|
Ebru gibi desenleri, zümrüt yeşiliyle opal taşı, özenle
işlenerek kolyelere, düğmelere, yüzüklere veya küpelere
dönüştürülüyor.
‘Yeşil Oltu Zümrüdünü’ yerinde keşfetmek için dadaşlar
diyarına, Erzurum'a doğru yola çıkıyoruz. Güzel ve uzun bir
yolculuğun ardından Erzurum'un meşhur semaver çayını içmek üzere
kısa bir mola veriyoruz. Kardan gelinliğini henüz giymemiş
Palandöken Dağı'nı tam karşımıza alıp, çaylarımızı yudumluyoruz…
Erzurum il merkezine yaklaşık 100 kilometre mesafedeki ve
daha çok oltutaşı ile tanınan Oltu'ya gitmek üzere Tortum-Artvin
yoluna giriyoruz. Yaklaşık 50 kilometre sonra Tortum'u geride
bırakıp, Narman-Oltu yol ayırımına geliyor ve yaklaşık kırkbeş
dakika sonra da Narman'a, ardından Oltu'ya ulaşıyoruz.
Opal Taşının Keşfi
İlçe merkezine varınca bizi, opal madeninin işletmecisi Dr.
İbrahim Ekinci karşılıyor. Aynı zamanda ilçede hekimlik de yapan
Ekinci'yle birlikte 30 kilometre uzaklıktaki Şenkaya'nın Turnalı
Köyü'ne doğru yola koyuluyoruz. Yol boyunca bir yandan çevreyi
seyrederken, diğer yandan Ekinci ile sohbetimize devam ediyoruz.
Ekinci, opal taşını keşfetme hikâyesini anlatıyor: “Hasta
ziyaretlerim sebebiyle sık sık çevre köyleri dolaşırım. Yine böyle
bir ziyaret için Turnalı Köyü'ne gittiğimde ev ve bahçe duvarlarında
kullanılmış olan parlak yeşil taşlar dikkatimi çekti. Madenlere olan
ilgim nedeniyle, aldığım numuneleri bir süre kendim inceledim,
sonrasında kimyasal birtakım işlemlerden geçirildi ve
üniversitelerde incelemeler yaptırdım.”
Opalin Zümrüdü ve
Manzaralısı
Yapılan bilimsel incelemeler neticesinde; dünyada aralarında
Avustralya, Amerika, Meksika, Brezilya ve Peru gibi ülkelerin
bulunduğu 13 ülkede 99 çeşidi bulunan opalin 31 çeşidinin, Oltu ve
Şenkaya yöresinde bulunduğu ortaya çıkarılmış. Rezerv ve çeşitlilik
bakımından dünyanın en önemli bölgeleri arasında olduğu kanaatine
varılmış. Opal taşının özellikle iki cinsinin, dünyada sadece bu
yöreye has olduğu da ulaşılan sonuçlardan biri olmuş. Bu iki opalin
birincisine, zümrüt madenine benzemesi nedeniyle 'zümrüt opal' adı
verilmiş; diğeri ise, kendine özgü desen renk ve motifleriyle
manzaralar içerdiğinden 'manzara opal' olarak adlandırılmış.

Bu güzel sohbet eşliğinde Turnalı Köyü'ne varıyoruz. Yemyeşil
çimenlerle bezeli Turnalı Köyü, Erzurum'un Oltu ile Şenkaya ilçeleri
arasında bir dağ yamacına kurulmuş. Etrafı çam ağaçlarıyla çevrili
ve küçük bir gölün süslediği şirin bir Anadolu köyü... Aracımızı
köyün meydanında park ediyoruz. Turnalı köylüleri tüm
misafirperverlikleriyle bizlere 'hoşgeldiniz' diyorlar. Yaklaşık iki
kilometre, maden ocaklarının bulunduğu yere çam kokuları eşliğinde
yürüyoruz. Yürüyüş esnasında Turnalılar, Osmanlı döneminde dağın
zirvesinde ve arka yamaçlarında zümrüt madeni işletmeleri olduğundan
bahsediyorlar…
Yeşil Taşın Efsanesi
Vaktiyle buralarda zalim bir kral ve güzelliği dillere destan
kızı yaşarmış. Kızı o kadar güzelmiş ki kral, halkının ona bakmasını
yasaklamış. Prenses dolaşmak için saray muhafızları ile saray dışına
çıkacağı zaman, halka eğilmesi, gözlerini kapatması ya da evlerinde
kalması ilan edilirmiş. Prensesi görmenin bedeli ölüm cezasıymış.
Bir gün prenses dolaşırken, ölümü göze alan fakir bir genç başını
kaldırmış ve prensesle göz göze gelmiş. Prenses o an, bu cesur köylü
gence âşık olmuş. Prensesin güzelliğinden başı dönen delikanlı,
akşam olunca gizlice sarayın duvarına tırmanmış ve prensesle bir kez
daha göz göze gelmeyi başarmış.

