|
Küçücük bir çocukken
başlar yetişkinliğe yönelik hayallerimiz… Meslekî kariyer yapmak,
iyi bir ev ve araba sahibi olmak… Evlenmek, çoluk çocuğa kavuşmak…
Etrafımızda takdir
ettiğimiz ablaları, ağabeyleri model alırız kendimize. Onların
meslekleri, hayatları coşturur gönlümüzü. Onlar gibi olmayı hayal
eder dururuz. Büyüdükçe beğenip de takdir ettiğimiz bu özdeşim
figürleri çeşitlenir. Eski hayallerimize şaşıp kalırız biz nasıl
öyle olmak istemişiz diye. Yeni özdeşleşme-benimseme modelleri
girmeye başlar hayatımıza.
Bir de öğrenmişizdir
artık ailemizden, okulumuzdan, arkadaşlarımızdan paranın gücünü. “En
iyi meslek; en çok para kazandırandır, kazanç açısından en makbul
olandır” fikri çelmeye başlar aklımızı yavaş yavaş.
Peki ya babamızın
annemizin meslek seçimimize katkıları nelerdir. Ebeveynlerin en
temel arzusu “Çocuğumuz bizi her anlamda aşsın”, “bizim çektiğimiz
sıkıntıları çocuğumuz çekmesin” şeklindedir. Bu manada, evlâtlarına
günün yükselen değerleri ile ilgili bir meslek seçmeleri konusunda
yönlendirmeleri sıkça yaptıklarını günlük pratiğimizde görmekteyiz.
Ne yazık ki pek çok
genç insan aile müdahalesiyle, sadece gelir düzeyi iyi olur
umuduyla, sevmedikleri meslek kapılarını çalarak başarı oranlarını
kendiliğinden örselemekteler.
Kafalarındaki
mesleğin ne olduğunu tam bilmeden, sosyal destek sistemlerinden ayrı
kalmaya hazır olmadıkları halde, SADECE elde edebilmek için,
puanlarının ancak yettiği uzak ve küçük şehirlerdeki üniversitelere
başlayabiliyorlar. Böyle bir yolun sonunda bu genç insanları
bekleyen TEK ŞEY: Başarısızlık ve mutsuzluk…
Bu şartlar altında,
daha yolun başında depresyona girmeye aday gençler yetiştiriyoruz
maalesef!
O halde,
ideal meslek seçimi nasıl
yapılmalıdır ve ebeveynlerin bu konudaki yönlendirmeleri nereye
kadar olmalıdır:
—Öncelikle her
çocuğun özellikle yatkın olduğu ilgi alanları ve belirli yetenekleri
vardır. İlköğretim ve lise çağlarında bu yeteneklerin araştırılması
çok önemlidir. Bu konuda öğretmen görüşlerinin alınması da faydalı
olur.
—Çocuğunuza pek çok
uğraşının kapısını açın. Örneğin onu spor, müzik, resim, edebiyat,
fen, matematik sahalarında değişik etkinliklerle tanıştırın. Her
alandaki yeteneğini ve başarısını tartın. Ancak, beceremediği ve
istemediği alanda ilerlemesi için asla zorlamayın. Bazı çocuklar
yetenekli ve başarılı oldukları bazı ilgi alanlarını her şeye rağmen
sevmeyebilirler ve bu konuda uğraşmak istemeyebilirler. SİZİN
ROLÜNÜZ SADECE TANIŞTIRMA VE HER ŞEY YOLUNDA İSE DESTEKLEMEKTİR.
—Lisenin son
senelerinde, ilgilendikleri değişik meslek gruplarından kişilerle
gençlerin görüştürülmesi ve ayrıntılı bilgi almalarının
desteklenmesi doğru meslek seçiminde çok önemli rol oynar.
—Gencin idealindeki
mesleği uğruna ailesinden ayrı yaşamaya ve alıştığı sosyal destek
sisteminden uzaklaşmaya ruhsal olgunluk yönünden hazır olup olmadığı
ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü bu yaşlar,
“ayrılma-bireyselleşme? süreçlerinin tam olgunlaştığı dönemlerdir.
Ancak, genç halen o ruhsal aşamaya gelememişse, uzak bir şehirde
üniversiteye başlamak, onu her anlamda zorlayacak ve başarısını
etkileyecektir.
—Üniversiteye
başlamış olan çocuğunuz artık bir genç-yetişkindir. Genç tercihleri,
kimliği büyük oranda oturuşmuş bir bireydir. Ebeveyn olarak bu
dönemde bu konudaki desteğiniz ONUN İHTİYAÇ DUYDUĞU ORANDA devam
etmelidir.
Özetle, genç için
İDEAL OLAN MESLEK sadece günümüzün yükselen değerlerine uygun
olmanın ötesinde, onun severek uygulayabileceği, yeteneklerinin
gelişmesine ve zenginleşmesine zemin hazırlayacak meslektir. MUTLU
ve ÜRETKEN GENÇ BİR TOPLUMA SAHİP OLMANIN SIRRI BURADADIR.
Uz..Dr.Neslim Güvendeğer Doksat ve
Prof. Dr.Mehmet Kerem Doksat'a
teşekkürlerimizle
Denizce

03.09.2010
|