|

Yumurtayken tırtıla, tırtıldan kozaya, koza içindeyken pupaya
dönüşen böcek; her aşamanın sonunda daha da güzelleşerek, kelebek
olup kanat çırptığında güzelliğinin zirvesine ulaşır. Bu uzun ve
sancılı sürece karşın ömrü kısacıktır.
Bir kelebek resmi çizmeniz istense, hangi kelebek türünü
çizerdiniz? Rengi ya da deseniyle hangisini andırırdı? Bir Alıç
kelebeğini mi (Aporia crataegi), Benekli bakır kelebeğini mi
(Lycaena phlaeas) yoksa Alevli ateş kelebeğini mi (Lycaena
ochimus)?..
Özel ilgi alanı olanlarımız dışında çoğumuz, kelebekleri
birbirinden pek ayırt edemeyiz. Kuşları; serçe, martı, karga veya
leylek olarak bilir ve ayırt ederiz ama adıyla tanıdığımız kaç
kelebek vardır? Kelebekler adlarını, bazen mitolojik bir
kahramandan, bazen tadını sevdiği bir bitkiden, kanatlarının rengi
ve deseninden, yaşadığı bölge veya şehrin ya da kendisini keşfeden
bilim adamının adından alıyorlar.
Kelebeklerin dünyasına biraz yaklaştığımızda renk ve
desenlerine göre türlere ayrıldıklarını, canlılar âleminin en zengin
tür çeşitliliğine sahip gruplarından biri olduklarını fark ederiz.
Farklı türlerin farklı mevsimlerde uçtuğunu, aynı bitkilerle
beslenmediklerini, diğer böceklere göre daha fazla sevildiğini ve
çok sayıda ilgilisi bulunduğu için hakkında en fazla bilgi sahibi
olunan böcek gruplarından biri olduğunu görürüz.
Kelebekler Dünyası
Kelebekler hayvanlar âleminde Pulkanatlılar (Lepidoptera)
grubu içinde yer alır, kendi içlerinde faaliyet durumlarına göre;
gündüz kelebekleri (Rhopalocera) ve gece kelebekleri (Heterocera)
olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bu iki grubu birbirinden kolayca
ayırt edebiliriz. Gündüz kelebeklerinin kanatları sırtlarında dik
olarak durur, gece istirahat edip, gündüz uçarlar. İnce ve hafif
vücutludurlar. Anten uçları topuzludur. Kanatları güzel renk ve
desenlerle süslüdür, uçuşları yavaştır. Gece kelebekleri ise kalın
ve ağır vücutlarıyla alacakaranlıkta veya gece uçarlar. İnce kıl
gibi olan antenlerinin ucu sivridir. Bazı türlerde antenlerde birer
dizi tüy bulunduğundan tarak görünümündedirler. Genellikle renkleri
mattır. Hızlı uçucudurlar, dinlenme hâlinde kanatlarını çatı gibi
gövdelerinin üzerine kapatırlar veya tamamen açık bırakırlar. Bu
kurallar bütün kelebekler için geçerli değildir. Böcekler dünyasının
büyüleyici renklere sahip bu narin yapılı grubunun ömrü sanıldığı
gibi birkaç gün değil; ortalama olarak iki veya üç haftadır. Bazı
türleri ise iki ya da üç ay yaşayabilir. Göçleriyle ünlü Monark
kelebekleri, Kanada'dan Meksika'ya 3200 kilometrelik uçuşlarında
altı ay kadar yaşarlar.
Türkiye'nin
Kelebekleri
Göç yolları üzerinde yer alan ülkemiz, birbirine yakın
merkezlerdeki farklı iklim koşullarıyla çok sayıda bitki ve hayvan
türünün yaşamasına imkân tanır. Güneyin Akdeniz makileri, kuzeyin
nemli ormanları, İç Anadolu'nun, Kuzeydoğu Anadolu'nun yeşil
meraları, Doğu Anadolu'nun kayalık dağ yamaçları, Avrupa, Asya,
Ortadoğu ve çok az olmakla beraber Afrika'ya özgü çok sayıda türün
yaşamasına olanak sağlar. Bu özellikler nedeniyle tür çeşitliliği
açısından Avrupa'nın en zengin ülkelerinden biri durumundayız. Orta
ve Doğu Anadolu'daki tahrip olmamış doğal alanlarda, deniz
seviyesiyle orta yükseklikteki üçbin metreye kadar su bulunan dağlık
kesimlerde çok sayıda kelebek yaşar. Özellikle Kaçkar Dağları, Çoruh
Vadisi, Van Gölü Havzası, Fethiye Kelebekler Vadisi, Niğde Aladağlar
ve Antalya Bölgesi tür çeşitliği açısından en zengin
bölgelerimizdir.
Endemik Kelebekler
Ülkemiz çok sayıda endemik kelebek türüne de ev sahipliği
yapar. Çokgözlü Anadolu beyazı (Polyommatus menalcas), Halikarnas
