|
Dünya Engellilik Sempozyumu 4-6 Mart 2011
Dünya Engelliler Vakfı'nın düzenlediği 'Dünya Engellilik
Sempozyumu' 4-6 Mart 2011 tarihlerinde, 42 ülkeden
engellilere yönelik sivil örgütlerin katılımıyla
İstanbul'da gerçekleştirilecek.
|
Ülkemizde engelli birey sayısı oldukça yüksektir. Çok genel
bir istatistikî rakamla ülke nüfusunun % 7-10 arasındaki birey
sayısı engelli olup, özel
hizmete ihtiyaç
duymaktadır. Nüfusun büyüklüğü göz önüne alınacak olursa sayı
hiçte azımsanacak düzeyde değildir. Büyük kentlerden kırsalın en
ücra yerine kadar engelliler birer birey olarak nüfus içerisinde
yerini almış bulunmaktadır. Öyle ki kendi halindeler, özel
eğitim hizmetlerinden yararlananların sayısı ne yazık ki çok az.
Herhangi bir nedenle engelli grubuna dâhil olan bireyi;
kendisine yeterli, topluma yararlı bir birey haline getirmek,
onların hakkı,
sosyal
devletin görevi ve insan hakları anlayışının bir gereğidir.
İnsanların özlük hakkı olan eğitimi ve ayrıca engellilerin
eğitimini Anayasamız ve yasalarımız güvence altına almış
bulunmaktadır. Anayasamızın 61. maddesinde; “Devlet, sakatların
korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı
tedbirleri alır.” denilmektedir. Anayasamızın bu açık hükmüne
rağmen bugün, engellilere verilen hizmetlerde birçok sorunla
karşılaşılmaktadır.
Engellilerin toplumsal yaşama katılımlarının sağlanmasında,
bilgi
birikiminin oluşması ve uygulanmasında, engelliler için
öngörülen hizmetlerin
yönetiminde ve geliştirilmesinde devlet hizmetlerinin yanı sıra
özel
eğitim ve rehabilite hizmetlerine
gereksinimi olan bireylere hizmet sunan “Özel - Özel Eğitim
ve Rehabilitasyon Kurumları”na duyulan ihtiyaç gün geçtikçe
artmaktadır.
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Hizmetlerinin
Verilmesinde Özel Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kurumlarının
Önemi
“Özel Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Kurumları”;
zihinsel, bedensel, sosyal, ruhsal,
duygusal, konuşma, görme ve
işitsel gibi engelleri nedeniyle normal yaşamın gereklerine
uyamama durumunda olan bireylerin, fonksiyon kayıplarını
gidermek ve toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmalarını
sağlayıcı beceriler kazandırmak üzere kurulmuş ve bu doğrultuda
hizmet veren kurumlardır.
Milli Eğitim Bakanlığı (Özel Özel
Eğitim Okulları ve Özel Özel Eğitim Kursları) veya
Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu’na (Zihinsel, Spastik ve İşitme-Konuşma Özürlüler
Rehabilitasyon Merkezleri) bağlı olarak açılmış olan
özel özel eğitim ve rehabilitasyon kurumlarının nihai
amacı engelli bireyi toplum içerisinde kendi kendine yeterli
hale getirmek ve böylece onların topluma kazandırılmasını
sağlamaktır.
Bu kurumlar, özel eğitime
ihtiyacı olanlara yönelik yapılan inceleme, tespit ve
araştırmalar çerçevesinde elde edilen sonuçlara göre
yeni
hizmet modelleri geliştirmeyi ve bu alana katkı
sağlamayı hedeflemektedir.
Kurumlara, çeşitli nedenlerle bireysel
özellikleri ve eğitim yeterlikleri açısından
akranlarından beklenen düzeyden anlamlı farklılık gösteren
bireyler kabul edilir. Ağır, orta ve hafif düzeyde zihinsel
yetersizliği olanlar ile öğrenme yetersizliği olanlar; işitme,
görme, ortopedik ve sinir sistemlerinin zedelenmesi ile ortaya
çıkan yetersizliği olanlar; dil ve konuşma,
sosyal ve duygusal uyum ve özel öğrenme güçlüğü
olanlar; birden fazla alanda yetersizliği olanlar; otistik, down
veya rett sendromlular; oryantasyon, hiperaktif ve öğrenme
güçlüğüne sahip
olanlar bu hizmetlerden
yararlanabilirler. Dolayısıyla farklı engel grupları bu hizmet
ağından yararlanma imkânı ve fırsatı bulabilmektedir.
Bu hizmetler özel olarak ve
amaca uygun bir şekilde
oluşturulmuş ortamlarda verilmektedir. Bu ortamlar; eğitim
programlarının öngördüğü bilgilerin ve davranış kalıplarının
öğretildiği, günlük yaşayış faaliyetlerinin ve becerilerinin
kazandırıldığı, var olanların geliştirildiği,
motor
fonksiyonlarının artırıldığı ve uygulamaların
yapıldığı mekânlardır. Özel
eğitime uygun olarak hazırlanmış bu mekânlarda geliştirilen
teknik, yöntem ve materyaller uygulama alanı bulmakta ve böylece
bunların geliştirilmesi imkânı doğmaktadır.
