Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 





Akvaryum
Amatör Denizcilik
Amat.Denizci El Kit.
Anılı Fıkralar
Anında Hava Tahmini
Atatürk ve Tıbbiyeliler
Beklenmeyeni Bekleyin
Bendeki Kulak Van..
Bir Karakaslı
Bismarc Zırhlısının..
Boğaziçi Büyüsü
Buda
Buz
Clara
Cruise The Black Sea
Cruise Ukraine
Çarşılar..Pazarlar..
Da Vinci Şif.Çöz.
Deniz Balıklarımız
Deniz Kirliliği
Denizde Günah
Denizden Gelen A.
Denize Karşı
Derin Mavi Atlas
Düşünmenin Öyküsü
Enerjinin Dansı
Ezan Vakti Beeth.
Ezbersiz Eğitim
Fener Balat...
Gerçekler Bilinir...
Geri Gelmemek Üzere
Hakkımdaki Her Şey
Handbook of Sailing
Harbi Delikanlılar
Hayat Tatlı Zehir
Hayatın Kökleri
İki Kalas Bir..
İki Mülkiyeli
İnsanınYaşayanGeç..
İran Devrimi H.
İzlanda Yolcusu
Kahvehaneler
Kara Göründü
Karia
Kimyasal Tankerler
Kovulduk Ey...
Kuytuda Büyür...
Kuzey Yanım..
Küçük Anılarda...
Latife Hanım
Maviturkuaz
Mutfakta Zen
Ömrümden Uzun...
Operada Gerçekçilik
Ortaçağda End.Devr.
Oyuncaklar
Parlama Noktası
Sarıldım Minik T...
Sessizliğin Rengi-1
Seyir Haritaları
Shark&Rays
Sınavcı
Six Sigma Yolu
Siyasi Satrançta..
Seyyar
Sualtı Maceralarım
Sualtının Yıldızları
Su Ürünleri Mevz..
Tarihin Sınırlarına..
Tatlısu Balıklarımız
Tavuk Suyuna..
Tek Başıma
Tıbbiyenin ve...
Tüfek, Mikrop ve ..
T.Fotog.Kütüphanesi
U.İşaret Kod Kitabı
Uzmanına Sor
Vira Demir
Yollar... Sokaklar...
Yorgun Mayıs Kısrakları
Zekâ Oyunları
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Kitap Köşesi     

  Tıbbiye'nin ve Bir Tıbbiyeli'nin Öyküsü -  Osman Cevdet Çubukçu
 

 Nadire Berker - Selim Yalçın
 Tıbbiye'nin ve
 Bir Tıbbiyeli'nin Öyküsü
 OSMAN CEVDET ÇUBUKÇU

  1. Baskı: Mart 2003
   Vehbi Koç Vakfı için Koç Kültür Sanat Tanıtım
   tarafından hazırlanmıştır.
 
   ISBN 975-296-027-8
 
   Yayına Hazırlayan: Arif Çağlar
  
Grafik Tasarım       : Mehmet Ulusel
  
Düzelti                    : Müge Karalom

   Baskı                       : Ofset Yapımevi
 

   Kitabın özeti Türkçe ve İngilizce olarak internet
   ortamında www.turk-ftr.net/cubukcu.htm ve
   www.turk-ftr.net/cubukcueng.htm adreslerinde
   bulunmaktadır.
 

 
 

 

Bu kitap, Türkiye'de fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimliğinin kurucusu Ord. Prof. Dr. Osman Cevdet Çubukçu'nun yaşam öyküsünü anlatmakta. Baştan sona ilginç resimlerle bezenmiş olan bu öyküde sadece bir yaşam değil, Türkiye'de üniversitenin temelini oluşturan tıp fakültesinin iki yüz yıllık mücadelesi ve Osmanlı-Türk toplumunun değişen dünyada ayakta kalma başarısı anlatılıyor. Renkli kişilikler yanında, Tıbbiye'yi ayakta tutan isimsiz kahramanların birkaçını da tanıyacak, tek bir bilim insanının ne kadar çok şeyi değiştirebileceğini Prof. Dr. Çubukçu'nun kişiliğinde göreceksiniz.



