e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Modern ve Postmodern Tartışmalar Işığında Kentsel Mekan

 Hülya Örs    

 

  

 

Kavramlar

Modern (Latince-modernus, de modo) : Bu ana ait, şimdi.

1.       Şimdiki zamana ait ya da göreli olarak yakın bir çağa ait,

2.       En son gelişmelerden yararlanan (modern bir donatım),

3.       Çağdaş tekniklere ve beğenilere göre yapılmış (Eski karşıtı olarak, örneğin: modern mobilya),

4.       Alışkanlıkların değişimine uyum sağlayan, (tutucu karşıtı olarak örneğin: modern bir büyük baba),

5.       Yaşayan dillerin incelenmesini hedef alan, (klasik karşıtı, örneğin çağdaş edebiyat),

6.       1453-1789 dönemi tarihi (Modern tarih),

7.       Mimaride yenilikçi hareket, 1925-1935 yılları arasında bir çok ülkede yaygınlaşan, Le Corbusier, Gropius, Mies Van der Rohe ve  “De Stijl” grubu mimarları tarafından yaratılan işlevsel dik açılı, süslemesiz mimari tarz,

 

Modernizm :

1.       Modern olanı beğenmek,

2.       a) Parnasse’ın ve Fransız sembolizminin etkisinde 19. yüzyıl sonunda görülen Hispano-Amerikan edebiyat akımı,

b) 1922 yılında Sao Paulo’da doğan ve konularını ulusal kültür ve doğadan seçen Brezilya edebiyat akımı,

3.       Katoliklik (Katesism),

Sosyal doktrinin ve kilise yönetiminin kurallarını yenileme doğrultusunda birleşen eğilim ve öğretilerin tümü, aynı zamanda 1903-1914 yılları arasında, Papa X. Pius’un papalık döneminde Fransa ve İtalya’da yaşanan dini kriz.

 

Modernist :

1.     Modern olmak isteyen, modern olanın taraftarı,

2.     Modernizmle ilgili.

 

Modernite :

1.     Modern olma niteliği,

2.     Çağdaş zamanlar (Genellikle endüstri devrimiyle başlayan dönem kastedilmekte ve post modernite karşılığı kullanılmaktadır).

 

Post modern :

Post modernizme ait olan (örneğin post modern dans, 1960’ lı yılların sonunda Newyork’ta gelişmiş olan tüm dramatik kurguyu reddeden, minimalist dans akımı.)

 

Post modernizm :

20. yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan ve modern akımın katılığına tepki olarak yaratıcılığı biçimsel serbestlikle kullanan mimarlık akımı.

 

Post modernite :

Modernitenin değerlerine güven yitirilmesi ile başlayan dönem, gelişme, bağımsızlaşma.

***

Ortaçağdan ileriye doğru giden bir dönemi belirleyen ve 16. yüzyılın sonlarında, “şimdi” sözcüğüyle eş anlamlı olarak kullanılan  “modern” sözcüğünün yanı sıra, günümüzün egemen ideolojilerinden biri olan “modernizm” ve “modernist” sözcükleri, 18. yüzyılda da yenileme, günün koşullarına uyarlama ve düzelmeyi gösteren sözcükler olarak kullanılıyordu. 19. yüzyıla gelindiğinde ilerici bir anlam kazanan sözcük, uzunca bir süredir, hep geçmişe dönüp orada bulunan çağdaşlığın bu gün var olup olmamasıyla kıyaslanmak için kullanılmaktadır.

 

Modernizmde kentsel  mekan

Modern ideoloji, 19. yüzyıl tarihselciliğine bir tepki ya da positivizminin bir devamı olarak algılanabilir. Her iki durumda da endüstrinin belirlediği bir yaşam felsefesini tanımlamış ve ulusal devletler tarafından benimsenerek yaygınlık kazanmıştır.

