|
Milli müzeler
müdürü Halil Edhem Eldem, 1929 yılında, Topkapı Sarayı'nın eşsiz
hazinelerinden biri olan Piri Reis haritasını ortaya çıkardı.
Harita o sıralar İstanbul'da araştırma yapan Alman doğubilimci
Prof. Paul Kahle tarafından incelenip, 1931 yılında Leiden'de
toplanan 18. Doğubilimleri Kongresi'nde dünya bilim çevrelerine
sunuldu. İstanbul basınında yer alan yazılardan sonra Ankara'ya
taşınan harita, Atatürk ve tarihçileri tarafından incelendi.
Atatürk'ün özel ilgi ve emirleri ile devlet matbaasında
tıpkıbasımı yapıldı. Birinci Dünya Haritası adı ile anılan ve
deve derisi üzerine çizilen, dokuz renkte boyanıp resimlenmiş
harita 86 cm. boyundadır.
Üst kısmının
genişliği 61 cm, alt kısmının ise 41 cm'dir. Dikkatle
bakıldığında, haritanın sağ yanından boydan boya kopmuş olduğu
göze çarpar. Alt kısmının genişliğinin kısa oluşu derinin olağan
yapısındandır. Bu kopma dolayısıyla Birinci Dünya Harita'sından
geriye Atlas Okyanusu'nun boydanboya iki kıyısı kalmıştır.
İspanya, Fransa, Amerika'nın doğu kısımları ile Florida
kıyıları, Antiller, Güney Amerika'nın doğu bölümü bugünkü
haritalara yakın doğrulukta çizilmiştir. Harita tipik bir deniz
haritasıdır. Enlem ve boylam çizgileri yerine rüzgar gülü ve yön
çizgileriyle, efsanevi ve gerçekçi resimlerle süslenmiştir.
Harita üzerinde yer adlarının yanı sıra, keşif tarihi, efsanevi
bilgiler, haritanın oluşumu hakkında notlar vardır. Harita eşsiz
bir tablo güzelliğine sahiptir. Görselliğin bu denli öne
çıkması, eserin Osmanlı sultanına sunulacak olmasından
kaynaklanmıştır. Haritada bulunan rüzgar gülü sayısı üçü küçük,
ikisi büyük olmak üzere beştir.
Güney Amerika'nın kuzeybatı bölümünde yer alan satırlarda Piri
Reis'in imzası açıkça okunur: " Bunu Kemal Reis'in biraderzadesi
diye meşhur, Hacı Mehmet'in oğlu fakir Piri 919 (1513)
Muharremülharamında Gelibolu şehrinde yazdı, Allah ikisini de
affetsin."
Güney Amerika üzerinde okunan aşağıdaki satırlarda Piri Reis
bilim adamlarına yakışan bir dürüstlükle haritasının
kaynaklarını açıkça belirmektedir:
"Bu fasıl işbu haritanın ne tarikle telif olunduğunu beyan eder.
İşbu harti misalinde harti asır içinde kimsede yoktur. Bu
fakirin elinde telif olup şimdi bünyad oldu. Hususan yirmi
miktar hartiler ve yappamondolar'dan (Mappa Monde), yani
İskender-i Zülkarneyn zamanında telif olmuş hartidir ki rubu
meskun anın içinde malumdur; Arap taifesi ol hartiye Caferiye
derler anın gibi sekiz Caferiyeden ve bir Arabi Hint hartisinden
ve dört Portukalın şimdi telif olmuş hartilerinden kim Sint ve
Hint ve Çin hendese tarihi üzerine ol hartilerin içinde
mesturdur ve bir dahi Kolonbo'nun Garp tarafından yazdığı
hartiden bir kıyas üzerine istihraç edip bu şekil hasıl oldu;
şöyle ki bu diyarın hartisi bahriler içinde nice sahih ve
muteber ise, mezbur hartide dahi yedi derya ile sahih
muteberdir."
Bu satırların üzerinde yer alan bölümde ise Amerika'nın keşfi
ile ilgili bilgiler verilmekte ve son cümlesinde "Mezbur hartide
olan bu karalar ve cezireler (adalar) kim vardır, Kolonbo'nun
hartisinden yazılmıştır" denmektedir.
Haritayı çekici kılan yönlerden biri de budur. Colombus
1492-1504 tarihleri arasında Amerika'ya 4 kez sefer etmiş ve
kıyıların haritalarını yapmıştır. Ancak bu haritaların hiçbiri
günümüze ulaşmamıştır ve bugün sadece Piri Reis'in haritasının
içinde yer alan bölümü ile yaşamaktadır. Colombus'la birlikte
ikinci yolculuğa kılavuz olarak katılan Juan de la Cosa'nın
1500'de yaptığı dünya haritası, Contarini'nin 1506 tarihli dünya
haritası ve Martin Waldseemüller'in 1507 tarihli dünya haritası
(ilk defa bu haritada Kuzey ve Güney Amerika Asya'dan ayrı bir
şekilde gösterilmiştir) Amerika kıtasının yer aldığı ilk
haritalardır. Piri Reis'in haritası bu üç haritadan daha doğru
olarak çizilmiştir. Prof. C. Hapgood tarafından yapılan
araştırmalar sonucunda, Kahire'yi merkez alan hava fotoğrafları
ile inanılmaz benzerlik taşıdığı görülmüştür. Erich Von Daeniken
ise haritanın uzay gemilerinden çekilen fotoğraflardan
yapılabileceği gibi sansasyonel bir görüş ileri sürmektedir.
