Bu soru yüzyıllardır tüm insanlığı ilgilendirdi. Ve insanlık
tarihi, insan olmanın yollarını Rönesans ile birlikte hümanizma
başlığı altında birleştirmeyi denedi. Bu kadar kolay değildi
aslında? Sadece aydınlanma ve bilgilenme ile insan olunabilir
miydi? Bilgi ve zeka bizleri insan yapabilseydi, o zaman herkes
eğitim görür ve her yerde "insan olmuş insan" ile karşılaşırdık.
Ne demektir insan olmak? Nasıl insan olunur? Akıl, zeka ve
bilgi insan olmaya yetmiyorsa başka ne gibi unsurlara ihtiyaç
vardır? Bunları araştırmak ve bunları sorgulamak gerekiyor.
İyilik yapan, doğru söyleyen, dürüstlüğü ilke edinen bir insan
eğer zeki ve bilgili değilse insan olmuş mudur? İşte, belki de
ince nokta buradadır. İnsan bir bütün olarak bunları sağlamak
zorundadır. Nice insanlar tanırız ki, kendisini yetiştirmiş ama
bir kitap bile okumadığı için cahilliğin pençesi içinde, "hayat
okulunu bitirdim!" diye övünmektedir. Okumak ve öğrenmek bir
süreçtir ve zaman ister, emek ister. Bu kadar kolay olsaydı,
eğitim için yaşamımızda ayrılan zaman dilimleri bu kadar uzun
olur muydu?
Gelişmekte olan insan yavrusu türlü bilgi, görgü ve eğitim
süreçlerinden geçerek büyümeye başlar. Ondan beklenen ve istenen
insan olmasını bilmesi ve bunun bilinciyle hareket etmesidir.
Ancak araya giren türlü engeller sayesinde bir zaman gelir ki,
insan olmasının önünde engeller çıkmaya başlar. Kötü arkadaşlar,
kötü tavırlar ve kötü örnekler insan olmanın önüne dikilen büyük
engellerdir. Sadece okul değildir insanın insan olmasını
sağlayan. Çekirdek ailenin de bu anlamda olumlu bir etki yapması
gerekir. Bu öğelerden bir tanesinin eksik olması "insan olmayı"
geciktirir.
Toplumları oluşturan bireylerin insan olma bilinciyle hareket
etmedikleri ve yaşamlarını buna göre yönlendirmedikleri bir
gerçektir. Ancak buna rağmen yine de değişik nitelendirmelerde
bulunularak, "insan olsun yeter!", "insanlığı tükenmemiş birisi
yok mu?" gibi nitelendirmelerden medet umulmaya çalışılır.
İnsanın nasıl insan olacağını bilmeyenler insan aramaktadırlar!
Oysa, yaşayan her birey insan olmak adına bir mücadele vermek
zorundadır. İnsan olmak kişisel bir ayrıcalık ve özellik
değildir ve olamaz da.
Bugün tüm Dünya toplumları insan olma bilincine varmışlar
mıdır? Hâlâ savaşların olduğu ve açlığın hüküm sürdüğü bir düzen
içinde insan olmanın beklentisinin gerçekleşmediğini fark
edebiliriz. Kimseye zarar vermeden yaşamak, yakınındakinin
açlığını ya da sıkıntısını bilmeden rahat ve mutlu bir yaşam
sürmek, gerçeklere gözleri yummak, insan olma amacının boş bir
hayale dönüştüğünü göstermektedir.
"İnsan nasıl insan olur?" Cevap o kadar basit ve
anlaşılabilir değil elbette.
Yenilikleri takip etmekle,
fakat hiçbir zaman yenilikleri suistimal aracı olarak
görmemekle,
insan ruhuna ve kimliğine değer vermekle,
etik açıdan sorgulanmayacak şeyler yapmaya gayret etmekle,
okumak, çok okumakla ve öğrenmekle ve çok da düşünmekle,
ön yargılı olmamakla,
tüm canlıların yaşama hakkının varlığına saygı göstermekle,
insanı bir tür sömürü mekanizması haline getirmemekle,
duygulu ve hassas davranmakla ve insan olmanın getirdiği vicdanı
korumakla
insan, insan olma yolunda bir şeyler yapmaya başlayabilir.