|
Hangi yaşta başlar?
Genellikle üç yaşından önce meydana gelen bir hastalıktır.
En önemli belirtileri hangileridir?
İlişkiler önemli ölçüde aksar, 2 otistik çocuktan 1’i ömür
boyu konuşmayı öğrenemez, etkinlik ve ilgi alanları kısıtlıdır,
Çevresindeki insanların varlığından haberdar değildir,
başkalarına birer eşya gibi davranır, üzüntülü olduğu anlarda
anormal avuntu biçimlerine başvurur, mesela hep aynı kelimeyi
sürekli tekrar eder. Konuşma tarzı anormaldir ve dikkat çeker,
özellikle ses tonu ve yüksekliği, vurgulama, konuşma hızı ve
ritmi normal değildir, monoton tarzla konuşur, cümle kurarken
soru sorar gibi veya yüksek ses tonuyla konuşur, başkalarından
duyduğunu aynı söz ve ses tonuyla tekrar eder, örneğin
televizyonda izlediği reklamları sürekli tekrarlar, “ben” yerine
“sen” kelimesini kullanır; örneğin “ben kek istiyorum” yerine
“sen kek istiyor musun?” der.
Otistik çocuklarda zeka noksanlığı var mı?
Bu konuda farklı iddialar var. Otistik çocukların bazıları
normal bir insanın yapamadıklarını da yapabiliyor. Özellikle
müziğe ve matematiğe yatkın olanları var. Bazıları kitap bile
yazdı. Çalışma hayatında çok başarılı olan otistiklerin sayısı
az değil. Buna rağmen birçoğunda zeka noksanlığı gözlemleniyor.
Bu tezatlığın sebepleri hakkında çeşitli teoriler var, ama
hiçbiri kesin olarak bir açıklık getiremiyor. Otizm hakkında bir
tek kitap okunursa olayı anladığınızı zannedersiniz, ikinci
okuyunca şüphelenirsiniz, bir kitap daha okursanız kafanız
iyice karışır. Yazarın görüşlerine göre otizm karşınıza apayrı
bir hastalık olarak çıkar.
Otizm ile ilgili istatistikler ne diyor?
Otizm hakkındaki istatistikler arasında kısmen benzerlik, kısmen
de farklılıklar var. Bazı bilim adamları 10-14 yaş grubunda
otistiklerin oranını 4/1000 olarak veriyor. Toplam nüfusta
2/1000 oranına sahip oldukları söyleniyor. Okul çağına gelmiş
çocuklar arasında 4/9000 oranına sahip oldukları bir
araştırmada tespit edildi. 8-10 yaşlarındai 10000 çocuk
incelendikten sonra, 2/10000 oranında otistiklik tespit edildi.
Otizmin cinsiyetle alakası var mı?
Sebepleri üzerine kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, otizm en çok
erkek çocuklarda rastlanılan bir hastalıktır. Otistik çocukların
%75’i erkeklerden oluşur.
Otizmin sebepleri nelerdir?
Bu
konuda da çeşitli fikirler ortaya atılıyor. Bazı bilim
adamlarına göre organik sebeplere dayanır, bazılarına göre
ardında kalıtımsal özellikler yatıyor, bazıları nörolojik bir
hastalık olduğunu iddia ederken, bazıları da “anne sevgisi”
noksanlığına dayandırıyor ve psikolojik bir rahatsızlık olduğunu
belirtiyor. Dikkat çeken nokta ise şu: Bilim adamlarının hepsi
çarpıcı bulgu ve örneklerle, otizmin sebeplerini görüşleri
doğrultusunda kanıtlayabiliyor, ama kendi, görüşünü ret
edenlerinkinin yanlışlığını kanıtlayamıyor. Bu da birbirinden
farklı çok sayıda “sebepler” var, ama hangisinin kesin olarak
doğru olduğu aslında bilinmiyor.
Otizmi kim keşfetti?
