|

Balık sofralarının vazgeçilmezi lüfer, etinin lezzeti ve
kendine özgü aroması balık severlerin liste başı balıkları
arasında gelir.
Türkiye balıkları hakkında müthiş bir araştırması ve bilgisi
olan ve bu bilgileri kitaplaştıran Karakin Deveciyan Üstat, der
ki;” lüfer balığı diğer balıklarla karıştırılmaz, etinin
lezzeti, kendinden büyük balıklara saldıracak kadar gözü pek
olması ve oltaları kırmakta ve kaçmaktaki ustalığı ile çok
belirgin olarak tanınır”.

İstanbul halkı için çok değer verilen lüfer balığı,
tarihimizde kimi zaman “boğazın sultanı” kimi zaman “boğazın
dişlisi” olarak anıldı. Çok sevilen boğazın kabadayısı lüferin
gelişme evrelerine göre, koruk, defne, çinekop, sarıkanat,
lüfer, kaba lüfer ve kofana şeklinde isimlendirmede bulunulmuş.
Başka hiçbir balığa bu kadar derinlemesine tanımlamalar
yapılmamış. Oltayla balık tutma sevdalıları, sonbaharın başında
Boğaz’ın Karadeniz girişinde sabırla bekleyerek mevsimin ilk
lüferini avlamaya koyulurlarmış.
Yumurta bırakmak için yaz aylarında Ege’den, Marmara’ya ve
Karadeniz’e çıkan lüfer sürüleri eylül ortasından itibaren
Karadeniz’in besili sularında gelişerek inişe başlar. Artık
boğaza inerek serüvenlerine devam ederler. Bu iniş sırasında,
günümüzde güçlü radarlı balıkçı teknelerinden kurtulabilirlerse
boğazda ve Marmara’da uzun süre kalır, av verirler.

Günümüzde yoğunluklu olarak ağ ile tutulan lüferler sürü
halinde yaşarlar. Çok hareketli olmayan lüferler daha yağlıdır
ve bu nedenle daha lezzetli olurlar. Olta balıkçılığı ile
avlanan lüferler sürü dışında başıboş gezen balıklardır. Çok
hareketli olduklarında yağ oranları düşüktür. Lezzetleri ağ
lüferlerine göre daha düşüktür. Fakat olta lüferleri avlandıktan
sonra ağ lüferlerine göre kendilerini hemen bırakmazlar.
Tazeliklerini uzun süre korurlar.
Bir zamanlar Haliç’e kadar giren lüferi artık yavaş yavaş
boğazda göremeyeceğimiz zamanlar yaklaştı. Lüferin korunması
için yapılan çalışmaların tamamının desteklenmesi gerekir.
Yapılan son çalışmalardan sonra Haliç’e bazı balıklar geri
dönmeye başladı. Umudumuz bir gün lüferi Haliç’te görmek olsun.

LÜFER
PILAVI
Malzemeler:
1 lüfer
300 gr pirinç
100 gr tereyağı
75 gr zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
½ çay kaşığı tarçın
¼ demet ince kıyılmış dereotu.
Hazırlanışı:
Lüfer balığı
ayıklanıp içi temizlenir yıkanır. Bıçak yardımı ile fileto
edilir kılçıkları ayıklanır, balık hazır hale getirilir.
Tencerede tereyağı ve zeytinyağı kızdırılır, su ilave edilir.
(Salma usulü olacak ). Tuz ve tarçın serpiştirilir. Islanmış
pirinç yıkanır ve süzgeçten suyu süzdürülür, kaynayan suya
boşaltılır ve karıştırılır. Kaynamaya başlayınca balık
filetoları pilavı üzerine bırakılır, ocağın altı kısılır. Ağır
ateşte
10 – 12 dakika
bekletilir ve ocaktan alınır. beş – altı dakika dinlendirilir.
Servis kabına alınır üzerine kıyılmış dereotu serpiştirilir.

LÜFER
YAHNISI
Malzemeler:
1 lüfer
1 ince doğranmış kırmızı soğan,
1 diş sarımsak
1 kabuğu soyulmuş ve ince doğranmış domates
1 yemek kaşığı sirke
2 yemek kaşığı kuş üzümü
2 kabuk tarçın
1 adet defneyaprağı
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı su
½ çay kaşığı toz karabiber
1 çay kaşığı tuz.
Hazırlanışı:
Lüfer temizlenip
yıkanır. ince dilimler şeklinde dilimlenir. Zeytinyağında iki
tarafı kızartılır. Balıklar tabağı alınır. Tavada zeytinyağı
kızdırıp ince doğranmış soğan ve sarımsak ilave edilir. Soğanlar
iyice pişince domates ilave edilir, karıştırılır. Tuz, biber,
kabuk tarçın, sirke, kuş üzümü, defneyaprağı ilave edilip bir
bardak su eklenir. Bir taşım kaynatıldıktan sonra kızarttığımız
balık dilimleri kaynayan sosa ilave edilir. Ağır ateşte sekiz –
on dakika kadar kaynadıktan sonra ocaktan alınır. Sıcak olarak
servis edilir.
Yazı: Vedat Başaran
Fotograf: Serkan Eldeleklioğlu
Kaynakça:
SkyLife - Kasım 2010
Vedat Başaran ve
Serkan Eldeleklioğlu'na teşekkürlerimizle
Denizce

08.12.2010
|