Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 






Hukuk
Türk Bayrağı K.
Amat.Deniz.Yonetm.
Balıkçı Barınakları
Can ve Mal Koruma
Dz.Çatışmayı Önl...
Gemiadamları Yön..
Gem.Yön.Değiş.
Kabotaj Kanunu
Kıyı Kanunu
Limanlar Kanunu
Montreux
Özel Öğr.Kurum.K.
Yeni Petrol K.

Mevzuat
Denizcilik Eğitimi
Denizcilik Müsteş..
D.Tic.Fil.Geliştirilmesi
Deniz Turizmi Yönet.
Gemi Sağlık Res.K.
İSBİ Serbest Bölge
Kadın Hakları M.
Marina Zammı
Sağlık Cüzdanı
Tekne Vergileri
TelsizOp.Sın.Yön.
Tescil İşlemleri
Özel Tekne Yön.
Yat Belgeleri
Kontrol Listeleri
Teknik Don.Stand.
Gemi Adam.Stand.
Gemi Adam.Donat.
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Hukuk   

 Marina Fiyatları Arttırım Özgürlüğü                  Derleyen Av.Cem Gürkut Moralıoğlu

 

 

ÖLÇÜSÜZ MARİNA ZAMMI
HAKİM DURUMUN KÖTÜYE KULLANILMASI

 

Geçtiğimiz günlerde Ataköy Marina ücret tarifesi üzerinde sessiz sedasız yapılan arttırım, deniz kamuoyunda çalkalanmalara ve itirazlara konu oldu. Marina yönetimi tarafından konu zammın hangi kriterler ve sebeplerle yapıldığına ilişkin  bir açıklama da yapılmadığından, adeta tek taraflı ve hakkaniyete uygun olmayan bir uygulamaya maruz kalındığı hakim düşüncesi ışığında, bu yöndeki talepler de gözetilerek deniz kamuoyunun hukuki anlamda bilgilendirilmesinin temini için konunun genel bir hukuki değerlendirmesinin yapılması gereği doğmuştur.

Yeni bağlama tarifesi incelendiğinde, hem doğrudan arttırım uygulanıldığı, hem de tarife biçimi değiştirilmek suretiyle ayrıca dolaylı arttırım yoluna gidildiği görülmektedir. Buna göre:

a)     51 metrekare yüzölçümüne kadar tekneler için eski fiyat tarifesine göre avro üzerinden yaklaşık % 63 oranında artış uygulandığı,

b)     Diğer yandan bu yeni tarife değerleri üzerinden 51 metrekarenin altındaki tüm teknelerin 51 metrekare imişçesine değerlendirildiği anlaşılmaktadır. 

Fiyatlandırma usul ve esasındaki bu değişikliğin sonucu olarak, sözgelimi halen Ataköy Marinada bağlı 32 feet uzunluğundaki ve yaklaşık yüzölçümü 32 metrekare olan 24 yaşındaki yelkenlimiz Resif’in önceki tarifeye göre bir senelik bağlama bedeli yaklaşık 2.400 avro iken yeni uygulama ile 6.232,20 avro istenildiği bir başka deyişle teknemiz bağlama ücretine avro üzerinden fiilen  % 160 arttırım uygulanıldığı görülmektedir. 

Halen marinada bağlı birçok teknenin neredeyse mali değerini aşan bu senelik  bağlama bedelinin yarattığı şok bir yana, yeni uygulamayı müteakip -arttırım ile neredeyse aynı anda- alternatif mahiyette tekne bağlanabilecek evsafta boş yeri olan balıkçı barınaklarının dahi tarifelerini bu arttırıma paralel olarak yeniden düzenlemiş olmaları tekne sahiplerinin içine düştüğü çaresiz durumu gözler önüne sermektedir.

Bu durumun bizim yönümüzden hukuki değerlendirmesine gelince; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un madde-3, madde-6 ve müteakip maddeleri kapsamında konu “Hakim Durumun Kötüye Kullanılması” başlığı altında hükme bağlanmıştır. Buna göre;  bir veya birden fazla teşebbüsün Ülke’nin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.

Hakim durum, belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü olarak tanımlanmış ve Kanun’un 6. maddesinde de hakim durumun kötüye kullanılması halinin hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtilmiş, kötüye kullanmanın tanımı yapılmamış ancak uygulamada sık rastlanılan kötüye kullanma halleri örneklemek suretiyle sayılmıştır. Bunlar;

a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,

b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması,

c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,

d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,

e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması olarak sıralanmıştır.

