e-mail    
denizce@denizce.com
 





Sinemalar
Tiyatrolar

Nobel Ödülleri
. Barış
. Edebiyat
. Fizik
. Tıp
. Kimya

Ressamlar
Emin Baba
Fahri Kaptan
Amadeo Preziosi
Ayvazovski
Leonardo DeMango
Titian

Ahlat Müzesi
Atatürk Müzesi
Beşiktaş D.Müzesi
Bursa Kent Müzesi
İst.Oyuncak M.
Hünkar Kasrı
İstanbul'dan Geçen...
İzmir Arkeoloji M.
Pera Müzesi
Rahmi M.Koç Müzesi
Sakıp Sabancı M.
Süreyya Operası
Tahtakuş Et.Müzesi
Yesemek

Metropolitan M.

Cengizhan
Ebru
Frankfurt 2008
Lale D. Çeşmeleri
Osmanlı Müziği
Saray Tiyatroları
Sessiz Gemiler
Süleymaniye Küt.
Terracotta Army
Yazının Kaldığı...
Zeugma ve Mars
 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Kültür - Sanat    

  İstanbul Oyuncak Müzesi

 


Zeus'un Helikon dağında oturan dokuz güzel kızına “Musalar” denir. Onların bir diğer adı da ilham perileridir. Müze sözcüğünün kaynağı Musalar'dır. Yani, müze ilham perisi demektir. Sunay Akın, kitaplarından, sahne gösterisinden, hazırladığı radyo ve televizyon programlarından kazandıklarıyla bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Oyuncak Müzesi”ni açtı. Sanatçı “İlham perilerinin bana kazandırdığı okurlarımın ilgisi, sevgisi bana yetiyor. Paralarla da antika oyuncaklar satın aldım ve ilham perilerine bir ev kurdum!” diyor ve ekliyor:

Tam on yıldır şu düşle yaşıyorum; "neden İstanbul’un da bir oyuncak müzesi olmasın?" Bu bir düştü. Temelleri belki de çook eskilere dayanıyor. Çocukluğumda en sevdiğim oyundu ‘müzecilik’. Büyük bir çekmeceyi yerinden çıkartır, içine kibrit kutularını dizer, onların da üstüne annemin kolyelerini, küpelerini koyardım. Böylelikle oyuncak bir müzem olurdu. Bir de tabii, oyuncaklara yüklediğim bir anlam var. Oyuncak hayattır, keşiftir... Önce düş, oyun ve oyuncak vardı. Sorarım size, insanlar tekerleği neden icat etti? Bir eşyayı bir yerden, başka bir yere taşımak için mi? Hayır!.. Tekerleği bir oyuncak olarak yaptık ilk önce. Onunla yüzyıllarca oynadık. Sonra, çok sonra onun taşıma gücünü keşfettik. Kültürler oyundan, oyuncaklardan doğmuştur. Bilimin hep bir adım önünde olmuştur oyuncak! Sonra, bir çocuğun hayata bakışını, hayatı algılayışını şekillendiren ve anlamamızı sağlayan şeylerdir oyuncaklar. Hatta hatta, bir çocuğun seçeceği meslek hakkında, yetenekleri hakkında bile öngörüler sunabilir oynadığı oyuncaklar... Avrupa’daki oyuncak müzelerini öğretmenleriyle gezen, ders yapan öğrencileri gördükçe içim giderdi, neden benim ülkemin çocukları bu güzellikleri göremiyorlar diye!... Ama, onların da artık bir oyuncak müzeleri var... İşte bütün bu nedenlerle çocuklara ve içindeki çocuğu yaşatabilenlere kapıları sonuna kadar açık müzemizin.

 

Sunay Akın, bir oyuncak müzesini ilk kez, on beş yıl önce bir etkinliğe davetli olarak gittiği Almanya'da gördü. Müzeden etkilenen Akın, ülkesinde böyle bir müze kurmaya o an karar verdi. Berlin'den, bir antikacıdan satın aldığı oyuncak bir atın süvarisi olarak düşüne doğru yola koyuldu.

İstanbul Oyuncak Müzesi, şairin İstanbul Göztepe semtinde ailesine ait tarihi bir köşkte kuruldu. 500 metre karelik bir alanda, yaklaşık iki bin adet oyuncak sergileniyor. Oyuncakların sergilendiği her oda bir tiyatro sahnesi görünümünde. Uzay oyuncaklarının olduğu bölüme girdiğinizde başınızın üstünde yıldızlar yanıp sönerken, oyuncak trenler gerçek bir tren kompartımanının içinde sergileniyor. Ziyaretçiler, müzenin kafeteryasında ise kız çocuklarının evcilik oyuncakları arasında dinleniyorlar. Müzede ayrıca yetmiş kişilik bir toplantı ve gösteri salonu da bulunuyor. Bu salona, müzeye katkılarından dolayı İyigün Özütürk'ün adı verildi.