Tam konuşacakları sırada saray muhafızları çıkagelmiş,
delikanlı yakalanmış. Kralın karşısına çıkarılan genç, nasılsa
ölümle cezalandırılacağını bildiğinden kızına duyduğu aşkı krala
anlatmış. Ölüm emrini vereceği anda, kızının yalvarmalarına
dayanamayan kral, delikanlıya başka bir ceza vermeyi kabullenmiş. Ve
delikanlı bu yeşil taşların olduğu yere getirilip, yalnız yaşamaya
mahkûm edilmiş… Aşkından deli divane olan prenses yataklara düşmüş.
Kral ülkenin tüm hekimlerini saraya çağırmış ama çare bulamamış.
Aradan uzun zaman geçmiş…

Prensesi unutamayan delikanlı ona olan aşkını yeşil taşlara
işlemiş. Taşlardan kolyeler ve yüzükler yapmış. Bir gün krala bu
kolye ve yüzüklerden hediye göndermiş. Gözü yaşlı kral, kimin
gönderdiğine bakmadan yüzüğü kendisine, kolyeyi çok sevdiği kızına
takmış. Gel zaman git zaman, zalimliği bırakan kralın yufka gibi bir
yüreği olmuş. Kızı da yeşil taşlı kolyesi sayesinde eski sağlığına
kavuşmuş. Zalimliği bırakan kral delikanlıyı çağırmış ve kırk gün
kırk gece süren, dillere destan bir düğün yaptırmış…
İşte o gün bugündür Oltu zümrüdünün (opalin) insan
psikolojisi üzerinde olumlu etkileri olduğuna da inanılır. Bu taşı
takanların mutluluğu yakaladığı, kötülüklerden uzak durduğu,
insanlarla uyum içinde yaşadığı dilden dile anlatılır…
Ebru Deseni Gibi
Süslü
Özellikle kalite ve az bulunurluk açısından değer taşıyan
opal taşı diğer madenlerin aksine, yerin yüzlerce metre altından
çıkarılmıyor. Yerkabuğunda ya da yerin birkaç metre altında bazı
bölümlerde bulunabiliyor. Şeffaflığı, özellikle yeşil rengi ve
üzerindeki ebru desenini andıran oluşumlarıyla oldukça etkileyici
görünüyor.
Doğaya zarar vermeden toplanan taşlar atölyelere getirilerek
bir ayıklama daha yapılıyor. Taşın biçimine göre hangi yönde
kesileceğine karar verilip, kesme makinesinden plakalar halinde
geçiriliyor. Kesilen plakalar bakır maşalara takılarak tek tek
şekillendiriliyor. Taşın sert yapısından dolayı bütün malzemelere
elmas aşındırıcılarla şekil veriliyor. Zımpara tozları ile yüzeyleri
pürüzsüzleştirildikten sonra keçelerle silinerek taşlara son halleri
kazandırılıyor. Her biri farklı desen ve tonlarda olan taşlar daha
önceden hazırlanmış gümüş ve altından küpe, yüzük, broşlara
yerleştirilerek takı severlere sunuluyor…

Taşın işlenmesi Oltu merkezinde bulunan tek atölye ile
başlamış. Üretim yapan atölye sayısı şimdilerde artmış. Bugün
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Oltu Meslek Yüksek
Okulu Takı Bölümü'nde eğitimli sanatkârlar tarafından işlenen opal,
değerine değer katıyor.

Daha çok oltu taşı işletmeciliği ve mağazalarıyla dikkatimizi
çeken Erzurum'daki Rüstem Paşa Bedesteni'nde opal ile yapılmış süs
eşyalarını da görmek mümkün. Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı ve
sadrazamı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmış olan ve yöre halkının
Taşhan dediği tarihi çarşı artık opal süs eşyalarıyla, nam-ı diğer
Oltu zümrüdüyle daha da güzelleşerek ziyaretçilerini bekliyor…
Yazı - Foto: Selim Uçar Çam
Kaynakça:
SkyLife - Aralık 2007
Selim Uçar Çam'a teşekkürlerimizle
Denizce

16.02.2011
|