Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Akvaryum
Amatör Denizcilik
Amat.Denizci El Kit.
Anılı Fıkralar
Anında Hava Tahmini
Atatürk ve Tıbbiyeliler
Beklenmeyeni Bekleyin
Bendeki Kulak Van..
Bir Karakaslı
Bismarc Zırhlısının..
Boğaziçi Büyüsü
Buda
Buz
Clara
Cruise The Black Sea
Cruise Ukraine
Çarşılar..Pazarlar..
Da Vinci Şif.Çöz.
Deniz Balıklarımız
Deniz Kirliliği
Denizde Günah
Denizden Gelen A.
Denize Karşı
Derin Mavi Atlas
Düşünmenin Öyküsü
Enerjinin Dansı
Ezan Vakti Beeth.
Ezbersiz Eğitim
Fener Balat...
Gerçekler Bilinir...
Geri Gelmemek Üzere
Hakkımdaki Her Şey
Handbook of Sailing
Harbi Delikanlılar
Hayat Tatlı Zehir
Hayatın Kökleri
İki Kalas Bir..
İki Mülkiyeli
İnsanınYaşayanGeç..
İran Devrimi H.
İzlanda Yolcusu
Kahvehaneler
Kara Göründü
Karia
Kimyasal Tankerler
Kovulduk Ey...
Kuytuda Büyür...
Kuzey Yanım..
Küçük Anılarda...
Latife Hanım
Maviturkuaz
Mutfakta Zen
Ömrümden Uzun...
Operada Gerçekçilik
Ortaçağda End.Devr.
Oyuncaklar
Parlama Noktası
Sarıldım Minik T...
Sessizliğin Rengi-1
Seyir Haritaları
Shark&Rays
Sınavcı
Six Sigma Yolu
Siyasi Satrançta..
Seyyar
Sualtı Maceralarım
Sualtının Yıldızları
Su Ürünleri Mevz..
Tarihin Sınırlarına..
Tatlısu Balıklarımız
Tavuk Suyuna..
Tek Başıma
Tıbbiyenin ve...
Tüfek, Mikrop ve ..
T.Fotog.Kütüphanesi
U.İşaret Kod Kitabı
Uzmanına Sor
Vira Demir
Yollar... Sokaklar...
Yorgun Mayıs Kısrakları
Zekâ Oyunları
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Kitap Köşesi     

  Mutfakta Zen
 
 

 

 Tijen İnaltong 
 Mutfakta Zen
 
  
   Desenler: Suavi Kendiroğlu


   ISBN 975-6388-01-3

  
   KLAN Yayıncılık

  

   Hobyar Mh. Narlıbahçe Sk.
   No:19  Kat:1   Eminönü/İst.

   Tel:  0212 - 522 1564

 

 
 

 

Giriş: Neden Mutfakta Zen?

Zen denildiğinde aklıma ilk Joshu Usta'nın hikayesi gelir. Şöyledir hikaye: Günün birinde bir keşiş, ustası Joshu'ya sormuş: "Zen nedir? Lütfen öğret bana." "Kahvaltı ettin mi?" diye sormuş Joshu. "Evet usta." demiş keşiş. "Öyleyse" demiş Joshu, "Git çanağını yıka." Benim için de Zen bu denli yaşamın içinde, 'gündelik yaşam'ın dokusuna sinmesi gereken bir kavram. Durup baktığımızda göreceğimiz, 'farkına varacağımız', bizi aydınlatacak olan bilge. Büyük Japon haiku (17 dizelik Japon şiir sanatı) ustası Başo. Zen'i en derin anlamıyla yaşayanlardan biri olmuş. Onun dizelerine kulak verdiğimizde bunu görmek hiç de zor olmaz:

  Evin kıyıcığında
Çiçeklenmiş kestaneyi
Görmeden geçiyorlar
Bu dünyanın insanları

Nasıl da çiçeklenmiş kestaneyi görmeden hızla koşuşturuyoruz değil mi? Peki ya mavi kanatlarını zarif bir edayla çırparak hanımelinin nektarını emmeye çalışan kelebeği? Ya her şeyi unutup keyifle elindeki dondurmayı yalayan çocuğun gözlerindeki ifadeyi? Gün batımındaki renkleri görmez olduk. Denizin mavisinde de kaybolmuyoruz artık.