Antarktika dağlarının haritada yer alması ise ayrı bir
bilinmezdir. Yüzyıllardır buzullarla kaplı bu dağlar 1951'de ses
yansıtıcı bir sistemle keşfedilmiştir. Kısacası, Colombus'un
Amerika'yı keşfinden sonra yapılan haritalar içinde en
isabetlisi ve bugünkü moden haritalara uygunu Piri Reis'in
haritasıdır. Projeksiyon sistemi şaşırtıcı derecede mükemmeldir.
Piri Reis'in ilk haritasının kayıp parçalarının aranması
sırasında, Topkapı Sarayı Müdürü Tahsin Öz tarafından yeni bir
harita bulundu. Ceylan derisi üzerine, sekiz renkte boyanmış
Osmanlı tarzı süslemelerle bezeli çerçevesiyle göze çarpan bu
harita da bir deniz haritasıdır. Piri Reis üslubunun tipik bir
örneği olan harita 69-70 cm boyutlarındadır. Çerçevenin sadece
kuzey ve batı kenarlarında bulunması, üzerindeki notların kenara
gelen kısımlarının yarım kalmış olması, bu haritanın da bir
kısmının yok olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle elimizdeki harita Atlas Okyanusu'nun kuzeyini, Kuzey
ve Orta Amerika'yı kapsamaktadır. Harita üzerinde hemen göze
çarpan ve deniz haritalarının tipik özelliklerinden olan dördü
büyük ve süslü, ikisi küçük altı rüzgar gülü ile iki mil ölçeği
bulunmaktadır.
Haritada iki dikey ölçeğin altındaki dört satır, Piri Reis'in
imza ketebesidir ve haritanın yapım yılını da ortaya çıkarır:
"Bunu 935 (1528) yılında Gelibolu'da Reis Gazi Kemal merhumun
biraderzadesi diye meşhur olan Hacı Mehmed'in oğlu fakir Piri
Reis tamam etti. Bu iş muhakkak onundur." Bu ketebe Arapçadır.
Ancak harita üzerindeki diğer notlar duru bir Türkçe ile
yazılmıştır.
Bu haritanın da, ilki gibi bir dünya haritası olduğu öne
sürülmektedir. Bizce harita bir dünya haritası değildir.
Kaybolmuş olan kısımlardaki alan büyük olasılıkla alt kenarda
(güney) Antarktika, sağ kenarda (doğu) İstanbul'u
kapsamaktadır. Piri Reis, Osmanlı başkenti ile Yeni Dünya'yı
büyük ölçekli bir haritada göstermek istemiştir. Bir diğer amaç,
1513 yılında saraya sunduğu haritadaki bilgileri yeni keşifler
ışığında güncelleştirerek Kanuni'ye sunmak istemiş olmasıdır.
Bir başka olasılık ise, Amerika kıtasındaki yeni keşiflere ilgi
duyan Osmanlı Sarayı bu haritayı çizmek için Piri Reis'i
görevlendirmesidir.
İlk haritada bulunan bazı hayali adaların bu haritada yer
almaması, Amerika kıyılarının daha isabetli çizilmesi, deniz
haritalarında yer alan limanların girinti ve çıkıntılarının
abartılı olarak çizilmesi hatasına düşülmemesi, Yengeç
Dönencesi'nin çok az hatayla çizilmiş olması
(kopuk ve kayıp bölümde Ekvator ve Oğlak Dönencesi'nin de
çizildiğine işarettir), ilk haritada göze çarpan efsanevi bilgi
ve resimlerin bu haritada bulunmayışı, Piri Reis'in
birincisinden daha doğru ve güncel bir harita oluşturma amacı
güttüğünü ortaya koymaktadır.
Kitabı Bahriye
Büyük bir
denizci olduğu kadar büyük bir haritacı olan Piri Reis,
korsanlık günlerinden başlayarak gezip gördüğü yerleri yabancı
kaynaklardan da yararlanarak tarihi ve coğrafi özellikleriyle
birlikte kitabında anlatmış ve haritalarını çizmiştir. Kitab-ı
Bahriye'nin nazımla yazılan ve denizcilikle ilgili tüm
bilgilerin toplandığı başlangıç bölümünde, genel açıklamalardan
sonra Ege ve Akdeniz adaları tanıtılarak denizle ilgili gözlem
ve deneyim önemi vurgulanır. Fırtına, rüzgar çeşitleri, pusula
ve haritanın tanımından sonra dünyayı kaplayan denizler ve
karaların oranı belirtilir. Portekizliler'in denizcilikteki
ilerlemeleri ve keşifleri, Çin Denizi, Hint Okyanusu, Akdeniz ve
Ege Denizi'ndeki rüzgarlar, Basra Körfezi, Atlas Okyanusu
ayrıntılı biçimde anlatılır.