Modernizmin kent ve mimarlık anlayışı geçmiş dönemdeki kent planlaması ve mimarlığın normlarına karşı çıkarak “işlevsellik”le anılan kendi normlarını kurmuş ve zamanla bu normlar, postmodernizm’de karşı çıkılacak dogmalar haline gelmiştir. Modernist ve işlevselci mimarlık programının oluşmasında ve kentsel mekanın biçimlenmesinde Bauhaus, De Stijl ve Le Courbusier’nin öncülüğünde gelişen 3 ana akım etkili olmuştur.

Düz beyaz çıplak beton yüzeyler, geniş şerit pencereler, düz çatı gibi iklim, doğal şartlar ve yerel alışkanlıklardan soyutlanmış ilkelerin geliştirildiği Bauhaus ekolü, sanat ve teknolojiyi kütlesel deviniminden soyutlamış, estetik ve işlevin belirlediği yalın bir güzellik elde etmeyi ön plana çıkarmıştır. Kentsel tasarımdaki ilk mahalle tasarımı örnekleri, Gropius ve Mies’te olduğu gibi, kullanıcı gereksinmelerini yanıtlayacak bir mekansal hiyerarşi yaratılamadan, sosyal amaçlı bir kentsel dış mekan ilişkisi kurulamadan oluşturulmuş ve kamu alanları işlevlerini yitirmiştir. Sonuçta uluslararası düzlemde de birbirinden farklı olmayan biçimlerin tanımladığı kentsel mekanlar oluşmuştur.

Tasarımda Bauhaus’takine benzer amaçlar hedefleyen De Stilj tasarımcıları geometri ve parlak renklere öncelik vererek tasarımın tüm alanlarına ilişkin soyut ilkeler belirlemişlerdir. Bu yeni yaklaşım modern sanatın temelini oluşturmuştur.

20. yüzyıl mekan oluşumu ve 1960’lı yıllara kadar etkisi devam eden kuramsal çerçevenin oluşmasında önemli rol oynayan Le Corbusier ve arkadaşları, işlevselci idealin kent için öngördüğü düşünceleri hayata geçirmişlerdir. Yaratılan mekanlar, tüm toplumun kullanımına açık, ama nasıl kullanılacağı tanımlanmamış, kullanıcı kimliğine bağlı kamusal-özel hiyerarşisi içinde örgütlenmemiş, soyut bir kullanıcıya sunulan demokratik mekanlardır. Le Corbusier’nin modern kentsel mekan kurgusuna etkisi üç ilkede özetlenebilir:

1.       Kentsel bölgeleri, sosyal mekanları belirlemeyen büyük, lineer ve nokta binalar,

2.       Düşey gelişen boşluklarda yayılan konut bloklarının altından ve arasından geçen büyük trafik arterleri ve geniş meydanlar,

3.       Güneş ve ışık sağlamayı amaçlayan geniş peyzaj düzenlemeleri.

 

Rönesans’taki yapı yüzü kavramını reddeden modernizm ile süs ögesi ortadan kalkmış ve mekanı belirleyen ögeler işlevsel ve strüktürel mantık çerçevesinde ele alınmış, işlevin belirlediği her birim merkezi bir denetim altında düzenli olarak bir araya gelmiş kısmen bağımsız organlardan oluşmaktadır. Bu ele alış şekli tek bir yapının modern kent şeması olarak algılanmasını gerektirmektedir.

Le Corbusier’in, ölmeye başlayan yoğun endüstri kent dokusundan insanı kurtarmak amacıyla geliştirdiği, ışıklı, hava sirkülasyonlu, parklarla donatılmış demokratik, sınırsız kent, amacına ulaşamamış, kent bütünlüğü parçalanmış ve çeperlerde yeni toplu konut projeleri oluşmuştur. Süslemeden arınmış cepheler, kare ve küblere dayalı geometrik biçimler, zeminde “basic design” ilkesine dayalı çözümlerden oluşan mekanlar 1970’ li yıllara kadar etkisini sürdürmüştür.

Modernist tasarım doktrini, sonuçta kent formunda ve sosyal yaşam anlamında köklü bir değişim olarak belirginleşmiştir. Ancak binaların tasarımındaki üst düzey ve usta çözümler, etraflarında oluşacak mekanın çözümünde gösterilememiş, dış mekanlar sosyal içerikten yoksun ve soyut kalmıştır. Yalnızca otomobile sınırsız olanak tanınmış,  yoğunlaşılmış ve yüksek yapı teknolojisi denenmiştir.

