http://www.yankiyazgan.com
Para ile saadet
olur mu?
Yoksullara para dağıtsak, ruh sağlığı düzelir mi? Eşitsizliği
ortadan kaldırmak yerine, ya da eşitsizlikler ortadan kalkana
değin ailelere çocuklarının gelişimini sağlayacak terapötik ve
eğitsel olanaklardan yararlanma olanağı sağlayacak kaynaklar
vermek ilk akla gelen, neredeyse bir sosyal refleks gibi
sağlanabilecek bir destek.
Mevcut iktidar partisinin değişik vesilelerle yoksullara ve
ihtiyaç sahibi olduğunu belirtenlere verdiği desteğin bir
yurttaşlık hakkının karşılanması mı, yoksa gönülden kopmuş bir
kaynak aktarımı mı olarak görüleceği üzerine yürüyen
tartışmalara burada girmeyeceğim. Çocukların ruhsal veya
bedensel gelişimine ilişkin bir ihtiyacın karşılanmasının,
iktidarın keyfine bırakılamayacağı apaçık. Bu ihtiyacı
karşıladığınızda, sonuçlarının ne olduğu, çocuklara ne tür bir
yarar getirdiği konusu ise daha karışık.
2010’da sonuçları yayımlanan bir araştırma (Costello ve ark.
2010, JAMA) bu sorunun yanıtını en azından Amerikalı yoksullar
için ortaya koyuyor. Amerika’daki Kızılderili bölgelerinden
birisinde kentlerinde casino (modern kumarhane) açılan Cherokee
(Çeroki)lere çocuklarına dönük kullanım için ek para (bir tür
tazminat olarak) verilirken, komşu kabileler (mohikanlar ya da
apaçiler gibisinden) bu tür bir tazminat alamadılar.
Yardımlardan yararlanmaya başladıktan sonra ruhsal durumları
ve gelişimleri takip edilen çocukların 21 yaşlarına
ulaştıklarında ruh sağlığı açısından ne durumda oldukları
karşılaştırmalı olarak incelendiğinde para yardımı alanların
durumu çok daha iyi. Özellikle alkol ve madde bağımlılığı
açısından riskler düşmekte. Diğer yandan, bu avantaj kim için
geçerli değil? Aile yardımının yapıldığı dönemde 12.5 yaşında
olanlar, 14.5 ve 16 yaşında olanlara göre ruh sağlığı açısından
daha iyi durumdaydılar. Yardımın vaktini şaşırmamak, çocuklar
için çok geç olmadan harekete geçmiş olmak önemli, dedirten bu
bulguları not etmek gerekli. Para ile saadet olur diyemesek de,
çocukların ruh sağlığı daha iyi olabiliyor. Parası olmayanlar
için geçerli olan bu cümle, parası olanlar için geçerli değil.
Bu geçersizlik, yoksul olmak ve kalmak için bir avuntu
sayılmamalı.
Peki, yoksullara para verilmeli mi? Paranın nasıl verildiği,
eline nasıl tutuşturulduğu, cebimize nasıl konduğu ne kadar
önemli? Eldeki araştırma sonuçlarından çıkartmak mümkün
gözükmüyor. Kendimize nasıl yardım edilmesini tercih ederdik?
Hakkımızı bir yardım olarak almak, hiç almamaktan daha iyi
midir? Bunları da biz düşünelim.
Nerede o eski
günler?
Peki, çocuklar ve gençlerin ruh sağlığı iyice bozuldu mu?
Geçmişe göre bir fark var mı? Collishaw ve arkadaşları 1986’da
ve 2006’da aynı yöntemlerle toplanmış verileri kıyasladıklarında
özellikle “duygusal problem”lerin varlığında büyük bir artış
olduğunu görmüşler. “ Öfkelilik, asabilik, tahammülsüzlük” ve
“evhamlılık, kaygılılık” problemleri 20 yıl içinde çocukların
hayatına egemen olduğunda nedenini anlama arzumuzu tetikliyor.
İlk akla gelen sebepler, acaba göçler mi bu durumu arttırıyor,
yoksa dağılan aile kurumu mu? Pek öyle gözükmüyor. Sebebini
bilemediğimiz, belirsiz durumlarda hazır cevaplara atlamak cazip
gelse de, daha fazla araştırmak gereken bir durumla karşı
karşıyayız. Çocukların ruh sağlığı eskisinden daha bozuk,
eskisinden daha fazla korkan, daha kızgın ve saldırgan
çocukların olduğu bir dünyadayız. Eskisi dediğimiz de kendimiz.
Peki, biz o eski günlerdeki ruh halimizi ne kadar hatırlıyoruz?
Doğru mu hatırlıyoruz?