| |
Sigara içimi yalnız içene değil, aynı
ortamda bulunan başka insanlara da zarar vermesi ve bu durumdan
en çok çocukların etkilenmesi bakımından önemli bir halk sağlığı
sorunu.
|
 |
|
Sigaradan çevreye yayılan dumanın içerisinde 4000'den fazla
kimyasal madde bulunuyor. Bu maddelerin arasında 40'dan
fazla kanser yapıcı madde olduğu biliniyor.
Özellikle kapalı ortamlarda içilen bir sigaranın dumanına
maruz kalmak, en az sigara içmek kadar zarar verebiliyor.
Bu
şekilde sigara dumanına maruz kalınmasına pasif içicilik
deniyor. Günümüzde, kapalı yerlerde sigara içimini
yasaklayan yasayla birlikte, sigara içmeyen pek çok insan
pasif içicilikten bir miktar kurtulmuş durumda. Peki ya
evde, misafirlikte sigara dumanına maruz kalan ya da
ebeveynleri sigara içtiği için pasif içici konumuna düşen
çocuklar? |
Çocukların sürekli sigara içilen
ortamda yaşamak zorunda kalmaları, sağlık durumlarını ve
gelecekteki yaşamlarını olumsuz yönde etkiler. Özellikle
çocukluğun ilk birkaç yılı, ev gibi kapalı ortamlarda geçmekte.
Bu nedenle çocuklar istemsiz olarak ev ortamı kirliliğinin
etkisinde kalıyorlar. Kapalı ortam havasının en önemli
kirleticisi olan sigara dumanınınsa, zehirli ve kanserojen
olduğu, bilinen bir gerçek. Bu nedenle son yıllarda pasif
içicilerin sigara dumanından nasıl etkilendiklerini ele alan
birçok araştırma yapılıyor. Sigara dumanının sigara içmeyenleri
istemsiz etkilediği, ilk kez 1972'de ileri sürülmüştü.
Çocuklarda istemsiz olarak sigaranın etkisinde kalma, doğum
öncesi dönemde başlıyor; doğumdan sonraki yaşamı da etkileyerek
devam ediyor. Örneğin, Marilyn L. Winkelstein ve arkadaşlarının
araştırmasına göre, ABD'deki çocukların yaklaşık %53'le %77'si,
en az bir içiciyle aynı evde yaşıyor ve bu çocuklar pasif içici
olarak kabul ediliyor.
Çocukların sigara dumanından olumsuz
yönde etkilenmeleri, anne karnındaki dönemde başlıyor. Gebelik
döneminde pasif sigara dumanına maruz kalma da, aktif içicilik
gibi bebeğin sağlığını olumsuz etkiliyor. Kendisi sigara içmeyen
ve günde 7 saat ya da daha uzun süre pasif sigara dumanına maruz
kalan gebelerin, düşük ağırlıklı bebek dünyaya getirme riski 1-8
kez, erken doğum riski 1-6 kez ve 35 haftadan küçük, gestasyonel
yaşta bebek dünyaya getirme riski 2,4 kez artıyor. Araştırmalar,
sigara içen annelerde düşük yapma ve ölü doğum yapma
oranlarının, içmeyenlere göre %50 daha fazla olduğunu ve sigara
içen annelerin bebeklerinin, yaklaşık onda bir oranında ani ölüm
riski taşıdığını gösteriyor. Gebelikte ve gebelik sonrasında
sigara içen annelerin çocukları, başkalarına göre daha çok
davranış bozukluğu gösteriyor (hiperaktivite, okul
performansında ve entellektüel kazanımlarda azalma).
Sadece annenin pasif içici olması
veya sigara içmesi değil, babanın sigara içmesi de anne
karnındaki bebeği olumsuz etkiler. Sigara içen babaların
çocuklarının, kanseri önleyici genden yoksun olarak doğduğunu ve
ileriki yaşlarda kansere yakalanma risklerinin daha fazla
olduğunu gösteren araştırmalar var. Çocukların akciğerleri tam
gelişmemiş olduğundan, çevresel sigara dumanına maruz kalmak,
her yaştan çocuğun akciğer işlevlerini bozar. Çocuklar,
yetişkinlerden daha fazla ve hızlı nefes alıp verirler; bu
nedenle, pasif içici durumuna düşürülen çocuklarda ciddi sağlık
sorunları ortaya çıkar. Günde yarım paket veya daha fazla sigara
içen anne ve babaların çocuklarının, herhangi bir solunum yolu
hastalığından hastaneye yatma riskiyse 2 kat daha fazladır.
Sigaradan etkilenen yenidoğan
bebeklerde kolik sıklığının arttığı ve bu bebeklerin gece gelen
ağlama, kıvranma, bacaklarını karına çekme davranışları
gösterdikleri belirlenmiş. Bunun yanında, öğürme, kusma, gaz
oluşumu gibi belirtiler de görülür. Öte yandan, istemsiz olarak
sigara dumanının etkisinde kalan yenidoğanların tükürük
salgısında ve idrarlarında nikotinin metaboliti olan kotinin
varlığını gösteren çalışmalar da, bu konunun önemini açıkça
ortaya koyuyor. Sigara dumanının istemsiz olarak etkisi altında
kalan yenidoğan ve çocuklarda yapılan çalışmalar, bu grupta
tonsilit, sinüzit, rinit, zatüre, bronşit gibi solunum yolu
hastalıklarına sık rastlandığını ve çocukluk dönemi astım
sıklığının ve şiddetinin arttığını gösteriyor. Örneğin, ABD'de
her yıl, pasif sigara dumanına maruz kalma nedeniyle 18 ayın
altında 150.000-300.000 bebek, akut solunum yolu hastalığı
geçiriyor.
|
 |
|
Çevresel sigara dumanı, hem kulak enfeksiyonlarının sayısını
artırır, hem de kulak hastalığının süresini uzatır. Sigara
dumanını solumak, burun arkasıyla orta kulağı birbirine
bağlayan östaki borusunu tahriş eder. Bu da orta kulakta
sıvı birikimi ve enfeksiyonla kendini gösterir. |
Çocuklarda duyma kaybının en önemli
nedenlerinden biri, kulak enfeksiyonudur. Eğer ilaçla etkili
cevap alınamazsa cerrahi girişim gerektirir. 1994 yılında Hong
Kong'da yapılan bir araştırmada da, kendisi hiç sigara içmemiş
öğrencilerin evinde sigara içen kişi sayısı arttıkça, öksürük ve
balgam yakınmalarının ve astım tedavisi alanların arttığı
görülmüş.
Anne ve babası sigara içen çocukların
erken yaşlarda sigaraya başlama riskinin fazla olduğu da
araştırmalarla belirlenmiş. Uludağ Üniversitesi'nde yapılan bir
araştırmada, çocukluğunda pasif içici konumunda olanların
%74,6'sının, yetişkinlikte aktif içici olduğu ve bunların
69.9'unun da çocukların yanında sigara içtiği saptanmış.
Sağlıklı bir toplum ve gelecek için çocuklarımızı pasif
içiciliğin olumsuz etkilerinden korumak yönünde, aileler ve
toplum olarak gerekli önlemleri almalıyız.
Yrd. Doç. Dr.
Nursan Dede Çınar
Öğr. Gör.
Cefariye Uludağ
Sakarya Üniversitesi Sağlık
Yüksekokulu
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
S: 423 Şubat-2003
Nursan Dede Çınar'a ve
Cefariye Uludağ'a teşekkürlerimizle
Denizce

|
|