Denizce
    
e-mail
    
denizce@denizce.com

 
 
 
  

  



Dünya
Atmaca
Böğürtlen
Datça Florası
Deniz Minareleri..
Doğal Klimalı Evler
Ekolojik Sistem
En Yakın Mars
Mars 2007
Sulak Gezegen Mars
Evsel Atıksular
Gediz'in Güzelleri
Gelincikler
İklim Dinamikleri
İklim Geleceğimiz
Kardelen
Karıncalar
Kasırga Nasıl Oluşur
Kış Uykusu
Kurutulan Dünya
Kül ve Ekmek
Küresel Isın.Pay.
Lale
Mantarın Rengi
Meyve Çiçekleri
Nar, Mazı Meşesi
Sedir A.ve Gemicilik
Türkiye Doğası
Yapraklar
Zakkum

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım 

 

  Mayıs   

  Mantarın Rengi                                                                             Tansu Gürpınar

 

 

Sonbaharın ilk belirtilerinin ortaya çıktığı günlerde doğaya dikkatle baktığımızda çoktandır görmediklerimizi farketmeye başlarız.

Kısalan günler, serinleyen hava, mevsimin ilk yağmurları, bu değişikliklerin baş mimarlarıdırlar. Yaz güneşinin kavurduğu topraklardan ılık güz yağmurlarıyla beraber taptaze çimenler boy göstermeye başlarlar.

 

Sonbahar çiğdemleri yaylalara yeniden bahar rüzgârları getirirler. Çoğu yerde "vargit gülü" ismini alan bu güzel varlıklar, yaylalara ilk kar düşmeden açan son çiçekler olurlar. Akdeniz'in, Ege'nin kıyı kuşaklarında ise siklamenler baharı yeniden yaşatırlar.

 

 

Çimenlerle, çiçeklerle birlikte sonbahar doğasında bol görülenlerden biri de mantarlardır. Hemen her yerde yağmurlardan kısa bir süre sonra ortaya çıkan mantarların en çok bulunduğu yerler ise ormanlardır. Mantarların yetişme koşullarında nispi rutubetin fazlalığı, ısı değişikliğinin azlığı, çevrede organik madde çokluğu ve ışığın yumuşaklığı gibi etkenler dikkate alındığında mantarların ormanları neden daha çok sevdikleri ortaya çıkar.

Bütün ormanlarda yetişmekle beraber kayın, gürgen, meşe ve benzeri yaprak döken ağaçların bulunduğu ormanlarda daha çok bulunurlar. Genelde ormanlarda, sonra tatlı su ve nadiren de denizde yaşarlar.

 

Doğada yaşayan canlılar yaptıkları temel iş ve işlevlere göre üç grupta toplanmaktadır: Üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar. Bitkiler fotosentez sonucunda besin ve oksijen ürettikleri için üretici; hayvanlar, doğrudan ya da dolaylı olarak besinlerini bitkilerden sağladıkları için tüketici grubu oluştururlar. Ayrıştırıcılar ise ölen organizmaları parçalayarak yeniden doğaya kazandırırlar. Bakteriler ve mantarlar işte bu grubu, ayrıştırıcıları oluştururlar.

 

 

İlk canlıların dünya yüzünde görülmeye başlamasından bu yana milyonlarca yıl oldu. O zamandan bugüne kadar dünyaya gelen bütün canlılar oldukları yerde kalsalardı herhalde güzelim dünyamız bir mezarlık görünümüne bürünürdü.

Oysa, eğer insan tarafından kirletilmemişse bir doğal alan, tertemizdir.  Doğadaki bu temizliği bize sağlayan, ölü organizmaları parçalayarak başka canlıların yararlanacağı hale getiren bakteriler ve mantarlardır.

 

Bir ağaç devrildiğinde...

Ormanda bir ağacın devrildiğini düşünelim. İlk birkaç yıl gövdesi üzerinde mantarlar gelişir. Beş altı yıl sonra ağaç artık sert ve sağlam yapısını kaybetmiş, yumuşak ve gözenekli bir hal almıştır. Bu safhada bakteriler ağaç kütüğünün selüloz yapısını parçalamaya başlarlar. Çeşitli böcekler de gövdeyi hem barınak, hem de besin olarak kullanırlar.

Yirmi otuz yıl sonra ağaç gövdesi artık şeklini de kaybetmiş, kahverengi bir yığın haline gelmiştir. Üzerinde, çevresinde otlar, ağaçlar bitmeye başlamıştır. Kısacası ağaç artık toprak olmuştur ve bu, mantarların, böceklerin ve bakterilerin faaliyetleri sonucunda gerçekleşmiştir.

 

Dünya üzerinde 60 bine yakın mantar türü var; bazıları o kadar ilginçtir ki elle sınırları çizilmiş gibi yaklaşık 6 mt. çapında bir dairenin içini doldururlar. Mantarların bir kısmı besleyici ve lezzetlidir ve de besin değeri taşır; ancak bir kısmı da zehirlidir.

Yenen mantarlarla zehirli olanları ayırmak için onları iyi tanımak gerekir. Türkiye'de yetişen mantarların en zehirli olanı yenen bazı türlerle benzerlik gösterdiğinden mantar zehirlenmeleri olur.

 

Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekmektedir. Zehirli mantarı zehirsiz olanından ayırmak için kullanılan yöntemler de, ne yazık ki, doğru değildir. Tek çıkar yol, mantarı iyi tanımaktır.

 

Cenaze töreni

Mantar zehirlenmelerini (hafif türdekileri) farklı yorumlayan kültürler de yok değil. İnsanlarda yenildiğinde garip etkiler yapan, Meksika'nın ıslak otlu kesimlerinde yetişen türünü yiyenler, örneğin hallüsinasyonlar görür. Kızılderililer, dini ayinlerinde bu mantarı yiyerek güzellik, tazelik ve bilginin sırlarına sahip olacaklarına inanırlar!

 

 

Mantarların doğada yaptığı işi, bir bakıma doğadaki cenaze törenine benzetebiliriz. Onlar ölüleri kaldırırlar. Fakat mantarlar bu törene çok ilginç ve değişik kıyafetlerle katılmaktadırlar. Kimi zaman kendi başlarınadırlar, kimi zaman toplu halde. Ve öyle ya da böyle, ortaya koydukları tablo çoğu kez görsel bir şölendir. Biçimleri, renkleri, dokuları, kesinlikle başka hiçbir canlı formuna benzemez:

Deniz kabuğundan mücevhere, gece lambasından, sanatçının düşlerini zorlayan biçimlere... Yakınına ulaştığınızda gördüğünüz manzaranın sizi masallarda geçen öykülere götürmesi kaçınılmaz...

 

Bu yazıya eşlik eden mantar fotoğrafları genellikle ülkemizin kuzeyinde yer alan orman kuşağında çekildi. Fotoğraflarla yetinmeyip kendilerini görmek istiyorsanız fırsat bulduğunuzda nemli orman patikalarına gidin. Ama mutlaka nemli olmalı.

Yavaş yavaş yürürken etrafınıza dikkatlice bakın. Belki de burada gördüklerinizden daha farklı, daha güzel olanlarını göreceksiniz.

Deniz kabuğundan mücevhere, gece lambasından sanatçının düşlerini zorlayan biçimlere...

  Yazı          : Tansu Gürpınar
  Fotoğraflar: Nusret Nurdan Eren

 

   Kaynakça:
   Sea Life

  Sayı: 1  Ekim-2001

Tansu Gürpınar'a teşekkürlerimizle
Denizce