e-mail
denizce@denizce.com
 





AB Hotel
Acarlar Gölü
Agva
Antalya Şel.
Antarktika
Bordeaux
Bozcaada
Burgazada
Costa Farilya
Çağlayanlar
Çamaltı Tuzlası
Çığlıkara
Dalış Turları
. Avustralya
. Endonezya-Papua
. Endonezya-Walea
. Galapagos
. Honduras
. Komodo
. Maldivler
. Meksika
. Mikronezya
. Tayland
Düden
Dünyanın Renkleri
. Mali
. Myanmar
. Sicilya
. Toskana
Erciyes
Galata Kulesi
Galata Mevlev.I
Garipçe
Galata Mevlev.II
Gölyazı
Halfeti'den Hasankeyf'e
Jeoparklar
Kaklık Mağarası
Kapıdağ Y.
Kastamonu
Kızıldeniz
Konya
Korfu Adası
Kumluca
Kuzguncuk
Loire Vadisi
Marmara Adası
Mersin
Mısır'ın Gizemi
Nice
Piramitler
Prag
Prens Adaları
Rio
Sanaa
Santorini
Sinop
Sultanahmet
Turkuaz Ada
Urla
Van
Yeditepe Nerede?
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Gezelim Görelim  

  Cote d'Azur'un Güzeli Nice                                                                                  Yıldırım Büktel

 


 

Nice 'içinden nehir geçen' bir kent değil belki ama, 'içinden denize girilebilen' nadir Avrupa kentlerinden biri. Her daim ılık, canlı ve zengin...

Uçağımız Melekler Körfezi'nin masmavi suları üzerinden süzülerek Nice'e doğru inişe geçerken denizdeki yelkenliler birer küçük martı gibi görünüyor. Cote d'Azur'un (mavi kıyı) güzeli Nice hemen aşağıda kendini gösteriyor. Ve neredeyse kent merkezinde yer alan havaalanına iniyoruz. Sadece birkaç dakika sonra Nice'i yaşamaya başlayacağız...

Sırtını Alpler'e yaslayan kent, kollarını Akdeniz'e ve o yönden gelenlere açmış davetkâr bir ev sahibi gibi. Buraya gelen bir ziyaretçinin ilk karşılaştığı 'Promenade des Anglais', kilometrelerce uzunluğundaki bir sahil şeridi. Bu gösterişli yolda ilerlerken bir yanınızda ağırbaşlı tarihi yapılar, diğer yanınızda güneşlenen ya da yüzen mayolu bir kalabalık size eşlik ediyor. Plajlar bir tarih, kültür ve de tatil beldesine geldiğinizi açıkça anlatıyor.

 

Bir 'Üst Düzey' Tatil Beldesi

Nice 900 bin nüfusu ile Fransa'nın beşinci büyük kenti. Bundan 2600 yıl önce Foça'dan yola çıkıp Marsilya'yı kuran göçmenler Nice’in de kurucusu olmuşlar. Yunan zafer tanrıçası da (Nike) ona adını vermiş. Romalılar döneminde nüfusu 15 bine yaklaşan bir liman kenti olan Nice Ortaçağ'da karanlık günler yaşamış. 14. yüzyılda Savoie Kontluğu'nun merkezi olmuş; bugün de kente hakim konumda olan kayalık tepenin üzerindeki kale etrafında gelişerek adeta yeniden doğmuş. İlerleyen yıllarda Nice'in kaderini bir anlamda 'havası suyu' belirlemiş. Kış aylarında da hüküm süren ılıman iklimi ile 18. yüzyılın ortasından itibaren Kuzey Avrupalı ve İngiliz aristokrat aileleri kendine çekmeye başlamış. Ülkelerindeki kapkara gökyüzü, sonu gelmeyen yağmurlar ve soğuk yerine Akdeniz'in berrak maviliğini, ısıtan güneşini ve temiz havasını tercih etmişler. Böylelikle 250 yıl öncesinden Nice bir 'üst düzey' tatil beldesine dönüşmüş ve sayıları giderek artan saraylarla da kentin çehresi ve kaderi de değişmeye başlamış.

 

Sahiliyle Ünlü

1860 yılında Fransa'ya bağlanan Nice yeni bir gelişme hamlesine tanık olmuş. Avrupa'da 'içinden nehir geçen' pek çok şehir bulunurken 'içinden denize girilen' şehirler son derece azdır. Bu ayrıcalığa sahip olan Nice'in kilometrelerce uzunluğundaki sahil şeridi kentin en ünlü yeri bugün. Bir zamanlar şıklıkta birbiriyle yarışan İngiliz soylularının yürüyüş yaptıkları bu güzergâh 'English Way' ya da Fransızların deyişiyle 'Promenade des Anglais' olarak adlandırılıyor. Günümüzde geçmiştekinden farklı bir atmosfere sahip olsa da hâlâ ilgi çekici olduğunu söyleyebiliriz. Günün ilerleyen saatlerinde Niceliler buraya adeta akın ediyorlar. Promenade en hareketli günlerini ise Şubat ayında düzenlenen renkli karnaval sırasında yaşıyor. Bu tarihlerde kent yaklaşık 1.5 milyon kişiyi ağırlıyor.