Sunay Akın, yurt içinden ve yurt dışından yaklaşık dört bin adet oyuncak topladı. En eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa'da yapılan bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika'da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya'da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında.

İstanbul Oyuncak Müzesi'nin girişinde bir mahalle oyuncakçısı karşılıyor sizi. Bir zamanlar kasabın ve bakkalın arasında kendine yer bulan, ama zaman içinde tutunamayarak kaybolan bu küçük oyuncakçı dükkanları müzede yaşatılıyor. Ayrıca, müzenin bir köşesinde tarihi Eyüp Oyuncakçısı da canlandırılıyor. Eyüp Sultan Camisinin yanında bulunan ve 1950'li yıllara kadar varlığını koruyan Eyüp oyuncakçılığı müzenin en ilginç köşelerinden birini oluşturuyor. Müzenin hediyelik eşya bölümünde de yeni yapım tarihi Eyüp oyuncakları satılıyor. Sunay Akın böylelikle bir tarihi değerimizi günümüze taşıyor.
Müzenin tasarımı Ayhan Doğan tarafından yapıldı. Sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan, iki yıllık bir çalışmanın sonunda Sunay Akın'ın düşünü renklendirdi, müzenin insanlarla buluşmasındaki başrol oyuncularından biri oldu.

Toplumlar müzelerden geçerek aydınlanırlar. Bir toplum, önce kalkınıp sonradan müzelerini kurmaz. Önce müzeler kurulur, insanlar buralardan geçerek aydınlığa ulaşırlar. Sunay Akın'ın oyuncak müzesi bu bakımdan aydınlanmaya sunulan bir armağandır.

 

Sunay Akın

Sunay Akın ilk şiirini 9 yaşında meteoroloji müdürlüğünde çalışan bir memurun kızına yazar. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar. Mahsusçuktan!...

Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra “Bir Şairdir Artık”, çocukluğunun geçtiği Trabzon'a gittiğinde sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri “Hava Muhalefeti” nedeniyle kayıptır.

Sunay Akın 1962 Trabzon doğumludur. İlk çocukluk yıllarında çay tabaklarının içinde gördüğü Kız Kulesine 10 yaşında kavuşur. Ailesi, daha iyi eğitim imkanları olduğu için İstanbul'a yerleşir ve Sunay Akın İstanbul'la arkadaş olur, onu dinler bizlere de anlatır sırlarını bu büyülü kentin.

Şairimiz, kağıt gemilerden emekli bir kaptan olarak yazmaya başladığı şiirlerini 1989'da ‘Makiler' adıyla yayınladı. Bu ilk eserinin arkasına da birer martı gibi ‘Antik Acılar', ‘Kaza Süsü' ve '62 Tavşanı' adlı şiir kitaplarını sıraladı. Düzyazıda da , ancak bir şairin yazabileceği konulara el attı. Bu alandaki eserleri İstanbul'un Nazım Planı, Kız Kulesi’ndeki Kızılderili, Ay Çöreği ve Deniz Yıldızı, Önce Çocuklar ve Kadınlar, İstanbul'da Bir Zürafa, Onlar Hep Oradaydı, Kırdığımız Oyuncaklar, Kule Canbazı'dır. Bir çok radyo ve televizyon programına imzasını atmıştır.

Yazarımız, Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde dersler vermiştir.Tek kişilik oyunuyla da yurt içi ve yurt dışında sayısız gösterileriyle geçmişten bugüne köprüler kurmakta ve ‘Bir milletin gerçek değerleri hisse senetleri değil, hissi senetleridir' sözüyle de bu yolculuğuna devam etmektedir.

Bir şairin kurduğu ilk müze olan İstanbul Oyuncak Müzesi de Sunay Akın'ın en büyük düşü olarak İstanbul Göztepe'de ziyaretçileriyle buluşmaktadır.

 

Adres: Ömerpaşa Caddesi Dr. Zeki Zeren Sokağı
             No:17             Göztepe / İstanbul

Teel   : 0216 - 359 45 50 / 51

 

Ziyaret Saatleri: 09.30 - 18.00 Haftaiçi  (Pazartesi hariç)
                             09.30 - 19.00 Cumartesi - Pazar
                             (Müze Pazartesi günleri kapalıdır.)

 

   Kaynakça: http://www.istanbuloyuncakmuzesi.com
                   http://www.ido.org.tr