Otizm, duygusal ve sosyal ilişkilerde kısıtlılık ve zorluk,
dilin gelişiminde gecikme ve problemler, kısıtlı ilgi alanı ve
garip tekrarlayıcı davranışlarla karakterize bir hastalıktır.
Belirtilerin çeşidi ve şiddetindeki değişiklik nedeni ile bir
yelpaze hastalığıdır. Otizmin pek çok alt tipi vardır. Özellikle
atipik denilen tam otistik olmayan kişilerde tanı zor
olmaktadır.
Başlıca
Belirtileri Nelerdir?
Otistiklerde duygusal ve sosyal gelişmedeki kısıtlılık ve
problemler, göz temasından kaçınma, seslenince bakmama, yüz
ifadelerinde beklenen duyguyu yakalayamama, taklide dayalı
öğrenmenin azlığı, (by-by, ce oyunu öğrenememe) arkadaş ilişkisi
geliştirememe, duygularını başkaları ile paylaşamama,
başkalarının gösterdiği duygulara karşılık verememe şeklinde
görülmektedir.
Dil gelişimindeki gecikmeler, bu çocuklar için doktora
başvurmanın temel gerekçesi olmaktadır. Otistiklerin büyük bir
kesiminde konuşma hiç gelişmezken, bir kısmında gelişmektedir.
Ancak bu, söyleneni tekrarlama, anlamsız tekrarlar, zamirleri
ters kullanma ve ses tonunun tekdüzeliği şeklindedir. En sık
karşılaşılan tekrarlayıcı davranışlar ise, kendi çevrelerinde
dönme, sallanma, parmak ucunda yürüme, el kol çırpma, dönen
eşyaya ilgi, kafa vurma ve garip el hareketleridir. Kısıtlı ve
diğer insanlara anlamsız gelen ilgi alanları söz konusudur. Bu
temel belirtilere ayrıca onların hayatını kötü etkileyen aşırı
hareketlilik, hırçınlık, uyku sorunu da sıklıkla eşlik
etmektedir.
Otizme
Nasıl Tanı Konur?
Otizmin kesin tanısı için kullanılan belirli bir yöntem
yoktur. Gözleme dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı
konur. Otistik çocuklar aşağıdaki belirtileri gösterebilirler.
Belirtilerin tamamının bir çocukta görülmesi şart değildir.
Otistik çocuklar bu davranışları hafiften ağıra değişen
ölçülerde ve değişik kombinasyonlarda sergileyebilirler.
Belirtilerin bazıları zaman içinde kaybolup, bazıları da yine
zaman içinde ortaya çıkabilirler.
İlgisizdir.
Gereksinimlerini bir yetişkinin elini kullanarak ifade
eder.
Ekolalisi vardır. (kendisine söylenenleri papağan gibi
yineler)
Uygunsuz gülme ve kıkırdamaları vardır.
Göz teması yoktur veya kısıtlıdır.
Oyunlara bir yetişkinin yardımı ve ısrarı ile katılır.
Başka çocuklarla oynamaz.
Hayal gücüne dayanan, yaratıcı oyunlar oynamaz.
Tek bir konu hakkında durmadan konuşur.
Nesneleri çevirir veya döndürür.
Bazıları sosyal beceri gerektirmeyen faaliyetlerde çok
başarılıdır. (müzik, boz-yap oyunları gibi)
Değişiklikten hoşlanmaz.
Otizmin
Nedenleri:
Otizm genetik yatkınlık temelinde ortaya çıkar. Pek çok
çevresel, fiziksel ve kimyasal etken de rol oynar. Bu etkenler
otizmle ilgili genlerin ne düzeyde ve nasıl ifade edileceğini
belirlemektedir. Bu çevresel etkenler arasında, doğum öncesi
alınan ilaçlar, annenin gebeyken geçirdiği enfeksiyonlar, doğum
sırasında ortaya çıkan olumsuz hadiselerdir. Çevresel pekçok
etken araştırılmakla birlikte otizmin nedeni olarak ne diyet ne
de aşılar için hiçbir sağlam dayanak yoktur. Otistik çocukların
bağışıklık sistemlerinin zayıf olduğu, allerjik bünyeli
oldukları ve hastalıklara sık yakalandıkları söylenmektedir.