 


Tıp Fakültesi'nde 53 Yıl

23 Kasım 1965 Salı günü İstanbul Tıp Fakültesi'nin Çapa'daki Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği'nde sıradan bir gündü. 70 yaşındaki kürsü direktörü Ord. Prof. Dr. Osman Cevdet Çubukçu odasında bir makale hazırlamakta, bir yandan da muayene ettikleri hastaları danışmak isteyen uzman ve asistanlarının sorularını yanıtlamaktaydı. Her sabah olduğu gibi o gün de sabah sekizden önce hastaneye gelmiş, uzmanları, asistanları ve hemşireleri ile birlikte klinikte yatan hastalara vizite yapmıştı. Tedavi salonlarındaki fizik tedavi cihazlarını denetlemiş ve polikliniğe geçerek hastalarını muayene etmişti.

 


Prof.Dr.Ender Çubukçu Berker

 

Birkaç ay önce geçirdiği ikinci enfarktüsün ardından tamamen iyileşmeyi beklemeden Fakülte'deki görevine geri dönen Çubukçu kendisini biraz rahatsız hissetti. Aynı klinikte asistan olan kızı Dr. Ender'i çağırdı.

Babası gibi ömrünü fizik tedavi hekimliğine ve öğretim üyeliğine adayan Prof. Dr. Ender Berker 35 sene sonra o günü şöyle anlatıyor:

"Birlikte fakülteye geldik. Benim birçok hastam vardı. Bana 'Sen çık hastalarına bak, ben de kendi hastalarıma bakayım' dedi. Sabah saat dokuz civarında başlayıp saat onikiye kadar üç saat içinde, o vefat edeceği gün tam 14 hasta bakmış. Bunu sonradan öğrendim. Saat yarım civarı odasına geldim, bir tıp kitabı okuyordu altını çizerek, bir makale hazırlayacaktı herhalde. Bana bir araba çağır, gidelim artık" dedi...


Tam o sırada asistanlarından Dr. Nimet Hanım da bir hastası hakkında fikir danışmak için geldi: 'Odaya girdim, birden hoca fenalaştı. Aman, hoca fenalaşıyor dedim, böyle kolumdaydı ve... Kızı telaşlandı: Pencereden araba geliyor mu diye bakarken bir tek ah sesi duydum ve babamı yerde gördüm. Yarım saniyenin içinde vefat etti, ayakta...'
 

 

Yetmiş yaşındaki Ordinaryüs Profesör Doktor Osman Cevdet Çubukçu, poliklinikte 14 hasta baktıktan sonra bir makale hazırlarken üzerinde beyaz gömleğiyle son nefesini vermişti.

Ömrü boyunca çalışmış, ülkede ağrılı hastalıklar ve felçlerin tedavisi için yeni bir dalı, Fizik Tedavi'yi kurmuş, 50 yıla yakın bir zaman diliminde onbinlerce hastayı muayene ve tedavi etmiş, yeni geliştirilen tedavileri ülkeye getirmiş, uygulamış, bunları yaygınlaştıracak uzmanlar yetiştirmiş, 40 yıl süreyle Tıp Fakültesi öğrencilerine ders anlatmış, her yönü ile örnek olmuş, 20'nin üzerinde kitap, 100'e yakın bilimsel makale kaleme almıştı. Çubukçu eşine artık rastlanmayan bir hekim ve 'hoca' neslinin mütevazı bir üyesiydi.


Prof. Dr. Çubukçu ve çağdaşı olan bilim adamları Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde doğmuş, Osmanlı aydınları olarak yetişmiş ve yirmili yaşlarının sonlarında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanıklık etmişlerdi. Bu genç insanların omuzlarında onurla taşıdıkları bir sorumluluk vardı. Onlar İmparatorluğun mirası olan Darülfünun'u Atatürk Türkiyesi'nin ihtiyacı olan hekim, mühendis, hukukçu, yönetici ve bilim adamlarını yetiştirecek çağdaş üniversiteye dönüştürme görevini üstlenmişlerdi. Son yüzyılını modernleşme mücadelesi ile geçiren Osmanlı toplumunun bu genç aydınları elele vererek büyük fedakarlıklarla çağdaş Türkiye'yi kurmayı başardılar. Yüzyıllar boyu mahalle mektepleri ve medreselerde din ağırlıklı bir eğitim gören Osmanlı toplumunun aydınlanmasını, gelişen dünyayı yakalamasını ve bir imparatorluğun küllerinden bir cumhuriyetin doğmasını sağlayan bu genç aydınlar nasıl yetişmişti? Bu büyük mücadelenin öyküsünde ilk perde padişah III. Selim ile açılmaktadır.