e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Makro Değişim

Ervin Laszlo      

 

 

Makro Değişim Nedir?
Geleceğimizle ilgili sorabileceğimiz en temel soru, onu bilip bilemeyeceğimizdir. Bu basit soruya çok değişik cevaplar verilebilir. Omzumuzu silkip “Bilmiyorum ve gerçekten umrumda değil, bir kerede bir şeyle uğraşırım ve gelecek de kendi başının çaresine bakar” diyebiliriz.
Veya bu sorunun cevabı olmadığını söyleyebiliriz veya en azından belli bir güvenle verebileceğimiz cevabı olmadığını söyleyebiliriz.
Bir Fransız deyiminde olduğu gibi, plus ça change, plus c'est la mème chose (bir şey ne kadar çok değişirse o kadar aynı kalır). Sonuçta söz konusu olan insan ve insan doğası ve bunlar yarın da bugünküne benzer olacak. Bu popüler görüşün daha sofistike bir şekli ise günümüzde devam eden uzun vadeli işlemlerin bir miktar değişim sağlayacağı ve yarını biraz değiştireceği şeklindedir. Bu işlemler genel olarak “trend” olarak görülürler. Trendler, yerel veya küresel, makro veya mega olsunlar; belli bir değişikliğe neden olurlar; trendler sonuçlandıkça bazı şeylerden daha çok olur, bazılarından daha az. Dünya halâ aynı dünyadır, sadece bazı insanlar diğerlerinden iyi durumdadır, bazıları daha kötü durumdadır.
Amerikan Ulusal İstihbarat Konseyi'nin yayımladığı bir rapor olan Küresel Trendler 2015. 2015 dünyasının bu gizlilik derecesi olmayan rapordaki görünümü, anahtar unsurlar tarafından tetiklenen anahtar trendlerin sonuçlanmasına dayanır.
Yedi anahtar trend ve unsur şunlardır:

1.       Demografi,

2.       Doğal kaynaklar ve çevre;

3.       Bilim ve teknoloji,

4.       Küresel ekonomi ve küreselleşme;

5.       Milli ve uluslararası yönetim,

6.       Gelecek çatışması ve,

7.       Amerika Birleşik Devletleri'nin rolü.

Unsurlarının etkisiyle bu trendlerin sonuçlanma şekli dört değişik gelecek yaratabilir: kapsamlı küreselleşme geleceği, başka bir ayrımcı küreselleşme geleceği, yerel rekabet geleceği veya kutupların olmadığı bir dünya.

Tüm bu faktörler dikkate alındığı zaman, uzmanların “iyimser senaryo” dedikleri senaryoya ulaşırız. Bu görüşe göre 2015 dünyası, bugünküne çok benzeyecek. Tek fark, bazı nüfus kesimlerinin diğerlerinden daha iyi, bazı nüfus kesimlerinin diğerlerinden daha kötü olacağıdır. Küresel ekonomi büyümeye devam edecek, fakat yolu taşlı olacak ve devam eden finansal dalgalanma ve genişleyen ekonomik uçurumla tanınacak.

İşte Küresel Trendler 2015 raporundan muhtemel problemlerin kısa bir listesi:

  • Ortadoğu'da hayat standartlarının ciddi ölçüde bozulması nedeniyle ortaya çıkabilecek şiddetli siyasi ayaklanmalar;

  • Yüksek teknolojili silahlara sahip, anti-Batı amaçları olan bir Uluslararası terörist koalisyonunun kurulması;

  • HIV / AIDS ölçeğinde bir küresel salgın;

  • Amerikan ve Batı etkisini düzenlemeyi amaçlayan bir jeostratejik ittifak kurulması (muhtemelen Rusya, Çin ve Hindistan arasında);

  • Amerika ve Avrupa arasındaki ittifakın bozulması; veya

  • Uluslararası  Para Fonu ve Dünya Ticaret Örgütü'nün gücünü azaltmak ve Amerika'nın küresel ekonomik liderlik rolünü zayıflatmak için yeni organizasyonlar kurulması.