Bugün için uzmanlar, otizmin temelde birden fazla gene bağlı bir
hastalık olduğunu düşünmektedirler. Erkek çocuklarda,
kızlardakinden 3-4 kat daha sık görülür. Bunun tam nedeni
bilinmemekle birlikte yine genetik ve hormonal etkiler söz
konusudur.
Otizmin
Ağırlığını ve Seyrini Hangi Etkenler Belirler?
Zeka düzeyi en önemli etkenlerden biridir. Otistik
çocukların önemli bir kısmında zeka problemleri varken, bir
kısmı normal, az bir kısmı üstün zekalıdır. Son grupta hastalık
daha hafif ve daha iyi seyredebilir, ikinci önemli etken,
konuşmaya başlama yaşıdır. Genellikle 5 yaş dolaylarında
konuşmaya başlamış olmaları olumludur. Bunlar dışında olumlu
çevre koşulları, aile içi etkileşimin iyi olması, erken tanı ve
özel eğitimin erken başlaması önemlidir. Otizm bulguları
özellikle ilerleyen yaşla birlikte dalgalanma gösterir. Bazen
kısmi düzelmeler ve kötüleşmeler izlenir. Bazen otizm, 1-2
yaşları arasında tamamen normal bir çocukta sonradan ortaya
çıkabilir. Otizm tümüyle düzelmez. Ama özellikle atipik
formlarında iyiye gidişler vardır.
Otizm
ve Beyin İlişkisi:
Henüz tam bir kesinlik kazanmasa da araştırmacılar otizmde,
beynin değişik bölgelerinde sorunlar bulunduğunu bildiriyor.
Yapılan çalışmalar, otizme neden olan beyin anormalliğinin anne
karnında 2-6 aylar arasında ortaya çıktığını göstermektedir. Pek
çok beyin bölgesinde mikroskopik bozukluklar saptanmıştır.
Bunlar beynin değişik bölgelerinde yer aldığı için de belirtiler
çocuktan çocuğa çok değişkenlik göstermektedir.
Otizmin
Çeşitleri Var mıdır?
Otizm ile ilgili birçok bozukluk, "Yaygın Gelişimsel
Bozukluk" adı altında toplanmıştır. Bu gruba giren ve otizmle
benzerlik taşıyan bazı rahatsızlıkların özellikleri aşağıda
özetlenmiştir.
Otistik Bozukluk:
Sosyal ilişki, iletişim ve hayali oyunlar kurma konularındaki
bozukluklar, ilk üç yaş içinde ortaya çıkar. Basmakalıp
davranışlar, ilgiler ve aktiviteler görülür.
Asperger Sendromu:
Sosyal iletişimde bozukluklar, kısıtlı ilgi alanları ve
faaliyetler/ses tonları monoton ve mekanik olmakla beraber dil
gelişiminde gecikme olmaması, test edildiği zaman ortalamadan
yükseğe kadar uzanabilen zeka düzeyi bulguları ile karakterize
edilir.
Başka Şekilde Adlandırılamayan
Yaygın Gelişimsel Bozukluk: Bu tanı çocuk belli bir
teşhis alamadığı, fakat pekçok alanda gelişim bozukluğu
gösterdiği zaman sözkonusudur.
Rett Sendromu:
İlerleyen bir bozukluktur. Çocuk ilk yıllarda normal bir gelişim
gösterir. 1-4 yaşlarından itibaren kazandığı pek çok beceri
geriler, ellerinin amacına uygun kullanımı giderek yerini
tekrarlayan el hareketlerine bırakır. Bugüne kadar yalnızca kız
çocuklarda görülmüştür.
