|
Meme kanseri
kadınların korkulu rüyasıdır. Meme kanseri kadınlarda erkeklere
göre 100 kat daha sık görülür. Doğa, kadınlarda olmayan
prostatın kanserini erkeklerin başına sararak bu alanda
kadın-erkek eşitliğini sağlamıştır.
Meme kanserinin
kadınlar arasındaki yaygınlığı, hastalığı toplumsal sorun
boyutlarına taşımaktadır. Hastalık toplumda her 8 kadından 1’ ni
tehdit etmektedir. 1950-70 yılları arasındaki 20 senede ABD’ de
1 milyon kadın meme kanserinden ölmüştür. Bu rakam, aynı dönemde
ABD’nin Dünya jandarmalığı nedeniyle çeşitli ülkelerde yol
açtığı savaşlarda verdiği kayıplardan çok, verdirdiği
kayıplardan ise azdır. Bu bilgilerle kayıp sayısının
trajik boyutunu, trajik bir şekilde
somutlaştırabiliriz.
Meme kanseri 50
yaşından büyük kadınları daha çok sevmektedir. 50 yaşından
sonra, önceye göre 4 kat daha fazla görülen meme kanseri
sosyoekonomik durumu daha iyi olan kadınlarda da daha sık
görülmektedir. Bunun ilahi adaletten çok östrojen hormonu,
geç evlenme ve çocuk emzirme ile ilgisi vardır.
Sosyoekonomik durumu iyi olan kadınlarda gelişmelerini erken
tamamlamaları nedeniyle adet görmeleri erken olmakta ve menopoz
geç gündeme gelmektedir. Bu sürecin uzun olması meme kanserinde
riski arttıran Östrojen hormonu ile teması arttırmaktadır. Diğer
yandan geç evlenme ve çocuk emzirmeme de meme kanseri riskini
arttıran etkenlerdir. Buna şişmanlık da eklenince tehlike daha
da artmaktadır. Genetik yatkınlık da söz konusu olan meme
kanserinde, ailesinde meme kanseri olan kadınların daha dikkatli
olması, tarama programlarına özellikle katılması önerilmektedir.
Egzersiz ki
kastedilen asgari haftada 4 gün ve 45 dakika tempolu yürüyüş
olup düzenli ve de istikrarlı yapılmasıdır, sebze ve meyveden
zengin beslenme, sigaradan kaçınma, aşırı alkol tüketiminden
vazgeçme meme kanseri riskini %30-40 azaltmaktadır.
Risk azaltılsa
bile devam etmektedir. Ölümcül sonuçlarından kurtulmanın yolu
erken tanıdır. Meme kanseri tarama programları ile erken
yakalanabilen bir kanser türüdür ve bu durumda tamamen tedavi
edilmesi mümkündür.
Erken tanının
önemini kavramış olan Sağlık Bakanlığı, Kanserle Savaş Daire
Başkanlığına bağlı ‘Kanserde Erken Tanı Merkezleri’ni (KETEM)
Mersin de dahil birçok ilde faaliyete geçirmiştir. Hiçbir
yakınması olmayan kadınlar bu merkezlere başvurup eğitim
hizmetlerinden yararlanmakta, 50 yaşını geçen kadınlar ise meme
kanseri taramasından geçirilmektedir.
Eğitim
hizmetlerinin en önemlisi kendi kendini meme muayenesidir ki bu
yöntemin erken meme kanseri tanısındaki yeri %70 tir. Yani erken
meme kanseri tanısı alan kadınların %70’i kendi kendini muayene
ederek doktora başvuranlardan oluşur. Diğer bir tarama yöntemi
mamografi olup erken tanı için 50 yaşını geçen kadınlarda senede
bir kez çektirilmesi önerilir.
Memede
sertlik, kitle (meme kitlelerinin %80 ni iyi huylu sadece %20
‘si kanserdir), meme derisinde kalınlaşma, meme başında içeri
çekilme, yara, kızarıklık, kalınlaşma, meme şeklinde değişiklik,
asimetri, meme başında akıntı zaman geçirmeden doktora
başvurmayı gerektiren başlıca bulgulardır.
Meme kanserinde
kesin tanı biyopsi ile konmakta, tedavisi hastalığın tanı
konduğu evreye göre cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve
hormonoterapi yöntemlerinden bir veya birkaçıyla yapılmaktadır.
Meme kanserine
yakalanma riskini doğru davranışlarla azaltmak mümkün iken
yaratacağı ölüm riskini de KETEM’lere başvurarak bertaraf
etmenin azımsanmayacak bir olasılık olduğunu bilmek yarattığı
korkuyu azaltmaktadır.
www.pratikhaber.com
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

01.05.2007
|