|

Eski Mısır
dendiğinde akla ilk olarak firavunlar ve onların birer anıtmezar
olarak yaptırdıkları piramitler gelir. Binlerce yıllık Mısır
uygarlığından günümüze kalan bu dev yapılar, günümüzde de
insanları etkilemeyi sürdürüyor. Eski Mısır uygarlığının tümüyle
açığa çıkarılması için kazıbilimciler çalışmalarını aralıksız
sürdürüyor. Bununla birlikte eski Mısır'la ilgili hâlâ
bilinmeyen pek çok şey var. Bilinmeyen şeyler ve açığa çıkarılan
uygarlığın görkemi insanların ilgisini Mısır'da tutmaya yetiyor.
Öyle ki kimi zaman ortaya bilim dışı kuramların atıldığı, hatta
akla sığmaz açıklamaların yapıldığı da görülüyor. En çok ilgi
çeken konularsa elbette piramitler ve mumyalar. Peki, eski
Mısırla ilgili anlatılanların hangileri doğru hangileri yanlış?
Bunu birlikte gözden geçirelim.
Mısır piramitleri nedir?
Eski Mısırlılar
ölümden sonraki yaşama inanırlardı, inanışa göre, bir tanrı kral
olarak görülen firavunlar, öldükten sonra gökyüzüne yükselecek
ve burada diğer tanrılar arasındaki yaşamlarına başlayacaklardı.
Bu nedenle öldükten sonraki yaşamlarında kullanmak istedikleri
eşyalarını, kölelerini, eşlerini hatta yiyecek ve içeceklerini
de beraberlerinde gömmek istiyorlardı. Piramitler, onları
ölümden sonraki yaşama ulaştıracak yapılar olarak düşünülüyordu.
Piramitlerin bir diğer amacı da, öteki dünyadaki yaşamında
firavunu saygısız mezar soyguncularından korumaktı. Mezar
soygunculuğu firavunlar döneminden başlayarak günümüze dek
geldi. Öyle ki, kazı bilimciler firavunların mezarlarına
girdiklerinde mühürlerin çoktan parçalanıp mezardaki değerli
eşyaların yağmalandığına tanık olmuşlardı. Bazı mezarlara
yüzyıllar içinde birçok kez girilmişti. Piramitler aşılmaz
duvarlarıyla, içlerindeki labirentler ve başka güvenlik
sistemleriyle firavunu korumaya çalışıyorlardı, ama bir yandan
da bağırıyorlardı: Bende çözülmesi gereken bir sır ve değerli
hazineler var!
Piramitler nerededir ve kimler için
yapılmıştır?
Mısırda çeşitli
dönemlerde yapılmış irili ufaklı çok sayıda piramit var.
Bunların bir kısmı firavunlar için değil yüksek rütbeli
görevliler, zengin asiller için yapılmıştı. Bununla birlikte en
büyük ve bilinen birkaç tanesi firavunlar için yapılmıştı.
Bunların ilki firavun Zoser'in mastabası ya da diğer bir deyişle
basamaklı piramidiydi. Zoser'inki gibi mastabalarda, tuğla ya da
taş kullanarak basamaklı tepecikler yapılmıştı. Bu mastabalar
zamanla geliştirilip, şekillerindeki kusursuzluk arttıkça
piramide dönüşmeye başladılar. Firavun Zoser için Sakkara'da
yapılan basamaklı piramidin ardından firavun Snefru, şekli
düzgün olmayan piramitler yaptırmıştı. Yapılar zamanla
kusurlarından daha da arındırılıyordu. En sonunda Gize'deki dev
yapılar ortaya çıktı. Bunlar "Eski Krallık" denen dönemde, MÖ
2686-2136 yılları arasında hüküm süren üçüncü ve dördüncü
hanedan üyesi firavunlar için yapılmıştı. Bilinen en ünlü
piramitler, Keops, Kefren ve Mikerinos'a aitti.
Piramitleri kim yaptı?
Günümüzde
popüler olmak isteyen kimi insanlara göre piramitlerin yapımı
neredeyse imkânsız. Deniyor ki, böylesine görkemli bir yapıyı
inşa etmek için insan emeği yeterli değildir ve bunu mutlaka
uzaydan gelmiş ziyaretçiler yapmış olmalıdır, ileri sürülen bu
savlara gülmemek elde değil. Evrende var olması olası zeki canlı
türlerinden birinin uzayda yolculuk yapıp gezegenimize ulaşması
neredeyse olanaksız. Böyle bir olasılığın gerçekleştiğini
varsaysak bile, o kadar uzak bir yoldan gelen ziyaretçiler başka
işleri bırakıp piramit yapmaya koyulacak değillerdir. Uzay
boşluğunu geçmeye yetecek teknolojiye sahip bir uygarlığın
betonarmeden, çelik konstrüksiyondan habersiz olduğunu düşünmek
komik. Kaldı ki mükemmel olduğu söylenen Keops piramidine kadar
yapılan kusurlu piramitler de gösteriyor ki bu süreç aslında
deneme yanılma yöntemiyle öğrenilen ve her seferinde
kusurlarından arındırılan bir yöntem. Zoser'in mastabasını yapan
ve bilinen ilk mimarın adı Imhotep'ti. Onun ardılları da
piramitleri giderek daha düzgün bir hale getirdiler. İnşaat
sırasında binlerce Mısırlı çalıştı. Önceleri yalnızca kölelerin
emeğinin kullanıldığı düşünülüyordu, kazıbilimcilerin
çalışmaları, yalnızca kölelerin değil, aynı zamanda özgür
Mısırlı işçilerin de piramitlerin yapımında çalıştığını ortaya
koyuyor.