Otizmin
Tedavisi
Bugün için otizmin kesin bir tedavisi yoktur. Hastalık
hayat boyu süren kalıcı bir rahatsızlıktır. Ancak gerek yaşla,
gerek erken müdahale ile belirtilerin sıklığında ve şiddetinde
değişiklikler görülür. Belirtilerin bir kısmı kaybolur, bazı
yeni belirtiler açığa çıkabilir. Bugün için en temel tedavi
şekli özel eğitimdir. Gelişmiş ülkelerde otistik çocuklar için
hazırlanmış özel eğitim programları mevcuttur. Ülkemiz henüz bu
açıdan hazırlık aşamasındadır. Eğitim programlarının esasını
davranış ve konuşma terapileri oluşturur. Son zamanlarda her bir
otistik çocuğun özelliklerine ve gereksinimlerine uygun bireysel
terapiler geliştirilmektedir. Tüm bu tedavilerde amaçlanan
çocuğun özbakımını kendi kendine gerçekleştirmesi,
öğrendiklerini karşılaştığı yeni durumlarda da kullanmayı
öğrenerek sosyal yaşama uyumunun artmasıdır. Son çalışmalar
göstermiştir ki, son 10 yılda tanı konan otistik çocuklar
öncekilere oranla daha iyi durumdadır, çünkü bunlara daha erken
yaşta eğitim tedavisi başlamıştır. Bu nedenle otizmin erken
yaşta tanısı önemlidir. Özellikle küçük çocuklarda kesin bir
tanı koymak her zaman olanaklı değildir, normal çocukların dahi
bazen gelişimleri sırasında geçici olarak otistik belirtiler
gösterebildikleri bilinmektedir. Dolayısı ile bazen tanı
konmadan da eğitim açısından hazırlıklı olmak, bu tip çocukları
kısa aralıklarla izlemek ve değişik disiplinlerden gelen
uzmanların birarada değerlendirilmeleri gerekebilir.
Otizmde ilaç tedavisi, bazı durumlarda değişik nedenlerden
ötürü uygulanabilir. Özellikle epilepsi (sara) nöbetleri
otistiklerde sık görülür ve tedavi edilmezse olumsuz sonuçlar
doğurabilir. Ayrıca hiperaktivite, depresyon, düzen bozucu
davranış, saldırganlık, uyku ve yeme sorunları bazı otistiklerde
ilaç kullanımını zorunlu kılacak ölçüde şiddetli olabilir.
İlaçlar otizmi tedavi etmez, ancak eğitimi olanaksız kılan
durumlarda veya sorunlar ailenin başedemeyeceği boyutlara
vardığında gerekli olabilir. Gelişigüzel ve belli bir amaca
yönelik olmaksızın ilaç kullanılması sakıncalı olup, otizm
konusunda uzmanlaşmış hekimlerin ilaç önermesi daha uygundur.
Bilimsel olarak destek görmese de, özellikle A.B.D.'de
otistik çocuklarda yüksek doz vitamin ve diyet uygulamaları çok
yaygındır. Yararı tartışmalıdır. Eğitim ve ilaç tedavilerinin
yanısıra daha pek çok yardımcı teknik vardır. Bunların bir kısmı
çok tepki görmektedir, (örn. facilitated communication) bazıları
ise çok günceldir (örn. Auditory integration therapy).
Erken
Tanının Önemi:
Erken tanı eğitimin biran önce başlatılması açısından
önemlidir. Çünkü, küçük çocuklar öğrenme çağlarında büyük
potansiyel taşırlar ve verilen eğitimden büyük yaştaki çocuklara
kıyasla daha fazla yarar görürler. Uzmanlar ve araştırmacılar,
çocuk gelişimindeki erken kritik yaşlardan sonra fazla bir
gelişme olmayacağını saptamışlardır. Hatta bu çocukların diğer
çocuklar gibi kendilerine özgü bir öğrenme teknikleri olmadığı
için, bir süre sonra mevcut potansiyellerini de kaybettikleri,
düzeltilmesi zor bazı durumlara gelebildikleri de bilinmektedir.
Birçok araştırma göstermiştir ki, erken yaşta tanı konan ve
eğitimine başlanan pek çok otistik çocuğa bazı becerileri
kazandırmak ve onları üretken, kendine yeterli hale getirmek
mümkün olabilmiştir.
Genetik
Faktörler ve Otizm:
Son 10 yıldır genetiğin otizmdeki payı önem
kazanmıştır. Ancak her ne kadar genetik faktörlerin rolü kabul
edilmiş olsa da hangi genetik mekanizmaların otizme yol açtığı
henüz anlaşılmamıştır. Son yıllarda otizmle ilgili genetik
alanda yapılan araştırmalar ışığında otizmin teşhisinde bazı
yenilikler olmuş, ailelere genetik danışmanlık önem kazanmıştır.
Aileler otizmin ailede tekrarlanma olasılığı üzerine
bilgilendirilmeye başlanmıştır. Bilim adamları genetiğin
otizmdeki etkisini kabul etseler de henüz otizme yol açan belli
genler bulunmuş değildir. Çoğu genetik araştırma 7. ve 2.
kromozom üzerinde yoğunlaşmıştır. Genetik faktörlerin otizmle
ilişkisini bulmayı hedefleyen araştırmalar otizmin birçok
faktöre bağlı bir bozukluk olduğunu göstermektedir. Birden fazla
gen ve çevresel faktörlerin bir arada otizme yol açtığı
düşünülmektedir.