Saraylar Şehri

Bu zarif sahil şeridinin üzerindeki pek çok saraydan birisi özellikle dikkati çekiyor: Hotel Negresco. 1868 yılında Bükreş'te doğan Henri Negresco göçmen olarak geldiği Fransa'da Paris, Monako ve Nice'te çalıştıktan sonra, tanışmış olduğu pek çok ünlü kişiyi konuk etmek amacıyla büyük bir saray-otel yaptırmaya karar vermiş. Belle Epoque döneminin ünlü mimarı Niermans'ın yaptığı bu görkemli yapı kapılarını 1913 yılında büyük bir törenle açmış. Ancak, sadece bir yıl sonra patlak veren Dünya Savaşı Negresco'nun hayallerini yıkmış. Oteli hastaneye çevrilirken, her şeyini kaybetmiş ve bir süre sonra yokluk içinde hayata veda etmiş. 1957 yılında burayı satın alan Augier ailesi oteli yeniden uluslararası üne kavuşturmuş. Günümüzde Negresco Cote d'Azur'ün sembollerinden.

Kentin en canlı mekânlarından bir diğeri de Cours Saleya. Belli saatlerde pazarın kurulduğu geniş bir avlu burası. Çok sayıdaki restoran ve kafe özellikle akşam saatlerinde canlı bir kalabalığı ağırlıyor.

Burada deniz mahsullerinden Nice usulü salataya kadar, genellikle Alpler'in ve Provence'ın kokulu ot ve baharatlarıyla tatlandırılmış yöre mutfağını keşfedebileceğiniz her bütçeye uygun restoranı bir arada bulabiliyorsunuz. Kalenin hemen diğer tarafında bulunan liman bölgesi ise yine şık restoranları ile Nice'in gözdelerinden.

Nice'in sadece sahil kesiminden ibaret olmadığını anlamak için içerilere doğru uzanan 'Avenue des Phoceens'de (Foçalılar Caddesi) bir süre yürümek yeterli. Karşınıza çıkan Massena Meydanı kentin gerçek merkezi; bu meydana ulaşan Rue Jean Medecin ise en uzun caddesi. Belli başlı mağazaların yanı sıra kültürel mekânlar da bu meydanın etrafında toplanmış. Niceliler özellikle yaz aylarında 'Promenade'ı turistlere ödünç verirken, kendileri de bu meydana sığınıyorlar.

 

Fransa'nın En Güneşli Kenti

Buralara yolunuz eğer kış aylarında düşerse kentteki yaş ortalamasının hayli yüksek olduğunu hemen fark edersiniz. Fransa'nın yıl boyunca en çok güneş gören kentlerinden olan Nice bir anlamda emekliler şehrine dönüşmüş. Büyükçe bir üniversitenin varlığı bile kenti genç göstermeye yetmiyor. 

Bakımlı ve tertemiz caddelerde gezinirken birden karşınıza çıkabilecek ilginç bir kilise sizi şaşırtabilir. Soğan biçimindeki renkli kubbeleriyle Rusya'yı Nice kentinin tam ortasına taşıyan bu yapı Rus soylularının da 19. yüzyılda buraya ilgisiz kalmadıklarının kanıtı. Onlar da soğuk Rusya kışına Nice'in ılık havasını tercih etmişler. Saint Nicolas Katedrali onların ibadet etmeleri için yapılmış. İçinde çok güzel ikonalara sahip kilisenin hemen yakınında Rusların bir zamanlar yaşadıkları saray yer alıyor. Bina bugün okul olarak kullanılıyor.

Bu arada yeri gelmişken söyleyelim. Bir zamanlar Osmanlılar da Nice'e ilgisiz kalmamış ve burada saraylara sahip olmuşlar. Türklerin Nice'e olan ilgisi hâlâ devam ediyor...

 

Zengin Bir Kültür ve Tatil Cenneti

Hep bir tatil beldesi olarak andığımız Nice elbette sanatçıları da etkilemiş. Doğadaki saf renkleri ortaya çıkaran berrak havası ve yıl boyunca açık havada çalışmayı olanaklı kılan ılıman iklimi pek çok ressamı buraya çekmiş. Bu sanatçıların eserleri Nice şehrinin müzelerini süslüyor bugün. Kentin sırtını dayadığı Cimiez Tepesi'ne yönelirseniz hem seçkin villaları hem de sanatçı müzelerini görebilirsiniz. Marc Chagall'ın sağlığında tasarımını yaptığı müzede sanatçının ilginç eserleri sergileniyor örneğin. Cimiez Tepesi üzerinde ise bir 17. yüzyıl villasının içinde düzenlenen Matisse Müzesi'nde ressamın pek çok eseri yer alıyor. Müzenin hemen yanı başında Roma dönemi kalıntılarını görmek mümkün. Biraz ileride 1895 yılında açılmış olan Hotel Regina Palace bulunuyor. Bir zamanlar dört yüz odasında birçok önemli kişiyi ağırlamış olan bu otelin ünlü konuklarından biri de Kraliçe Viktorya olmuş. Sanatçı Matisse de burada bir odada kalmaktaymış. Bina artık otel olarak kullanılmıyor.

Yürüyüş yollarıyla, müzeyi andıran caddeleriyle, parklarıyla, eğlence merkezleri ve 'casino'larıyla Nice bir tatil ve kültür cenneti. Yakın çevresindeki Monako, Saint-Tropez, Cannes ve olağanüstü güzellikteki tarihi Saint-Paul de Vence kasabası ile pek çok fırsatlar sunan bir yer. En cazip yanı ise her mevsim gezip görülebilecek olması. Tüm bu özellikleriyle Nice gerçekten Cote d'Azur'ün en güzeli...

Yazı: Yıldırım Büktel  
Foto: Murat Taner 
   

   Kaynakça:
   SkyLife
- Ağustos 2007

 

Yıldırım Büktel ve
Murat Taner
'e teşekkürlerimizle

Denizce

29.08.2007