e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Olgunluk, Yaşlanma Sanatı, Bilgelik...

Halit Yıldırım    

 

 

 

“Yaşlanmak, bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır. Ama görüş açınız genişler...”  Ingmar Bergman

 

Yaşlanmak garip bir duygudur; o kadar gariptir ki, bir gün gelip başkaları gibi bizim de yaşlanacağımıza bile inanmakta zorluk çekeriz. Kendi yüzümüz ve kalbimizde gerçekleşmiş olan değişiklikleri, yaşıtlarımız üzerinde zamanın bıraktığı izleri ve tesirleri gözlemlemek suretiyle algılayabiliyoruz, sanki bir aynadan akseder gibi. Her zaman beraber olduğumuz gözlerimiz için biz, hep bir delikanlı veya bir genç kız olarak kalırız. Gençliğimizin utangaçlıklarını ve ümitlerini bile içimizde saklarız. Gençlerin, kuşaklar arasında bize verdikleri sırayı gerçekçi olarak irdeleyemeyiz. Bazen duyduğumuz “amca”, “teyze”, “dede”, “nine” gibi bir söz bizi şaşırtabilir. Acaba, bu unvanları kabul edecek yaş ve düşünce yapısında mıyız? Bunu kendimize sormakta geç mi kaldık dersiniz?

Bedenlerimiz, ruhlarımızın olgunlaşmasına kıyasla, çok daha bilindik kalıplar içerisinde yaşlanır. Yaşlandıkça nasıl bir görünüm alacağımızı, yaşlılığın çeşitli dönemlerinde, nasıl olacağımız hakkındaki alışılagelmiş kalıplaşmış düşünceler, benliğimizden çok, görünüşümüzle ilgilidir.

Burada herkesçe bilinen bir özdeyişi ifade etmek gerekirse, "Her yaşlının içinde hapsedilmiş bir genç insan vardır ve dışarıya çıkmak için deliler gibi çırpınmaktadır.”

Ø       Cicero’ya yaşlılığında sorulan,“Üstad, yeniden gençliğe dönmek ister miydiniz?” sorusuna verdiği yanıt anlamlıdır: “Yarışı birinci bitiren bir at, neden bir daha başlangıç çizgisine dönmek istesin ki…”

Ø       Cicero’nun yaşlılık üzerine söylevi şu sözlerle biter: “Keşke sizler de bu çağa gelseniz de, benden dinlediklerinizin doğru olduğunu kendi deneylerinizle anlayabilseniz.”

Olgunluk ve yaşlanma arasında çok önemli ve büyük bir fark vardır ve insanların kafası, bu konuda hep karışık kalmıştır. İnsanlar, yaşlanmanın olgunlaşmak olduğunu zannederler, ancak yaşlanma bedene ait bir olgudur. Herkes yaşlanıyor, herkes ihtiyarlayacak ama olgunluk her zamanda yaşla paralel ilerlemiyor. Olgunluk, içsel bir gelişimdir.

Ünlü bir düşünür. “Yaşlanmak bilge olmak demek değildir. Eğer gençken bir aptalsan ve artık yaşlandıysan, sadece yaşlı bir aptal olursun, hepsi bu...” Bu tümcede bir yanlışlık var mı? Biraz düşünelim…

 

Halit Yıldırım'a teşekkürlerimizle

Denizce

24.06.2010