Bütün bu güzelliklerden yoksun yaşamlarımıza yaşam diyemiyorum ben. Hani ot gibi yaşıyorum der ya bazıları. Onlar artık sinemaya, konsere gidemedikleri için kullanırlar bu benzetmeyi. Benim için ise ot gibi yaşamak farkındalıklardan yoksun yaşamaktır. Sabah koştura koştura işine giden, hızla önündeki evrakları elden geçiren, öğle saati geldiğinde adet yerini bulsun diye yemek yiyen, akşam da aynı telaşla evine koşup belki marketten aldığı dondurulmuş yemeği televizyon karşısında yiyip uykuya dalan, ertesi sabah saatin sesiyle yataktan fırlayıp günü bir önceki günden farksız bir şekilde yaşayan ne çok insan var şehirlerde. "Peki yaşamlarımızı değiştirmek için ne yapabiliriz?" diyorsanız yaptığınız her şeyi farkındalıkla yapmaya çalışın derim. Çünkü bizi ve yaşamlarımızı birbirinden ayıran ne giysilerimiz, ne de kartvizitimizde yazılı olan bilgiler. Farkı yaratan yaşamlarımızdaki an'lar ve bu an'ları nasıl yaşadığımızdır. Yani hepimizin Zen'i deneyimleme yöntemi farklıdır. Kimimiz sebze doğrarken açarız algı kapılarımızı, kimimiz ise vapurun denizde bıraktığı izi seyrederken. Farkındalık ise her gün, her an yaşanabilecek bir hediyedir.

Japonya'nın en tanınmış çay ustası Rikyu'ya çay seremonisinin inceliklerini sormuşlar. Yanıtı "Ateşi yakarsın, suyu kaynatır, çayı çırparsın" olmuş. Öğrenci "Ama bu çok basit bir iş" dediğinde Rikyu, "Sen bunu hakkını vererek yap, ben senin öğrencin olayım" demiş. Büyük bir çay ustasının ustalığı yaptığı işin her anında tüm dikkatini yaptığı işe vermesinde, tüm duyularıyla an'da olmasındadır. Yoksa çay bahane. O usta rafadan yumurtayı da aynı farkındalıkla pişirir, çöpü de aynı farkındalıkla döker, dostuyla da aynı farkındalıkla konuşur. Düşünsenize yaşamın tüm renklerini gördüğümüzü? Sohbet ederken karşımızdaki kişinin duygularını hissettiğimizi? Bedenimizdeki her parçanın yaptığı işin bilincinde olduğumuzu? Yemek yerken her lokmada başka bir cennet meyvesi tadarmışçasına haz aldığımızı? Çevremizdeki tüm varlıklara sevgiyle, saygıyla bakıp her birinin bütünün vazgeçilmez bir parçası olduğunu ve bir parçanın yokluğunda bütünden bir şeylerin eksileceğini bildiğimizi? O zaman daha bir yaşanılası olmaz mı yaşamlarımız? Daha tam olmaz mıyız hepimiz? Daha çok keyif almaz mıyız  angarya olarak gördüğümüz o sıradan, o olağan, o sıkıcı günlük işlerimizden?

İşte bu kitabın amacı da budur. Sizi en derin yerinizden vurmak,  yaşamın  sıradan görünen sıradışı mucizelerine uyandırmak. Tüm kalbimle inanıyorum ki yaşamınız gökkuşağının tüm renklerinden de, biçilmeye hazır buğday tarlasından da, yeryüzünün tüm sırlarını bildiğini düşünen filozoftan da daha zengin olacak, uyanıp gözlerinizi evrenin güzelliklerine açtığınızda. Üstelik bunun karşılığında sizden bir bedel alınmayacak. Düşünsenize, yaşamınızın her anında yeni bir mucizeye gülümseyeceksiniz. Bundan daha güzel bir hediye olabilir mi dünyada? Haydi birlikte uyanalım. Birlikte adım atalım  farkındalığın, Zen'in dünyasına. Ben Mutfakta Zen'i yarattım. Siz de kendi Zen'inizi yaratın. Ağaca bakarken Zen'i görün, çocuğunuza bakarken, sabah çayınızı yudumlarken, fırındaki ekmeğin kabarışını izlerken hep Zen olsun kalbinizin gözünde, zihninde. Mutfakta Zen kendinize ulaştırsın sizi. Siz kendi dünyanızı zenginleştirirken çevreniz de güzelleşsin, her tarafta çiçekler açsın. Kestane çiçekleri çok güzeldir. Papatyalar da. Siz baktığınızda, dahası gördüğünüzde, farkettiğinizde güzelliklerini, onlar daha da güzel olacak ve varoluşlarının amacına ulaşmış olacaklar. Siz ise biraz daha aydınlanmış olacaksınız. Burada size Zen şudur, Zen budur da diyebilirdim. Ama bunun yerine bir demet çiçek sunmayı tercih ediyorum. Lütfen bu güzel çiçekleri sulamayı unutmayın. Dünya tüm çiçekleriyle güzel.


                                                                                                                       Tijen İnaltong
                                                                                                          Antalya-İstanbul, 2001-2003