e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Öğrenme Refleksi

Rüştü Bozkurt    

 

 

Geçen Mayıs ayında dünyanın önde gelen uçak mühendislerinden Prof. Dr. Hans G. Hornung, Türk Hava Kuvvetleri komutanı Hv.Org. H.İbrahim Fırtına’nın davetlisi olarak ülkemize geliyor. Prof. Dr. Celal Şengör’ün de katıldığı 15 günlük bir inceleme gezisi yapıyorlar.

Gezi sırasında Prof.Dr. Şengör, Hava Kuvvetlerinde gözlemlediği üstün kalitenin üniversitelerde olmadığını belirtince, Prof.Dr. Hornung, “...her düzeyde savaşı yönetenler, asla gerekli bilgilerin tamamına sahip değillerdir. Bu nedenle savaşçı ele geçirebileceği her bilgi kırıntısını değerlendirmek ister, onu elde edebilmek için çalışır, zira yaşamı o bilgiye bağlı olabilir. Tanıştığımız subay ve generallerin hepsi bu öğrenme refleksini edinecek şekilde yetiştirilmişler. Konuştuğum Harbiyeliler de belli ki aynı şekilde yetişiyorlar. Zaten buraya çok zeki çocukların geldiği açık. Doğal zeka ile öğrenme refleksinin birleşmesi, senin imrendiğin başarıyı yaratıyor. Halbuki, benim Amerika’daki doktorum bile her şeyi bildiğini sanıyor. Beni tedavi ederken kitabına tekrar bakma refleksi yok adamda. Üniversite profesörlerinin de ekserisi yeterli bilgi sahibi olduklarını sanırlar. Bu nedenle aralarında gerçek bilim adamları azdır,” değerlendirmesini yapıyor.

Prof.Dr. Hans G.Hornung’un saptamasını hem kendi iç dünyamdaki düz aynalarda seyretmeye çalıştım, hem de tanıdığım kurumların genel durumlarını algılayabildiğim ölçülerde düşünmeyi denedim. Sonra şu kanıya vardım: sosyal sorumluluk insanın kendi işini iyi yapması ile başlar. İnsan bir bütündür; insanlar kendi işlerini tam, doğru ve temiz biçimde yapmıyorlarsa, başka işlerle ilgili söyledikleri hiçbir sözün değeri yoktur. İnsanlar kendi işlerini tam ve temiz biçimde yapabilmek için, her şeyin çok hızlı değiştiği bugünün dünyasında ‘öğrenme refleksini’ sürekli diri tutmak zorundalar.

Bir insan işini yaparken, mesleki kitapları okumuyor, sürekli yayınları izlemiyor, gelişmeleri yerinde gözlemlemiyorsa, işiyle ilgili gelişmeleri nasıl kavrar? Eskimiş bilgilerin yarattığı alışkanlıkların tutsağı olmaz mı? Bir süre sonra o insan kendi eksiklerini gördükçe, öğrenerek kendini aşma yerine, yeni kavramları ve bilgileri küçümseme hastalığına yakalanmaz mı?

Bugünün iş yaşamı da bir ‘var olma savaşı’ veriyor.

Faktör koşulları, bırakınız yılları, aylara göre değişiyor.

Talep koşulları, iletişimin etkisi ve erişebilirliğin itmesiyle bugünden yarına farklılaşıyor.

İşyerlerinde yöneticiler ile çalışanlar, tedarikçiler ve müşteriler arasındaki ‘karşılıklı-bağımlılık ilişkileri’ gün mertebesinde değişiklik gösteriyor.

Rekabet sistemi, bildiğimiz ve alışık olduğumuz ilişkilerin dışında, yeni ve farklı ilişkiler gerektiriyor.

Dün aklımıza bile gelmeyen rakipler, bugün pazarlarımızda bizi zorluyor.

Çok hızlı değişen, sürekli ‘rota ayarlaması’ gerektiren günümüz rekabet koşullarında, nereden gelip, nereye gitmek istediğinizi... Temel ilke ve ideallerinizi... Yaratmak istediğiniz sonuçları... Rekabet gücünüzü belirleyen faktör koşullarını, talep koşullarını, karşılıklı-bağımlılık ilişkilerini... Yakın ve uzak çevrenizde yaratılan fırsat ve tehlikeleri... Kısaca bir ‘erken uyarı mantığı’ ile her şeyi sorgulamak, bildiklerinizi düzenli biçimde yenilemek zorundasınız..

En büyük tehlike işimizi iyi bildiğimizi, iyi yaptığımız sanmak; başarı ve başarısızlıklarımızı sorgulamadan kaçınmaktır..

 

Kaynakça: Şişecam Topluluğu Dergisi

               Mayıs - Haziran 2005

 

 

Rüştü Bozkurt'a teşekkürlerimizle

Denizce