e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Yoksullara Para Dağıtsak

Prof. Dr. Yankı Yazgan    

 

 

http://www.yankiyazgan.com    


Para ile saadet olur mu?

Yoksullara para dağıtsak, ruh sağlığı düzelir mi? Eşitsizliği ortadan kaldırmak yerine, ya da eşitsizlikler ortadan kalkana değin ailelere çocuklarının gelişimini sağlayacak terapötik ve eğitsel olanaklardan yararlanma olanağı sağlayacak kaynaklar vermek ilk akla gelen, neredeyse bir sosyal refleks gibi sağlanabilecek bir destek.

Mevcut iktidar partisinin değişik vesilelerle yoksullara ve ihtiyaç sahibi olduğunu belirtenlere verdiği desteğin bir yurttaşlık hakkının karşılanması mı, yoksa gönülden kopmuş bir kaynak aktarımı mı olarak görüleceği üzerine yürüyen tartışmalara burada girmeyeceğim.  Çocukların ruhsal veya bedensel gelişimine ilişkin bir ihtiyacın karşılanmasının, iktidarın keyfine bırakılamayacağı apaçık. Bu ihtiyacı karşıladığınızda, sonuçlarının ne olduğu, çocuklara ne tür bir yarar getirdiği konusu ise daha karışık.

2010’da sonuçları yayımlanan bir araştırma (Costello ve ark. 2010, JAMA) bu sorunun yanıtını en azından Amerikalı yoksullar için ortaya koyuyor. Amerika’daki Kızılderili bölgelerinden birisinde kentlerinde casino (modern kumarhane) açılan Cherokee (Çeroki)lere çocuklarına dönük kullanım için ek para (bir tür tazminat olarak) verilirken, komşu kabileler (mohikanlar ya da apaçiler gibisinden) bu tür bir tazminat alamadılar.

Yardımlardan yararlanmaya başladıktan sonra ruhsal durumları ve gelişimleri takip edilen çocukların 21 yaşlarına ulaştıklarında ruh sağlığı açısından ne durumda oldukları karşılaştırmalı olarak incelendiğinde para yardımı alanların durumu çok daha iyi. Özellikle alkol ve madde bağımlılığı açısından riskler düşmekte.  Diğer yandan, bu avantaj kim için geçerli değil? Aile yardımının yapıldığı dönemde 12.5 yaşında olanlar, 14.5 ve 16 yaşında olanlara göre ruh sağlığı açısından daha iyi durumdaydılar.  Yardımın vaktini şaşırmamak, çocuklar için çok geç olmadan harekete geçmiş olmak önemli, dedirten bu bulguları not etmek gerekli. Para ile saadet olur diyemesek de, çocukların ruh sağlığı daha iyi olabiliyor. Parası olmayanlar için geçerli olan bu cümle, parası olanlar için geçerli değil. Bu geçersizlik, yoksul olmak ve kalmak için bir avuntu sayılmamalı.

Peki, yoksullara para verilmeli mi? Paranın nasıl verildiği, eline nasıl tutuşturulduğu, cebimize nasıl konduğu ne kadar önemli? Eldeki araştırma sonuçlarından çıkartmak mümkün gözükmüyor.  Kendimize nasıl yardım edilmesini tercih ederdik?  Hakkımızı bir yardım olarak almak, hiç almamaktan daha iyi midir? Bunları da biz düşünelim.

 

Nerede o eski günler?

Peki, çocuklar ve gençlerin ruh sağlığı iyice bozuldu mu? Geçmişe göre bir fark var mı? Collishaw ve arkadaşları 1986’da ve 2006’da aynı yöntemlerle toplanmış verileri kıyasladıklarında özellikle “duygusal problem”lerin varlığında büyük bir artış olduğunu görmüşler. “ Öfkelilik, asabilik, tahammülsüzlük”  ve “evhamlılık, kaygılılık” problemleri 20 yıl içinde çocukların hayatına egemen olduğunda nedenini anlama arzumuzu tetikliyor. İlk akla gelen sebepler, acaba göçler mi bu durumu arttırıyor, yoksa dağılan aile kurumu mu? Pek öyle gözükmüyor. Sebebini bilemediğimiz, belirsiz durumlarda hazır cevaplara atlamak cazip gelse de, daha fazla araştırmak gereken bir durumla karşı karşıyayız. Çocukların ruh sağlığı eskisinden daha bozuk, eskisinden daha fazla korkan, daha kızgın ve saldırgan çocukların olduğu bir dünyadayız.  Eskisi dediğimiz de kendimiz. Peki, biz o eski günlerdeki ruh halimizi ne kadar hatırlıyoruz? Doğru mu hatırlıyoruz?
 

 


Prof. Dr. Yankı Yazgan'a teşekkürlerimizle

Denizce

03.05.2011