|


Zeus'un Helikon
dağında oturan dokuz güzel kızına “Musalar” denir. Onların bir
diğer adı da ilham perileridir. Müze sözcüğünün kaynağı
Musalar'dır. Yani, müze ilham perisi demektir. Sunay Akın,
kitaplarından, sahne gösterisinden, hazırladığı radyo ve
televizyon programlarından kazandıklarıyla bir ilki
gerçekleştirdi ve “İstanbul Oyuncak Müzesi”ni açtı. Sanatçı “İlham
perilerinin bana kazandırdığı okurlarımın ilgisi, sevgisi bana
yetiyor. Paralarla da antika oyuncaklar satın aldım ve ilham
perilerine bir ev kurdum!”
diyor ve ekliyor:
Tam on yıldır şu düşle yaşıyorum; "neden İstanbul’un da bir
oyuncak müzesi olmasın?" Bu bir düştü. Temelleri belki de çook
eskilere dayanıyor. Çocukluğumda en sevdiğim oyundu ‘müzecilik’.
Büyük bir çekmeceyi yerinden çıkartır, içine kibrit kutularını
dizer, onların da üstüne annemin kolyelerini, küpelerini
koyardım. Böylelikle oyuncak bir müzem olurdu. Bir de tabii,
oyuncaklara yüklediğim bir anlam var. Oyuncak hayattır,
keşiftir... Önce düş, oyun ve oyuncak vardı. Sorarım size,
insanlar tekerleği neden icat etti? Bir eşyayı bir yerden, başka
bir yere taşımak için mi? Hayır!.. Tekerleği bir oyuncak olarak
yaptık ilk önce. Onunla yüzyıllarca oynadık. Sonra, çok sonra
onun taşıma gücünü keşfettik. Kültürler oyundan, oyuncaklardan
doğmuştur. Bilimin hep bir adım önünde olmuştur oyuncak! Sonra,
bir çocuğun hayata bakışını, hayatı algılayışını şekillendiren
ve anlamamızı sağlayan şeylerdir oyuncaklar. Hatta hatta, bir
çocuğun seçeceği meslek hakkında, yetenekleri hakkında bile
öngörüler sunabilir oynadığı oyuncaklar... Avrupa’daki oyuncak
müzelerini öğretmenleriyle gezen, ders yapan öğrencileri
gördükçe içim giderdi, neden benim ülkemin çocukları bu
güzellikleri göremiyorlar diye!... Ama, onların da artık bir
oyuncak müzeleri var... İşte bütün bu nedenlerle çocuklara ve
içindeki çocuğu yaşatabilenlere kapıları sonuna kadar açık
müzemizin.
Sunay Akın, bir
oyuncak müzesini ilk kez, on beş yıl önce bir etkinliğe davetli
olarak gittiği Almanya'da gördü. Müzeden etkilenen Akın,
ülkesinde böyle bir müze kurmaya o an karar verdi. Berlin'den,
bir antikacıdan satın aldığı oyuncak bir atın süvarisi olarak
düşüne doğru yola koyuldu.
İstanbul Oyuncak
Müzesi, şairin İstanbul Göztepe semtinde ailesine ait tarihi bir
köşkte kuruldu. 500 metre karelik bir alanda, yaklaşık iki bin
adet oyuncak sergileniyor. Oyuncakların sergilendiği her oda bir
tiyatro sahnesi görünümünde. Uzay oyuncaklarının olduğu bölüme
girdiğinizde başınızın üstünde yıldızlar yanıp sönerken, oyuncak
trenler gerçek bir tren kompartımanının içinde sergileniyor.
Ziyaretçiler, müzenin kafeteryasında ise kız çocuklarının
evcilik oyuncakları arasında dinleniyorlar. Müzede ayrıca yetmiş
kişilik bir toplantı ve gösteri salonu da bulunuyor. Bu salona,
müzeye katkılarından dolayı
İyigün Özütürk'ün
adı verildi.
Sunay Akın, yurt
içinden ve yurt dışından yaklaşık dört bin adet oyuncak topladı.
En eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa'da yapılan bir oyuncak
keman… 1820 yılında Amerika'da yapılan bir bebek, yine aynı
ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya'da yapılan yüz
yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski
eserleri arasında.
İstanbul Oyuncak
Müzesi'nin girişinde bir mahalle oyuncakçısı karşılıyor sizi.
