|
İki büyük gelişmenin ardından –biri büyüklük, öteki kavrama
yeteneği insan beyni, tıpkı bir delikanlıya benzer. Çok kalori
tüketir, saati saatine pek uymaz ve doğru kullanıldığı zaman
inanılmaz hünerler sergiler. Yeni araştırmalar beynin harıl
harıl çalışan ve büyük olasılıkla ilk insanların yemek pişirmeyi
keşfetmesiyle güdülenen metabolizmasının, kavrama yeteneği
açısından en önemli sıçrayışının altında yatan ana etmen
olabileceğini gösteriyor.
Yaklaşık iki milyon yıl önce, insan beyninin kütlesi birden
büyüdü; öteki primatlarınkinin iki katı oldu. Şangay Bilişimsel
Biyoloji Ortak Enstitüsü’nden araştırmacı Philipp Khaitovich “Bu
büyüme, daha iyi beslenmeye, örneğin daha çok et yemeye
başlamamız sayesinde oldu” diyor ve sürdürüyor “Ancak insanları
bugünkü kadar zeki yapan bu büyüme değildi”.
İlk Değişim
İnsanlar uzunca bir süre pek akıllı değildi. “İnsanlar
neredeyse 2 milyon yıl boyunca, aynı sıkıcı taş aletleri
üretmenin dışında fazla bir şey yapmadı” diyor Philipp
Khaitovich. Sonra bundan yalnızca 150 bin yıl kadar önce,
değişik bir atılım oldu; büyük beyinlerimiz birden zekileşti.
Birçok yeni buluş yapmaya başladık. Değişik malzemeleri, örneğin
kemikleri kullanmayı denedik; birçok yeni alet icat ettik
örneğin boncuk işleme iğneleri yaptık. Büyük olasılıkla ilk
soyut düşüncelerimize karşılık olarak da sanatın, hatta belki de
dinin temellerini oluşturmaya başladık.
Kavrama yeteneğimizdeki bu ani değişmeye neyin neden olduğunu
anlamak için Khaitovich ve ekibi, beynin son 200.000 yılda
değişikliğe uğradığı bilinen kimyasal süreçlerini inceledi.
İnsansı maymunlarla insanları karşılaştırdıklarında en önemli
farkların enerji metabolizmasına dâhil olan süreçlerde olduğunu
buldular. Bu bulgunun, kaloriye erişimimizin artmasının
kavrayışımızdaki gelişmeleri tetiklediğini gösterdiğini söyleyen
Khaitovich, asıl nedenle ilgili kesin yargılara varmak için daha
erken olduğunu da ekliyor. Ek kaloriler, daha çok yiyecekten
değil de tarih öncesi “aşçıbaşıların” ortaya çıkmasından
kaynaklanmış olabilir; zaten ilk ocaklar da yaklaşık 200.000 yıl
önce yapılmıştı.
“Çoğu hayvanda, mide, yiyeceklerden gelen besinleri öğütmek
için çok enerji harcar. Ancak lifleri parçalayıp besinleri daha
kolay ulaşılır hale getiren pişirme işlemi, yiyecekleri bedenin
dışında işlemenin bir yoludur. Çoğunlukla pişirilmiş yiyecekler
yemek, sindirim sistemimizin enerji gereksinimini azaltır,
böylece beynimizin kullanabileceği daha çok kalori kalır.” diyor
Khaitovich.
İnsan beyni ek kalorileri, daha da büyümek için değil de (ki
bu doğumu daha da zor hale getirirdi) büyük bir olasılıkla iç
işleyişini iyileştirmek için kullandı.
Sindirim Sorunu
Günümüzde insanların sindirim sistemleri görece küçük ve
kalorilerinin %20-25’ini beyinlerini çalıştırmak için
kullanıyorlar. Bir karşılaştırma yapacak olursak, öteki
omurgalıların beyinleri, alınan toplam kalorinin %2 gibi küçük
bir bölümünü kullanır.
Peki, tüm bunlar yemek dergilerinin takipçisi olmamız,
beyinlerimizin daha etkin çalışmasını sağlayacak anlamına mı
geliyor? Hayır, ama galiba işlenmemiş gıda hareketine (günlük
diyetin büyük bölümünde pişirilmemiş, işlenmemiş ve
olabildiğince organik gıdaların tüketilmesini öngören bir yaşam
biçimi) katılmaktan kaçınsak iyi olacak. Khaitovich bu hareketin
sadık takipçilerinin sonunda çok ciddi sağlık sorunları
yaşadığını belirtiyor.
Bilim insanları, kavrama yeteneğimizdeki sıçrayış acaba çok
mu hızlı oldu diye soruyor. Khaitovich, depresyondan bipolar
bozukluğa, otizmden şizofreniye kadar en yaygın zihinsel
hastalıklarımızdan bazılarının, evrimsel ölçekte “göz açıp
kapayıncaya kadar” denebilecek bir sürede gerçekleşen metabolik
değişikliklerin bir yan ürünü olabileceğini söylüyor.
Beynin kavrama yeteneğindeki ani değişime ilişkin öteki
kuramlar geçerliliğini yitirmemiş olsa da (bunlardan biri
balığın insan diyetine girişiyle ilgili), söz konusu bulgu,
Khaitovich’in deyimiyle bizi “öteki hayvanlara göre çok garip”
yapan olguya ışık tutuyor.
İlay Çelik
http://www.livescience.com/culture/080811-brain-evolution.html
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Ekim 2008
İlay Çelik'e
teşekkürlerimizle
Denizce

25.09.2009
|