Makro Değişimler Yoluyla Evrim
Makro Değişim, bir toplumun evrimsel dinamiğindeki bir parçalanmadır, bizim etkileşimli ve bağımlı dünyamızda insanlık medeniyetinin bütünlüğünün parçalanmasıdır.
Kelebek  etkilerinin keşfi, hava tahmini sanatıyla bağlantılıdır. Amerikalı meteorolog Edward Lorenz tarafından 1960'larda bulunan ilk kaotik etkileyicisinin şekli kelebek etkilerinin temeli olmuştur. Dünyanın havasının süper-hassas evrimini bilgisayarda modellemeye kalkışınca bulduğu garip evrimsel yol, kelebek kanatlarına benzer bir şekilde birleşen iki değişik eğriydi. En küçük bir karışıklık dünyanın havasının evrimsel eğrisinin bir kanattan diğerine kaymasına neden olacaktı. Görünüşe göre hava, kaotik etkileyicilerin devamlı etkisinde olan sürekli kaotik safhada olan bir sistem.
Daha sonraları pek çok türde kaotik etkileyiciler keşfedilmiştir. Bireyler doğar, olgunlaşır ve ölür, fakat kurdukları toplumların içinde var oldukları ekoloji var olmaya devam eder. Kompleks sistem evriminin dinamiği bu büyük varlıklar için de geçerlidir.
İnsan toplumları bireysel olarak bilinçli olan insanların kendi aralarındaki ve doğayla aralarındaki ilişkilerden oluşur. Bu sistemlerin evrimsel dinamiğini insan aklı ve bilinci zorlaştırır.
Göreli düzen dönemlerinde, bireylerin bilinci toplumun evriminde karar verici bir rol oynamaz, fakat kaos dönemlerinde bunu yapar. Bir insan toplumu, düzeninin sınırlarına yaklaştıkça süper-hassas hale gelir ve en küçük dalgalanmaya bile yüksek tepki verir. Bu durumda sistem değer, inanç, dünya görüşleri ve isteklerdeki belirsiz değişikliklere bile tepki verir.
Makro değişim sistemin limitleriyle karşılaşılması durumunda parçalanmanın başladığı sosyal evrim sürecidir: Bu, sistemin geleceğine karar vermek için eşi benzeri olmayan bir özgürlük dönemidir. Parçalanmanın “kaos sıçramasının” sonucu önce belli değildir. Olası alternatifler arasından yapılacak seçimi, sistemin içinde veya etrafında olan “dalgalanmalar” belirler.

 

Bir Makro Değişimin Dört Safhası
1. Tetikleme Safhası: “Sert” teknolojilerdeki yenilikler (aletler, makineler, işletim sistemleri) insan çıkarları için doğanın kullanılmasını daha verimli hale getirir.
2. Dönüşüm Safhası: Sert teknoloji yenilikleri sosyal ve çevresel ilişkileri geri dönülmez şekilde değiştirir ve sırasıyla aşağıdakileri oluşturur;

·         Kaynak üretimindeki artış,

·         Nüfus artışında hızlanma,

·         Daha büyük toplumsal karmaşıklık ve

·         Sosyal ve doğal çevre üzerinde giderek artan bir etki.

3. Kritik Safha (veya “Kaos”): Değişen toplumsal çevresel ilişkiler yerleşik kültür üzerinde baskı yaratır ve geleneksel değerler, dünya görüşleri, ahlak kuralları ve hırslar gibi bu kültürle bağlantılı kavramları sorguya açar. Kaos teorisinde kullanıldığı tanımıyla toplum kaotik olur. Toplumda düzen eksikliği yoktur, fakat dalgalanmalara aşırı duyarlı belirsiz bir düzen sergiler. Egemen kültürün ve bilincin evrimi – insanların değerlerinin, görüşlerinin ve ahlak kurallarının tepki verip değişme şekli – sistemin kaos sıçramasının sonucunu tayin eder.

4. (a). Başarısızlık Safhası: Toplumdaki önemli bir insan kitlesinin değerleri, dünya görüşleri ve ahlaki kuralları ya değişime tepki verir ya da çok yavaş değişir. Bunun yanı sıra yerleşik kurumlar zamanında bir dönüşüme izin verecek kadar esnek değillerdir.  Bozulan bir çevreyle birleşen sosyal karmaşıklık başa çıkılamayacak sıkıntılar doğurur. Sosyal düzen bir seri krizden sonra yerini çatışma ve şiddete bırakır.

4. (b). Başarı Safhası: Önemli bir insan kitlesinin akıl yapısı zamanla evrim geçirir ve toplumun kültürünü daha iyi adapte olmuş bir yapıya doğru sürükler. Bu değişiklikler etkisini gösterdikçe, gelişen sosyal düzen – daha adapte olmuş değerler, dünya görüşleri ve bağlantılı ahlâk kuralları tarafından yönetilen – kendi kendini kurar. Sosyal sistem değişen koşullarında kendini düzenler.

 

Makro Değişimin Geçmişi ve Bugünü

Winston Churchill bir zamanlar “ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görebilirsiniz” demişti. Bugünün makro değişimi kritik safhaya geldiği zaman ne olacağını – daha çok ne olabileceğini – bilebilecek kadar ileriyi görmek istediğimiz için geriye bakarak başlıyoruz: tarihteki makro değişimlere.

Tarihi olayların kendilerini tekrar etmelerini beklemiyoruz, fakat tarihi sürükleyen dinamik pekalâ tekrar edebilir. Bunun bize öğreteceği çok şey olacaktır. Çünkü George Santayana'nın çok alıntı yapılan sözü tamamen yanlış değildir: “geçmişi ihmal edenler onu tekrar etmeye mahkûmdur”.

Medeniyet tarihçisi Alastair Taylor'un işaret ettiği gibi, atalarımız bir tür kültür ve bir tür sosyal düzen evrimi yaşamaya başladıklarından beri birbirleriyle ve doğayla olan ilişkilerindeki periyodik değişimler beraberinde inanç ve dünya görüşlerinde değişiklik getirmiştir. Birlikte bu “objektif” ve “subjektif” değişimler birleşik medeniyet değişimleri yarattı.

 

Halit Yıldırım'a teşekkürlerimizle

Denizce

04.11.2009