Piramitler nasıl yapıldı?
Firavun
Hufu'nun, ya da Yunanlıların ona verdiği adla, Keops'un piramidi
5 hektarlık bir tabana oturuyordu ve yüksekliği 146 metreden
fazlaydı. Herodot'a göre hazırlık çalışmaları için on yıl,
binlerce tonluk taş kütleleri yerleştirmek için de yirmi yıl
gerekmişti. Bu taş bloklar eğik düzeylerden ve halatlara
koşulmuş işçilerce çekilen tahta araçlardan yararlanılarak
yerlerine konulmuşlardı. Bu taş bloklar taş ocaklarından nehir
yoluyla gemilerle, ya da kızaklar yardımıyla karadan
taşınırlardı. Piramitlerde firavunun ölümden sonraki yaşamında
gerek duyabileceği eşyalar da bulunurdu. Bu değerli eşyalar onun
öbür dünyada da alışkanlıklarını değiştirmeden sürdürmesi
içindi. Piramitler dünyanın yaratılışı söylencesindeki kaostan
çıkan ilk tümseği simgeliyordu. Tepelerinde Mısır'a ışık ve
yaşam getiren Güneş gibi parlayan, altın renginde çıkıntılar
vardı.
Her firavunun piramidi var mı?
Hayır.
Piramitleri ağırlıklı olarak eski krallık olarak anılan dönemde
yaşamış firavunlar yaptırmışlardı. Bütün önlemlere karşın mezar
soyguncularının önüne geçilemiyordu. Firavunların kutsallığına
bile saygı göstermeyen hırsızlardan korumak için mezarların
gizli bir yere yapılmasına karar verildi. Bugün "Krallar Vadisi"
olarak bilinen Luksor yakınlarındaki bir vadide firavunların
mezarları inşa edildi. Krallar vadisinde 30'dan fazla firavunun
mezarı bulunuyor. Buna karşın bu bölgenin korunması da mümkün
olmamış, kazıbilimciler buraya ulaştığı dönemde çoktan
soyulmuşlardı. Kazıbilimcilerin dokunulmamış olarak buldukları
tek mezarsa firavun Tutankamon'un mezarıydı, İngiliz kazıbilimci
Hovvard Carter'ın bulduğu ve günümüz dünyasında çok bilinen
firavunlardan biri olan Tutankamon'un mezarı, bir tepeye mezar
odaları kazılarak yapılmıştı. Carter mezara girdiğinde birbirine
bağlı dört oda olduğunu gördü. Bulgular onun mezarının bile bir
"ziyarete" uğradığını, ama hazinelerinin yerinde olduğunu
gösteriyor. Tutankamon çok genç yaşta ölmüş önemsiz bir
firavundu. Kazıbilimciler buradan yola çıkarak eğer soyulmamış
olsalardı diğer firavunların mezar odalarının çok daha zengin
buluntular içereceği görüşünde.

Firavunun laneti nedir?
Batı dünyasında
firavun Tutankamon'un mezarının bulunması geniş ölçüde
yankılanmıştı. Öyle ki Carter'in bu buluşu yalnızca
meslektaşlarınca değil, her kesimden insan tarafından
öğrenilmişti. Bunda gazete, fotoğraf ve yayına yeni başlayan
radyo programlarının da etkisi oldu. Dünyanın ilgisini üzerine
çeken böylesi bir olayın gazetelerde haber olarak geniş yer
tutması doğal. Ne var ki, gazeteler haberlerini çoğunlukla bilim
adamlarıyla yaptıkları görüşmelere göre değil, sansasyonel
olaylardan yola çıkarak yazıyorlardı. 1930'lu yıllara dek
gazetelerde yer alan "firavunun laneti" haberleri böyle bir
sansasyon uyandıracağı düşünülerek başlatılmış olabilir. Bunun
yanı sıra Tutankamon'un mezarını ortaya çıkaran grupta yer alan
Lord Carnavon'un bu tarihten kısa bir süre sonra sivrisinek
sokması sonucu aniden ölmesi, bu tür haberleri körüklemiş
olabilir. "Ölüm, firavunun rahatını bozana hızlı kanatlarla
gelecektir!" Tutankamon'un mezarında yazılı olduğu söylenen
lanet rivayete göre böyleydi. Gazetelerden biri bir gün
Carter'ın da öldüğünü yazdığında, bilim adamı artık
dayanamamıştı. Basına öfkeyle bunun gerçek olmadığını duyurdu;
ölen kendisi değildi ve olay yalnızca isim benzerliğinden
ibaretti.