esmeri (Maniola halicarnassus), Anadolu çok gözlüsü (Plebeius
hyacinthus), Koçak'ın esmer perisi (Hyponephele kocaki) gibi kelebek
türleri sadece Anadolu'da yaşayan endemik türlerdendir. Avrupa'da
nesli önemli ölçüde azalan bazı türler ise Türkiye'de bölgesel
olarak iyi korunan bazı sahalarda nispeten daha rahat
görülebilmektedir. Bunlara, Apollo (Parnassius apollo), Yalancı
apollo (Archon apollinus), Karagözlü mavi kelebek (Glaucopsyche
alexis), Himalaya mavi kelebeği (Pseudophilotes vicrama), Bavius
(Pseudophilotes bavius) örnek olarak gösterilebilir. Çokgözlü hazer
mavisi (Polyommatus caeruleus), Sibirya perisi (Triphysa phryne)
türlerine nerdeyse rastlanmazken, Trakya ve çevresinde yaşayan
Turuncu süslü doğu kelebeği (Anthocharis damone), Kara mavi
(Scolitantides orion), Orman güzelesmeri (Erebia medusa) gibi
türlere de artık nadiren rastlanmaktadır.
Nesli Tehdit Altında
Kelebekler bozulmamış doğanın, temiz çevrenin
göstergelerinden biridir; son yıllarda sadece Türkiye'de değil,
dünyanın her yerinde nesli tehdit altındadır. Tüm yaşam evreleri
boyunca pek çok doğal düşmanla karşı karşıyadırlar. Diğer canlılara
oranla çok daha hassas ve narin yapıda olmaları onları, doğal
dengenin bozulmasından en fazla etkilenen canlılardan biri yapar.
Doğal yaşam alanlarının daralması popülasyonlarının azalmasına ve
nesillerinin yok olmasına neden olmaktadır.
Sadece bozulan çevre koşulları değil, bazı nadir ve
gösterişli kelebek türlerinin ticari amaçlarla koleksiyonerlere
satılmak için toplanması, bilimsel amaçlarla yurtdışına çıkarılması,
bunları önleyecek yasal tedbirlerin olmaması, özellikle Apollo
(Parnassus apollo), Van denizi güzeli (Cimeliidae axia theresiae)
gibi türlerin azalmasına ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya
kalmasına yol açmaktadır.
Kelebek Cennetleri
Kelebek gözlemciliği, son yıllarda kuş gözlemciliği kadar
ilgi duyulan bir hobi haline geldi. Zengin kelebek faunasıyla
Türkiye, giderek sayıları artan yerli ve yabancı kelebek
gözlemcileri, doğa fotoğrafçıları, entomologlar, lepidopteristler
için Avrupa'nın önemli gözlem alanlarından biri durumunda.
Ülkemizin her bölgesinde rastlanabilen kelebekleri yoğun ve
farklı türleri ile bir arada görmek için, onların yaşam alanlarını
ziyaret etmek gerekir. Bu anlamda Kaçkar Dağları, Barhal Deresi
birer kelebek cennetidir. En meşhur bölge ise kuşkusuz Fethiye'deki
Kelebekler Vadisi'dir. Yaklaşık 85 tür gündüz ve gece kelebeğine ev
sahipliği yapan vadinin en popüler kelebeği, temmuz ve ağustos
aylarında uçan Kaplan kelebeğidir (Euplagia quandripunctaria). Çoruh
vadisi ve özellikle vadideki Kan Deresi kelebek popülâsyonu
açısından zengindir. Doğu Karadeniz Dağları, Gediz Deltası, Antalya
Bölgesi, Niğde Aladağlar, Van Gölü Havzası ve Tatvan Nemrut Dağı
kalderası önemli gözlem alanları arasında yer alır.

Uçuşan Zarafet
Kelebekleri daha yakından gözlemlediğinizde; renk ve kanat
desenleriyle birbirlerine benzemediklerini, mevsimlerin değişmesiyle
birlikte bazı türlerin uçuşunun sona erdiğini, bitki ve çiçeklerle
birlikte uçan türlerin de, iklime, bölgeye, bitki çeşitliliğine,
yüksekliğe göre değiştiğini, Osmanlı ateşi (Lycaena otomana),
Anadolu melikesi (Melanargia Larissa), Dağ ateş kelebeği (Lycaena
thetis), İspanyol kraliçesi (Issoria lathonia) gibi adlarıyla
onları tanımaya başladığınızı, hangi çiçeklerde hangi türleri
görebileceğinizi, zariflikleriyle, narinlikleriyle, kısa süren yaşam
süreleri içinde büyüleyici güzellikte bir dünya hakkında bize çok
şey öğrettiklerini göreceksiniz.
Yazı - Foto: Oktay Subaşı
Kaynakça:
SkyLife - Haziran 2008
Oktay Subaşı'ya teşekkürlerimizle
Denizce

26.06.2008
|
|