Otistik
Bireylerin Hakları:
Otistik insanlar; Avrupa'lı nüfusun sahip olduğu, kendileri
için uygun ve yararlı olan bütün haklara aynen sahip
olmalıdırlar.
Bu haklar, her ülkede yapılacak yasal düzenlemelerle,
özendirilmeli, uygulanmalı ve korunmalıdır.
Zihinsel Engelli Kişilerin Hakları (1975) ve Engelli
Kişilerin Hakları (1975) konulu Birleşmiş Milletler Bildirgeleri
ve İnsan Hakları konusundaki diğer ilgili bildirgeler dikkate
alınmalı ve bunlara otistik bireylere ait olarak aşağıdakiler
eklenmelidir.
OTİSTİK KİŞİLERİN;
Yeteneklerinin elverdiği ölçüde bağımsız ve eksiksiz bir
yaşam sürmeye,
Kolay ulaşılabilir, tarafsız ve doğru tıbbi yardım almaya,
Kolay ulaşılabilir ve uygun eğitim almaya,
Ve onların temsilcilerinin; geleceklerini etkileyen
kararlar alınırken, olanaklar elverdiği ölçüde, katılımda
bulunmaya ve isteklerinin dikkate alınmasına ve saygı
görmesine,
Yararlanabilecekleri, elverişli barınma olanaklarına
sahip olmaya,
Saygın, bağımsız bir üretken hayat sürdürebilmeleri için
gerekli; malzeme, yardım ve destek hizmetlerini alabilmeye,
Otistik bireylerin, yiyecek, giyecek, barınma ve diğer
gereksinimlerini karşılamaya yetecek bir gelir veya ücrete
sahip olmaya,
Refahlarını temin etmek için sağlanan hizmetlerin
geliştirilmesinde ve yönetilmesinde, olanaklar elverdiği
ölçüde, katılımda bulunmaya,
Fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyilikleri için; koruyucu
önlemler ve bireyin menfaatleri önde tutularak planlanmış
tıbbi ve medikal tedavileri de kapsayan uygun tıbbi yardım
almaya,
Ayırımcı ve tekdüze olmayan, bireyin yeteneklerini ve
tercihlerini dikkate alan bir iş hayatına ve meslek
eğitimi olanağına sahip olmaya,
Seyahat ve hareket özgürlüğüne sahip olmaya,
Kültür, eğlence, sosyal, spor faaliyetlerine katılma ve
bunlardan yararlanmaya,
Toplum içindeki bütün faaliyetlerden, hizmetlerden ve
aktivitelerden eşit yararlanmaya,
Evlilik dahil, bütün cinsel ve diğer ilişkilere baskı
altında kalmaksızın sahip olmaya,
Ve temsilcilerinin yasal olarak temsil edilme, yardım alma
ve bütün kanuni haklarının korunmasına,
Psikiatri hastanelerinde veya diğer bakım enstitülerinde
korku içinde yaşamaktan ve izole edilmekten korunmaya,
Kötü muamele görmekten ve ihmale uğramaktan
korunmaya,
Farmakolojik olarak suistimal edilmekten korunmaya,
Ve temsilcilerinin kendileri ile ilgili bütün kişisel,
tıbbi, psikolojik, psikiatrik ve eğitimsel kayıtlara
ulaşabilmeye,
HAKLARI VARDIR.
10 Mayıs 1992;
Den Haag, 4. Autism-Europe Kongresi'nde sunulmuştur. 9 Mayıs
1996 Avrupa Parlamentosu tarafından Yazılı Bildirge olarak
benimsenmiştir.
TODEV
Türkiye Otistiklere
Destek ve Eğitim Vakfı
Ressam
Salih Ermez Caddesi
Molla Sokak N:6 Göztepe/İST.
Tel: 0216-565 4536 Faks: 0216-565 4546
e-mail:
todev@mail.koc.net
İlginiz ve desteğiniz için
şimdiden teşekkür ederiz.
Sağlık ve başarı dileklerimizle.
Kaynakça:
TODEV - BAKIŞ
Bülten TODEV Broşür Prof.Dr. Barış Korkmaz Genetik
Etkiler ve Otizm, M.Rutter.