Düz yazı
ile anlatımın başladığı haritalı bölüm asıl metni oluşturur. Bu
bölümde Çanakkale Boğazı'ndan başlayarak Ege Denizi kıyı ve
adaları, Adriyatik denizi kıyıları, Batı İtalya, Güney Fransa,
Doğu İspanya kıyılarıyla çevresindeki adalara ilişkin tarihi,
coğrafi bilgiler verilerek kuzey Afrika kıyıları, Filistin,
Suriye, Kıbrıs ve Anadolu kıyıları izlenerek Marmaris'te tüm
Akdeniz'in havzası noktalanır.
Kitabı Bahriye 'den Piri
Reis'in önsözü
Özellikle , güneş gibi parıldayan
ve ay ışığı gibi ışıldayan , Arap ve Acem sultanlarının sultanı
ve Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olan Sultan Bayezid ( II )
Han'ın oğlu , Sultan Selim (I) Han'ın oğlu Sultan Süleyman
(kanuni) Han ki ,
"Yüce Allah özellikle kendisinden
inayetini esirgemesin, devletini güçlendirsin , ona zaferler
versin , dünyanın yıkılacağı kıyamet gününe kadar oğullarına
ömürler ve kuvvetler bahşeylesin"
Amin
Bu kitabın yazılış sebebine
gelince , cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın yüce
devletine ve mutluluklar bahşeden kapısına , zamanın bilgili
kişileri , uğurlu hüdavendigarın sonsuz himmetleri ile isim ve
şöhret sahibi olabilmek için , çeşitli bilim dallarında eserler
vücuda getirmişlerdir.
Merhum Kemal Reis'in kardeşinin oğlu olan bu zayıf ve
güçsüz Hacı Muhammed'in oğlu Piri Reis de , bu ümitle , padişah
hazretlerinin feleğe benzeyen eşiğine , kuretinin yettiği ölçüde
"denizcilik ilminden" ve gemicilerin sanatından yadigar olmak
üzere bir kitap yazdım.Çünkü , bu ilimde , şimdiye kadar hiç
kimse , böyle faydalı bir eser bırakmamıştır.
Piri Reis Müzesi
Çimenlik Kalesi içinde bulunan Piri Reis Müzesi'de, Piri
Reis'in, Kitab-ı Bahriye'sini yazdığı tarihten itibaren değişik
tarihlerde çizdiği üç adet Çanakkale Haritası, Dünya Haritası,
Piri Reis'i yaşadığı devre ait Bayrak ve Sancaklar, Osmanlı
resim sanatı olan Manzaralı Resim Sanatının üstadı Nasuh
Matrak-çı'ya ait kitaplardan örnekler yer almaktadır.
Ve Bugünkü Piri Reis
Almanya'da 1978 yılında inşa edilen ve adını dünya denizcilik
tarihinde saygın bir yeri olan Kaptan-ı Derya Piri Reis'ten alan
gemi, kamuoyunda özellikle Ege Denizi'nde yaptığı araştırmalar
sırasında Yunan gemileri tarafından uğradığı tacizle tanındı.
Türkiye'nin denizcilik araştırmalarında ilk gemisi olan Piri
Reis'in 10 personeli bulunuyor ve sefer sırasında 11 araştırmacı
daha alabiliyor. Geminin üzerinde deniz canlıları, jeoloji,
jeofizik, biyolojik araştırmalar yapacak ekipmanlar, bir
laboratuvar ve haberleşme sistemleri yer alıyor.
Personel yetersizliği nedeni ile göreve çıkamayan Piri Reis,
Urla İskelesi'ne çekildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri Entitüsü Müdürü
Prof. Dr. Mustafa Ergün, enstitüye bağlı Piri Reis Araştırma
Gemisi'nin çalışmalarını yürütmekte eksik personel ve yetersiz
ödenek nedeniyle zorlandığını söyledi.
İki haftalık sefer 20 milyar
Piri Reis'in çıkacağı iki haftalık seferin sadece yakıt ve
iaşe bedelinin 20 milyar lirayı bulduğunu, bunu kendilerine
ayrılan ödenekle karşılamalarının çok zor olduğunu kaydeden
Prof. Dr. Mustafa Ergün, özel sektöre yaptıkları işler ve döner
sermayeden elde ettikleri gelir ile açığı kapatmaya
çalıştıklarını söyledi. Prof. Dr. Ergün, "Gemi 23 yaşında,
yenilenmesi gerekiyor. 2-3 yıldır kriz nedeniyle ekipman
alımımız durdu. Avrupa'da devlet bu tip araştırma gemilerini
merkezileştirmiş ve büyük destek veriyor. Bizde bu yapılmadığı
için örneğin deprem araştırmaları için yabancı gemileri
çağırıyoruz" dedi.
Denizce

Kaynakça:
Kemal Özdemir, Piri Reis Kitabı
TC Kültür Bakanlığı Arşivi
Kim Kimdir Web Sitesi
Mert İlkutluğ / İzmir, DHA |