Modern ideoloji, 19. yüzyıl tarihselciliğine bir tepki ya da positivizminin bir devamı olarak algılanabilir. Her iki durumda da endüstrinin belirlediği bir yaşam felsefesini tanımlamış ve ulus devletler tarafından benimsenerek yaygınlık kazanmıştır.

 

Post-modernizmde kentsel  mekan

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kent mekanının modernizmdeki anlamı değişmiş ve modern öncesine geri dönülerek tarihsel anlamı güncelleştirilmiştir.

Modern değerlerde başlayan köktenci bir değişim süreci olan postmodernizm, başta dil bilim olmak üzere geniş bir perspektifte tüm bilimsel ve sanatsal eylemleri kapsamakta ve modernizmin tükenen değerlerinin aşılması gerekliliği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Rasyonel işlevselciliği acımasızca eleştiren ve bir kenara bırakan tarih ve geçmiş kültürü yeniden gündeme getirerek yeni bir yola yönelen postmodern tasarım, çeşitlilik, simgesellik, süslemecilik, resimsellik, tarihsellik ve tipoloji betimlemeleri ile ifade edilebilir.

Postmodernizm, kenti yaşama mekanı olarak seçmekte, modernizmdeki büyük ölçekteki planlama yerini küçük planlara bırakmaktadır. Kentsel tasarım ölçeği, postmodernist kentsel tasarımda :

a)    Tarihsellik: Koruma, restorasyon, kentle güncel bütünleşme, tarihi yeniden yaratmaya yönelmekte, tarihsel verilerden yararlanarak yeni bir sentez denenmektedir.

b)    Mahalle fikrinin yeniden canlandırılması fiziksel, sosyal ve yönetsel açıdan önem kazanmaktadır.

c)    Yerellik önemli bir tasarım temasıdır. İklim, doğal değerler, kültürel simgeler öne çıkmaktadır.

Kentte ortak ve bireysel eylemler arasındaki etkileşim iç ve dış mekana yansımaktadır. Ayrıca her iki mekanın geometrik özellikleri de aynıdır. Bu bağlamda kent mekanı temel geometrik normların biçimlendirdiği yalın mekansal özellik gösteren bir mekan olarak tanımlanmaktadır. Yapı adası, kentsel mekanın temel geometrik biçimlenişi sonunda ortaya çıkmaktadır. Kent mekanının iki temel ögesinden biri olan sokağın modernizm ile ortadan kalkan tarihsel anlamı, postmodernismde, sokağın işlevindeki çok çeşitlilikle belirlenen mekan kurgusu ile açıklanmakta ve bu anlamın güncelleştirilmesi gereği üzerinde durulmaktadır. Kentte ortak eylemler için önemli bir kent mekanı özelliği gösteren sokak, bir gezinti yeri, kültürel ve sanatsal iletişimlerle sürprizli bir mekan olarak tanımlanmaktadır. Sokağın bu mekansal tanımı kentte odak noktası olabilecek yapıların tasarımında ana belirleyici olmuştur.

Sonuç olarak Habermas’ın, modernizmi “henüz tamamlanmamış bir proje” olarak algılayan tartışması bağlamında değerlendirildiğinde, postmodernizm de kendisi tamamlanmamış, nereye varacağı bilinmeyen büyük kent ölçeğinde olmayan ancak ölçeğini kentsel tasarımda bulan eksik bir proje olarak modernizmin bir uzantısıdır diyebiliriz. Kaybolan dış mekanı, dokuyu ve insan ölçeğini tekrar yakalamaya yönelik çabalar yerindedir. Postmodernizm, Bauhaus. De Stilj, Le Corbusier fikirlerinden sıkılan toplumsal arayışların, toplumsal değişimlerin geçiş aşamalarındaki yaratma sorunu, bir kriz dönemi sendromu olarak ta değerlendirilebilir.

 

 

Hülya Örs'e teşekkürlerimizle

Denizce

19.01.2011