| |
23 Temmuz 1958'de okyanus araştırmaları gemisi "Sivastopol"
tam hızla Danimarka Boğazı'ndan geçmekteydi. Serin bir rüzgar
esiyordu ve deniz çivit mavisiydi. Birden gemidekiler inanılmaz
bir manzara gördüler: dalgalar gözalabildiğine bembeyaz olmuştu.
Deniz milyonlarca balık leşi ile kaplanmış bulunuyordu.
Balıkların bir sıcaklık farkı sonucu öldükleri anlaşıldı.
Geminin cihazları da şaşılacak sıcaklık farkları kaydetti:
örneğin deniz yüzeyinde aralarında bir mil bulunan iki noktanın
sıcaklıkları 7.2 C ve 340C idi. Bu fark 20-30 m.
derinliklere kadar mevcuttu. Gemi, balık leşleri arasında bir
saatten fazla ilerledi. Felaket, Irminger sıcak su akıntısı ila
Grönland'dan gelen soğuk su akıntısının sınırında meydana
gelmişti. Ayrıca kuzey rüzgarları Danimarka Boğazı’na çok fazla
buz sürüklemiş bulunuyordu. Son yıllarda deniz sularının birden
soğuması sonucu çok sayıda balığın ölümüne Kanada'da
Saint-Laurent Körfezi ve Trinit Koyu’nda, Kuzey Deniz'inde,
Somali ve Hawai Adaları açıklarında vb. rastlandı. Sayısız
morina, uskumru, köpekbalığı, dilbalığı, sardalya, hamsi vb. ve
tabi en başta sayısız balık yavrusu kaybedildi. Balıklar için
öldürücü tuzaklar vardır. Porto Rico'nun batı kıyısındaki lagün
bunlardan biridir. Çok sıcak geçen 1967 Haziran'ında içinde
balık kaynaşan bu lagünde, sıcaklık 350C'a çıktı ve
tuz miktarı, %0.43'e yükseldi. Suda erimiş oksijen o kadar
azaldı ki, balıklar, yengeçler ve karidesler öldüler. Benzer bir
durum 1963’te de meydana gelmiş, fakat tropik bir sağnak tam
zamanında boşalarak, suyu soğutmuş ve tuzu azaltmıştı.
1976 Haziran’ında New York açıklarında bir balıkçı
gemisinde, gece tutulan balıkların %75'i ölü çıkıtı. Bunun
nedeni, bu sularda kamçılı (flagellat) bir kırmızı yosunun
(Ceratium tripos) yaşaması idi. Gece yosunların fotosentezi
duruyordu; fakat solunumları devam ettiği için suda erimiş
oksijenin
hemen tamamını kullanıyorlardı. Florida açıklarında kırmızı
yosunların çoğalma mevsiminde şu trajik görünüm mevcuttur:
Balıklar can çekişerek yüzey ile derinlik arasında gidip
gelirler, sonunda yüzeye gelip kendilerini yarı yarıya sudan
dışarı fırlatırlar. Hatta kefaller su yüzeyinde kuyrukları
üzerine dikilirler. Tüm bu balıklar ağızlarından bir miktar su
fışkırttıktan sonra oksijensizlikten ölürler. Sahiller,
etrafa ağır bir koku yayan balık leşleri ile dolar.
"Kırmızı bataklıklar" (kırmızı yosunların
felaket getirişi nedeni ile bunları içeren denizlere bu isim
verilmektedir) yalnız oksijen tükettikleri için zararlı
değildir. Bazı kırmızı yosunlar [Gymnopodıum, Gonyaulax vb),
bulundukları ortama son derece zehirli maddeler verirler. Bu
zehirler, kobra zehirinden 80 kere daha kuvvetlidir. 1973
Ağustos'unda Petropavlovsk-Kamcatski'den birçok kişi, kol ve
bacaklarında uyuşma ve solunum güçlüğü ile doktora başvurdu. Bu
kişiler, denizden topladıkları midyeleri yedikten sonra
zehirlenmişlerdi. Midyelerin içine kırmızı yosunlar girmiş
bulunuyordu. Kırmızı bataklıklara yakın ülkelerde deniz ürünleri
ile çok sayıda kişinin zehirlenmesi hiç de nadir değildir.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Ağustos-1984
|
|