e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Polyanna'lar Benden Uzak Dursun!

Seblâ Kutsal    

 

  

Hayat, sayfa sayısı sonsuz bir kitap gibi…

Her insan, bende yeni bir heyecan uyandırır. Bu heyecanın dozunu ise, karşımdaki kişinin özgünlüğü, karmaşıklığı, sâhiciliği belirler. Hepimiz, karman çorman bir kurgunun, kendimizce başkişileriyiz.

İçinde yol aldığı bir kayık da olsa, kaptan şapkasını hiç çıkarmaksızın takan milyonlarca insanın arasında yaşamak, onları gözlemlemek, onlarla paylaşmak, hâlâ sevmeye değer yönler bulabilmek hârika!

Ama bir de sevmediklerimiz var… Kendi adıma, onları ifşâ edeceğim bugün. Hiç utanmadan, sıkılmadan; işaret parmağımı gözlerine sokup “evet, işte bunlara tahammül edemiyorum” diyeceğim.

Şu hayatta çeşidi türlü insana rastladım; sevdim, sevildim, on yıllara dayanan dostluklar kurdum, beşerî ilişkilerde noktalardan ziyâde virgüllere meylettim, kimseden ölesiye nefret etmedim, kimseden öç almadım, yıllanmış kinler biriktirmedim. Fakat gelin görün ki okkalı bir tokat savurma hayâlinin, kimsenin görmediği bir düşünce bulutu şeklinde açılıp, başımda bayrak gibi dalgalanmasına sebep olan bir insan türü tespit etmiş bulunuyorum. Riyakârlar, sadistler, pasif agresifler, tâcizseverler, aynada kendiyle sevişen narsisistler, omurgasızlar, tek hücreliler, yürüyen penisler, ayak kaydırmacılar, şıpsevdiler, ağırlık merkezi her an yer değiştirenler falan değil. Bu saydıklarımın her birinde, illâki yaşanmaya, takdire değer bir yön bulunur ama Polyanna’larda bulunmaz!

Bakın dikkat edin; kahkaha atmaz, krize girip karınlarına ağrı girene dek gülmez hiç Polyanna’lar ama dâima gülümserler. Biraz gözlem yeteneğiyle, bunun plâstik bir gülümseme olduğunu, açısının bir derece dahi oynamadığını fark edersiniz. Birisi onlara “sence bu nasıl” diye görüşlerini sorduğunda tek bir yanıtları vardır: “Bence hârika”! Bilhassa, çoğunluğun açık yüreklilikle memnuniyetsizlik sergilediği durumlarda “benim hoşuma gitti” demek doyum noktasına yakın bir zevk verir bu meczuplara. Dâima her şeyi beğenirler, överler, sevdiklerini iddia ederler. Büyümüş de küçülmüş kız çocuğu gibidirler. Ellerine düşmeye görün; bir bez bebek muamelesi görmeye başlarsınız. Onlar bu oyunda annedir elbette! “Bilgedirler”, öğretirler, hiç sinirlenmezler, hep olumludurlar, ölesiye, biteviye… Çoğunda konu döner dolaşır NLP’ye falan gelir; evrene ne gönderirsen onu alırsın!

“Kahrolası evrene ne menem şey gönderdim ki seni bana revâ gördü” diye haykırmak gelir içinizden. Elinizdeki gofreti kınar, sigaranızı alır sizin yerinize söndürür, paketi çöpe yollarlar. Meselâ, organik beslenme hevesiniz varsa, onlara rastlayınca ve öğütlerini dinleyince, bu işten de öyle soğursunuz ki, soluğu bir kebapçıda almanız işten değildir. İstisnasız, herkese “seni çok seviyorum, çok takdir ediyorum, çok özelsin” mesajı verirler. İşin acısı, çoğu insan bu hislerin sâhici olduğunu sanır.

Kadınlar, böylelerinin içyüzünü anlamakta daha ustadır. Erkekler, zeki olsalar da pek kurnaz olamadıklarından, genelde bu Polyanna’ları “ermiş” falan zannederler.

Dedim ya, çeşitli soysuz tanıdım, tuhaflıklarla bezeli kayıp ruhlara arkadaşlık ettim, hepsinden az ya da çok bir haz aldım. Ama Polyanna’lar benden uzak dursun!

Ağlamayan, öfkelenmeyen, sınırlı sayıda cümleyle ömür bitiren bu didaktik insanlardan kaçının siz de. Tükenmek bilmeyen bir onaylanma, sevilme, sayılma ihtiyacıyla içten içe kavrulan bu “serinkanlı” insanlara aldanmayın. Onların içinde öyle derin bir boşluk vardır ki, gün gelir sizi de içine çeker.

 

Dost, acı söyler.

 

Acı söylemeyi bilenlere, alkış tutmaktan avuçları şişenlerden daha çok güvenin.

 

Hakiki olun, hakikâti arayın, işinize gelmese bile…

 

Seblâ Kutsal             
İstanbul – 19.01.2011     

 

Seblâ Kutsal'a teşekkürlerimizle

Denizce

07.04.2011