Literatürde öncelikle Kanner adı geçiyor, ama Asperger’den de
söz ediliyor. Bu iki bilim adamı (biri Avusturyalı, diğeri
Amerikalı), birbirlerinden bağımsız olarak, bazı çocuklarda
gözlemledikleri davranışları “otistik” terimiyle tanımladılar.
Yıl 1943 sonları veya 1944 başları olarak veriliyor. Daha çok
Kanner, otizmi keşfeden bilim adamı olarak anılıyor. Bugün
literatürde Kanner sendromu ve Asperger sendromu olarak iki ayrı
otizm türünden söz ediliyor. Asperger “otistik piskopat”
terimini kullanırken, Kanner “erken çocukluk dönemi otizmi”
(infantil otizm) ifadesine yer veriyor.
Otizm tedavi edilebilir mi?
Bilim
adamlarının birçoğuna göre otizm, kesin olarak tedavi edilemeyen
bir hastalık. Bunu öncelikle otizmin biyolojik ya da nörolojk
bir hastalık olduğunu belirtenler söylüyor. Otistik çocuk
annelerinin ya da terapistlerin yazdıkları bazı kitaplarda büyük
ölçüde normalleşen otistiklerden de bahsediliyor. Otistik
çocukları tedavi ettiğini söyleyen en ünlü isim “Bettelheim”. Bu
bilim adamına göre otizm psikolojik sebeplere dayanıyor ve
“doğru” yöntemler uygulanırsa, birçok otistik çocuk bu
rahatsızlıktan kurtarılabiliyor. Fakat Bettelheim’ın bu konuda
yanıldığını belirten bilim adamları var. Hatta Bettelheim, henüz
hayattayken de bu konuda sert eleştiriler almış. Daha önce de
belirtildiği gibi, bu konuda da klesin bir şey söylenemiyor.
Özellikle terapi uzmanları pedagojik yöntemlerle, otistik
çocuklara bir hayli yardımcı olunabildiğine dikkat çekiyorlar.
Otistiklerin en önemli özelliği
hangisidir?
Başkalarıyla göz göze gelmekten kaçınırlar. Genel olarak bu
kabul edilir, ama bazı yazarlar bunun göreceli olduğuna dikkat
çekiyorlar.
Otizm en erken kaç yaşlarında tespit
edilebiliyor?
Otizmin tespit edilebilmesi, çocuk ancak 2 ile 3
yaşlarına eriştikten sonra mümkün oluyor. Bazı bilim adamlarına
göre daha erken teşhis edilebilseydi, birçoğuna yardımcı
olunabileceğini belirtiyorlar. Bu yüzden en ufak bir şüphede
çocuğun gözlemlenmesi ve mümkün olduğunca erken bir uzmanın
görüşlerine başvurulması salık veriliyor. Uzman olarak doktorlar
gösteriliyor. Fakat ender rastlanılan bir hastalık olduğundan,
doktorların birçoğunun otizmi “tanımadığı” vurgulanıyor ve
teşhislerde hata yapılabileceğine dikkat çekiliyor. Teşhisi zor
bir hastalık olmasından dolayı, bazen teşhis süresi çocuk 5
yaşına gelinceye dek devam edebiliyor.
En çok hangi ebeveynlerin çocuklarında
rastlanıyor?
Bazı
bilim adamlarına göre otizm belli bir kesime özgü bir hastalık
türüdür. Daha çok entelektüel anne veya babanın çocuklarında
rastlanmasından dolayı, buna inanılıyor. Fakat son yıllarda bu
görüşe de karşı çıkılıyor ve otizmin, toplumun bütün
kesimlerinde görülen bir hastalık olduğu belirtiliyor.
Doç. Dr. İsmail Tufan
Akdeniz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
itufan@akdeniz.edu.tr
Doç.Dr.
İsmail Tufan'a teşekkürlerimizle
Denizce

|