Bir zamanlar kasabın ve bakkalın arasında kendine yer bulan, ama
zaman içinde tutunamayarak kaybolan bu küçük oyuncakçı
dükkanları müzede yaşatılıyor. Ayrıca, müzenin bir köşesinde
tarihi Eyüp Oyuncakçısı da canlandırılıyor. Eyüp Sultan
Camisinin yanında bulunan ve 1950'li yıllara kadar varlığını
koruyan Eyüp oyuncakçılığı müzenin en ilginç köşelerinden birini
oluşturuyor. Müzenin hediyelik eşya bölümünde de yeni yapım
tarihi Eyüp oyuncakları satılıyor. Sunay Akın böylelikle bir
tarihi değerimizi günümüze taşıyor.
Müzenin tasarımı Ayhan
Doğan tarafından yapıldı. Sahne tasarım
sanatçısı Ayhan Doğan, iki yıllık bir çalışmanın sonunda Sunay
Akın'ın düşünü renklendirdi, müzenin insanlarla buluşmasındaki
başrol oyuncularından biri oldu.
Toplumlar
müzelerden geçerek aydınlanırlar. Bir toplum, önce kalkınıp
sonradan müzelerini kurmaz. Önce müzeler kurulur, insanlar
buralardan geçerek aydınlığa ulaşırlar. Sunay Akın'ın oyuncak
müzesi bu bakımdan aydınlanmaya sunulan bir armağandır.
Sunay Akın
Sunay Akın ilk
şiirini 9 yaşında meteoroloji müdürlüğünde çalışan bir memurun
kızına yazar. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini
oluşturduğu şiiri evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının
iç kısmına yazar. Kız balkona geldiğinde odunluğun kapısını
açar. Mahsusçuktan!...
Ama şiir kızın
gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra “Bir
Şairdir Artık”, çocukluğunun geçtiği Trabzon'a gittiğinde sert
geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp
yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri “Hava Muhalefeti”
nedeniyle kayıptır.
Sunay Akın 1962
Trabzon doğumludur. İlk çocukluk yıllarında çay tabaklarının
içinde gördüğü Kız Kulesine 10 yaşında kavuşur. Ailesi, daha iyi
eğitim imkanları olduğu için İstanbul'a yerleşir ve Sunay Akın
İstanbul'la arkadaş olur, onu dinler bizlere de anlatır
sırlarını bu büyülü kentin.
Şairimiz, kağıt
gemilerden emekli bir kaptan olarak yazmaya başladığı şiirlerini
1989'da ‘Makiler' adıyla yayınladı. Bu ilk eserinin arkasına da
birer martı gibi ‘Antik Acılar', ‘Kaza Süsü' ve '62 Tavşanı'
adlı şiir kitaplarını sıraladı. Düzyazıda da , ancak bir şairin
yazabileceği konulara el attı. Bu alandaki eserleri İstanbul'un
Nazım Planı, Kız Kulesi’ndeki Kızılderili, Ay Çöreği ve Deniz
Yıldızı, Önce Çocuklar ve Kadınlar, İstanbul'da Bir Zürafa,
Onlar Hep Oradaydı, Kırdığımız Oyuncaklar, Kule Canbazı'dır. Bir
çok radyo ve televizyon programına imzasını atmıştır.
Yazarımız,
Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat
Merkezi'nde dersler vermiştir.Tek kişilik oyunuyla da yurt içi
ve yurt dışında sayısız gösterileriyle geçmişten bugüne köprüler
kurmakta ve ‘Bir milletin gerçek değerleri hisse senetleri
değil, hissi senetleridir' sözüyle de bu yolculuğuna devam
etmektedir.
Bir şairin
kurduğu ilk müze olan İstanbul Oyuncak Müzesi de Sunay Akın'ın
en büyük düşü olarak İstanbul Göztepe'de ziyaretçileriyle
buluşmaktadır.
Adres: Ömerpaşa Caddesi
Dr. Zeki Zeren Sokağı
No:17
Göztepe / İstanbul
Teel : 0216 -
359 45 50 / 51
Ziyaret Saatleri: 09.30 -
18.00 Haftaiçi (Pazartesi hariç)
09.30 - 19.00 Cumartesi - Pazar
(Müze Pazartesi günleri kapalıdır.)
Kaynakça:
http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com
http://www.ido.org.tr
|