliriz ki bugün milli hudutlarımız haricinde
kalan dindaşlarımıza karşı Türk Milleti gördüğünden daha fazla vefa
ve samimiyet göstermiştir. En dar zamanlarda, hatta kendilerinden
müşkilat gördüğümüz zamanlarda dahi onların selametlerini saffeti
derun ile temenni etmekten başka bir gaye takibetmedik."
-
"Büyük
bir İmparatorluğun inkısamı karşısında bütün cihana karşı yalnız
kendi kuvvetiyle uğraşmaya mecbur kalan Milli Türkiye daha başka bir
vaziyet alamazdı, ittihaz ettiğimiz zaruri hareket bu idi. Herkese
ve herkese karşı vazifesini bihakkın ifa etmişlerin istirahatı
vicdaniyesi ile çıkabiliriz."
-
"Türkiye
bütün cihan muvacehesinde davasını talebediyor. Sarih ve şüpheden
azade olarak kati bir ifade ile kapitülasyonları ilga ettiriyor. Bu
Türkiye'nin kendi evi içinde diğer herhangi bir millet gibi tamamen
müstakil ve efendi olduğunu kabul ve tasdik etmek demektir."
-
"Yeni
Türkiye, bütün kuvvet ve menabiinin mahalli sarfını tayin ve tanzim
ettiği için İstanbul ve boğazların muhafazasını ilelebed temin etmiş
oluyor."
-
"Yeni
Türkiye'nin hududu dahilinde kalacak olan bütün vatandaşlar
yekdiğerleriyle itilaf etmesini bilerek bir vatan içerisinde huzur
ve sükun içinde yaşayacaklardır."
-
"Mütecanis,
yeknesak bir vatan... hakkı müdafaası mutlak, menabii mebzul ve
serbest bir vatan. Bu vatanın adı Türkiye'dir. O Türkiye'yi bu
muahedenameler ifade ve tavzih etmektedir."
-
"Efendiler!
Türk milletinin hassai esasiyesi zannolunduğu gibi unsuru cidal
olmak değildir. Türk Milletinin hassai esasiyesi sulh ve müsalemet
vadisinde unsuru terakki ve medeniyet olmaktır."
Kaynakça:
www.mustafakemal.net
www.belgenet.com |
|