Bu mekânlar, engel türlerine göre yapılandırılmakta ve bu
alanda eğitim görmüş meslek elemanlarınca yönetilmektedir.
Kurumlardaki bireylerin eğitim ve rehabilitasyonu;
sosyal hizmet
uzmanı, psikolog, psikolojik danışman, fizyoterapist,
özel
eğitim uzmanı, çocuk
gelişimi
ve eğitimi uzmanı,
konuşma
terapisti, el sanatları ve uğraşı terapisti, özel eğitim sınıf
öğretmeni gibi meslek elemanlarından oluşan ekip tarafından ekip
çalışması ilkelerine
uygun
olarak yürütülmektedir. Ayrıca doktor
ve hemşire gibi
sağlık
elemanları, üniversitelerden akademisyenler ile çeşitli
kurumlarda görev yapan meslek elemanlarının desteği, görüşü ve
gerektiğinde gönüllü olarak katkıları alınmaktadır. Yardımcı
personel olarak çocuk eğiticisi, sekreter, şoför, teknik eleman
ve hizmetli olmak üzere çeşitli personel çalışmaktadır. Bu
nedenle bu kurumlar önemli bir istihdam alanı oluşturmaktadır.
Bunların yanı sıra özel eğitim ve rehabilite hizmetlerine
ihtiyaç duyan bireylerin eğitim ve öğretimleri sonucu, kendine
ve topluma faydalı kişiler olarak yetişebilmeleri
sağlanmaktadır. İstihdamları için uygun işyerleri araştıran,
engelli istihdamına elverişli iş kolları ile ilgili olarak
motive edici, rehberlik ve koordinatörlük hizmetleri veren ve
onlara bu konuda gerekli rehberliği yapan özel kurumlar engelli
bireylerin de çalışma yaşamına girmesinde pay sahibi
olabilmektedir.
Özel kurumlar, özel eğitim ve rehabilitasyonla ilgili olarak
hazırlanan yazılı ve görsel materyalleri elde ederek ailelerin
ve toplumun bilgilendirilmesinde kullanmaktadır. Ayrıca, kendi
bünyesinde engelliler alanına ilişkin bilimsel araştırma ve
geliştirme faaliyetlerinde bulunarak, bu faaliyetleri çeşitli
etkinlikler çerçevesinde kamuoyuna duyurmaktadır. Böylece
engelliliğin bilinen ve bilinmeyen pek çok nedenleri eğitim
yoluyla az ya da çok kamuoyuna duyurularak genel anlamda
toplumun bu konuda bilinçlenmesi sağlanmış olmaktadır.
Dolayısıyla toplum içerisinde bireyle birlikte aile önemli
bir yer tutmaktadır. Engelli bireyin kabulü, bakımı,
yetiştirilmesi ve topluma kazandırılmasında ailenin yeri çok çok
büyüktür. Özel eğitimde ise engelli birey ailesine yaklaşımlar
ve aile eğitimleri bu açılardan önemini artırmaktadır. Günümüz
modern eğitim anlayışı bireyin bütün yönleri ile devamlı surette
gelişmesini amaçlar. Modern eğitim aileyi kendi bünyesi dışında
bırakamaz. Özel eğitimde aile eğitimi modern eğitimin ayrılmaz
bir parçasıdır. O halde bu anlayışla kurulan özel kurumlar, aile
eğitim faaliyetlerini kendi kapsamına alacak şekilde
örgütlemekte ve engelli bireyin bir “kişi” ve bir “bütün” olarak
gelişmesini hedeflemektedir. Bireyin bütün yönleri ile devamlı
surette gelişmesini hedefleyen Özel Kurum’lar, aile eğitim
faaliyetlerini kendi kapsamına alacak şekilde programlarını
oluşturmaktadır. Bu programlar sayesinde aile içinde yaşanan
olumsuz değişim ve dengelerde, aile üyelerinin ve özellikle
çocukların bu dönemleri daha az zararla atlatabilmesi için
sürekli olarak aileye psikolojik ve sosyal destek verilmektedir.
Engellilerin gerek bedensel gerekse ruhsal özellikleri
nedeniyle kendi yakın çevrelerinde ve toplum içerisinde
aşağılanmadan bağımsız hareket edebilmeleri ve toplumda yaşayan
bireylerle iletişim ve etkileşim kurabilmeleri için uygun
ortamlar hazırlamak, onların yarınlarını güvence altına
almalarını sağlamaya yönelik destek oluşturmak özel eğitim ve
rehabilitasyon sürecinin bir parçasını oluşturmaktadır.
Fatih Ekinci
- Eğitim Uzmanı
Kaynakça:
http://www.engellilersitesi.com