Carter'ı
kızdırıp öfkeli bir açıklama yapmasına neden olan lanet aslında
yoktu, hiç olmamıştı. Mısır geleneklerinde yaşayanlar için böyle
bir lanet yazma geleneği yoktu, tersine mezarların duvarlarına
ölünün hayattayken yaptığı işler yazılır ve insanların onun
arkasından dindarca hayır dualar etmesi istenirdi. Firavunun
laneti o dönemin "magazin" gazeteciliğinin uydurmasından başka
bir şey değildi.
Peki neden piramit?
Firavunların
yaşamlarının sonunda göğe yükselip diğer tanrılar yanındaki
yerlerini alacakları düşünülüyordu. Bunun yanında devasa
büyüklükler, firavunun görkemine yakışır nitelikteydi. Göğe
yakın olması ve görkemli görünmesi için piramitlerin çok yüksek
olması gerekiyordu. Günümüzdeki modern mimari tekniklerinin ve
malzemelerinin o dönemlerde olmamasından ötürü yüksek bir bina
yapmanın temel koşulu, yapının geniş bir tabana ulaşmasıydı.
Böylece gittikçe daralarak yükselen binanın, ağırlığıyla üzerine
çökmesi engelleniyor, binanın dengeli olması sağlanıyordu.
Modern mimaride kullanılan çelik ve beton gibi malzemeler,
günümüzde bu sorunu çözüyor ve gökdelenler gibi ince uzun
binalar yapabiliyoruz.
Madem elimizdeki teknoloji o kadar
ileri, neden piramitlerin bir benzerini bugün yapamıyoruz?
Bugünkü bilim ve
teknolojinin bunu gerçekleştiremeyecek olması düşüncesi gerçekçi
değil. Bugün Keops piramidi ayarında görkemli bir piramit
yapılmamasının nedeni çok pahalı olması. Bir mezar olarak yığma
taştan piramit biçiminde bir bina yapılmasının hiç de ekonomik
olmadığını söyleyebiliriz. Eski Mısır'da firavuna tanrı gibi
tapılırdı ve onun bir sözüyle ülkenin bütün kaynakları seferber
edilirdi. Bugün mümkün olmayan, insan kaynaklarının ve paranın
on yıllarca böyle bir işe aktarılmasıdır.
Kirletilmiş su
birkaç gün piramitin içinde bekletilirse kirden arınmış olur.
Bitkiler, piramitin içinde daha çabuk büyürler. Piramit içine
bırakılan su, 5 hafta süre ile bekletildikten sonra yüz losyonu
olarak kullanılabilir. Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar
piramitlerin içinde daha çabuk iyileşme gösterir... Bu gibi
savların gerçeklik değeri nedir?
Bu gibi savların
hiçbir gerçeklik değeri yok. Yapılan deneyler gösteriyor ki
piramidin içinde doğaüstü bir gelişme yaşanmıyor. Piramitin
dışındaki dünyada işleyen doğa kanunları içinde de geçerli.
Çöp bidonu içindeki yemek artıkları
hiç koku yaymadan piramit içinde mumyalaşır mı?
Bu sav bütün
piramitler için değil yalnızca Mısır'da, çölde yer alan
piramitler için geçerlidir. Bir organizmanın çürüyüp, kötü
kokular çıkarmasına neden olan şey mikroorganizmalardır. Çetin
çöl şartlarında mikroorganizmaların bile yaşamakta güçlük
çektiği görülür. Öyle ki Eski Mısır'da çok fakir oldukları için
hiçbir işlem yapmadan kuma gömülen insanların bedenleri
mumyalaşmış biçimde günümüze ulaşmıştır. Bunun doğaüstü bir yanı
yoktur.
Mısır piramitleriyle Güney Amerika
piramitleri arasında bir ilişki var mı?
Biçimlerinin
piramit olması dışında hiçbir ilişki yok. Güney Amerika
kültürlerinde Güneş, saygı gösterilen, tanrı gibi tapılan bir
varlıktı. Rahipler ibadet ederken Güneş'e en yakın yere
kurdukları sunakta kurbanlar sunarlardı. Güneşe yakın olabilmek
için yüksek yapılar inşa edilmişti. Eski çağlarda taş yığma
yöntemiyle yapılabilecek en yüksek bina biçimi piramitti. Bu
zorunluluktan dolayı, geçmişte dünyanın farklı yerlerinde yer
alan yüksek binalar hep piramit biçimde yapıldı.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 471 Şubat-2007
Gökhan Tok'a teşekkürlerimizle
Denizce

10.05.2007
|