Hakim durum, bir ya da birden fazla teşebbüsün pazarda güçlü bir konumda bulunmasını, yani teşebbüsün pazarda rekabeti önleme veya serbestçe davranabilme ya da istediği stratejiyi pazara kabul ettirme gücüne sahip olmasını ifade eder. İlgili pazarı belirleyen iki temel unsur bulunmaktadır. Bunlar, coğrafi pazar ve ürün pazarıdır. İlgili coğrafi pazardan anlaşılması gereken aynı rekabet koşullarına sahip pazar alanıdır. Ürün pazarı ise ticari alışveriş konusu olan bir malın yada hizmetin oluşturduğu pazardır. Bir teşebbüsün hakim durumda bulunduğunu gösteren değişik ekonomik ve sosyal faktörler de bulunmaktadır. Buna göre hakim durumun tespitinde, ilgili ürün ve coğrafi pazarın yanısıra ilgili zaman dönemi, ürünün ikame edilebilirliği, çapraz esnekliği, pazarın homojen yapıda olması, pazardaki rakiplerin sayısı ve pazar payları gibi hususların da incelenmesi gerekmektedir.

Kısaca hakim durumun tespiti konusunda yapısal, işlevsel ve ekonomik güce dayalı olmak üzere çeşitli değerlendirme ölçütleri vardır. Hakim durumun varlığı tamamen iktisadi analizlere dayanarak araştırılması gereken bir konu olup, hakim durumun belirlenmesinde önemli olan ve öncelikle ele alınması gereken ölçüt, işletmenin ilgili pazardaki payıdır. Pazar payının yalnız hakim durumda olup olmadığının incelenmekte olan işletme açısından değil, bu işletmeye rakip olan, diğer işletmeler açısından da incelenmesi gerekmektedir.

Danıştay 10. Dairesi’nin 2001/2561, K. 2004/5848, 29.6.2004 tarihli konuya ışık tutar mahiyette, benzer bir olaya ilişkin bir kararında özetle; “Ruhsatını uydu yer istasyonu işletenlere kiralayan şirketin, maliyet artışı olmadan rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaşması ve piyasa dışına itilmeleri sonucunu doğuracak şekilde tarifeyi arttırması hakim durumun kötüye kullanılmasıdır ve uygulama tedbiren durdurulmalıdırtespiti yapılmakta ve açıklamalarımıza paralel yöndeki bu kararı ile konuya ilişkin yargısal bakış açısı ortaya konulmaktadır.

2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu madde 10 gereğince; “Belgeli işletmelerin uygulayacakları fiyat tarifelerinin hazırlanması ve onaylanmasına ilişkin genel ilkelerin Bakanlıkça (Kültür ve Turizm Bakanlığı) belirleneceği”  hususu hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede; arttırımın salt serbest piyasa kriterlerine göre yapılamayacağı, tarifenin belirlenmesinde kamusal kriterlerin gözetilmesi kanuni zorunluluğundan yola çıkıldığında; marina fiyat tarifesinin, Türk Denizciliği ve Yelkenciliği ile doğrudan ilgisinin görmezden gelinmesinin mümkün olamayacağı da açıktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yapılmış değerlendirmede Denizcilik Müsteşarlığı’nın konuya ilişkin görüşünün alınıp-alınmadığını yahut belirlemenin hangi ölçütlerle yapıldığını bilemesek de, arttırımın olumsuz sonuçlarından bilhassa 13 metre altındaki teknelerin son derece olumsuz biçimde etkileneceği tespitinden hareketle, “eğer denizciliği büyük ülkümüz olarak düşünmekten vazgeçmediysek” tarifeyi onaylayan ve talep eden mercilerin denizciliğe ve bilhassa yelkenciliğe büyük zarar verecek bu uygulamayı bir kez daha gözden geçirmelerinde ve mutabakat ile adalet duygusuna da uygun düşecek yeni bir tarife belirlenmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

Değerli denizci dostlar; pruvanız neta, rüzgarınız kolayına, deniziniz sakin ve neşeniz daim olsun.

Saygılarımla
Av.
Cem Gürkut Moralıoğlu