e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Pratik Zeka Markette

 Prof. Dr. Yankı Yazgan    

 


http://www.yankiyazgan.com    

Eşiniz (yaşınız müsaitse, anneniz) sizi markete yolladı, böreklik un ve arap sabunu alasınız diye... Eve döndüğünüzde, elinizde bir kutu ketçap ve bulaşık deterjanı var. Üstelik ağzınız kulaklarınızda. Bu durumu açıklayınız. Saçma mı buldunuz sorumu? Şöyle sorayım: Büyük marketlerde raflarda duran binlerce mal arasında 'en uygun' fiyatla satılan 5 tane malı en çabuk kim bulabilir?

'Cherry picker'. Hafta sonu gazetelerinin arasına sıkıştırılmış broşürlerde, marketlerin en uygun fiyatlı olarak sunulan mallarını resimleriyle görebiliriz. Pazarlama jargonunda, 'traffic builder' (müşterinin ayağını alıştırıcı, müşteri çekici) olarak tanımlanan 'en uygun' fiyatlı malların reklamını broşürlerde görüp, markete gittiğimizde, hesapta olmayan başka birçok malı da alır çıkarız. En uygun fiyatlı olanlar (aslında) zararına satılırken, satıcıya esas parayı kazandıran bu 'en uygun' fiyatlılar dışındaki mallar olur. Ama, piyasa dilinde 'cherry picker' (tam tercümesi 'kiraz toplayıcısı', seçmece yapan müşteri anlamına) diye adlandırılan bir tip alıcı var ki, mağazaya girdiğinde, sadece ve sadece bu en uygun fiyatlı olan 3-5 malı alıp çıkarlar. Kazanç sağlayıcı olan mallara ellerini bile sürmeden... Satıcıları çıldırtan bu grup alıcıların en nadide örneklerinin Türkiye'de bulunduğu söyleniyor. Yurdumuz insanın pratik zekasına bir örnek daha olarak görebileceğimiz bu davranıştan gurur duymamak mümkün değil. Üstelik insanımızın bir ekonomi bilgesi ve alışveriş ustası olarak yaptığı şöhret büyük alışveriş merkezlerini korkutmuş vaziyette, diye ulusal bir heyecana kapılabiliriz.

Kuşkuculuk rahat bırakmaz. Ama tam da, orada pratik zeka konusunda, bu köşede artık alıştığınız ve bazen kendimi bile sinir edici kuşkucu yaklaşım devreye giriyor. 'En uygun' fiyatla satılan malları bulup çıkmak, eğer bu konuda bir yarışma yapılıyorsa, çok iyi.. Ama, markete arap sabunu ve böreklik un almak için gidip, 'en uygun' fiyattaki bulaşık deterjanı ve ketçap'ı alıp çıktığınızda, pratik zekanız sayesinde, eve hiç ihtiyacınız olmayan, ama 'en uygun' fiyatlı, nesnelerle dönmüş oluyorsunuz.. Bu durumun iyi yanlarını bulmaya çalışıyorum. Bana yardım edin.

Pratik zeka yerine P.Z. diyerek, yazımını pratikleştireyim önce. Marketteki pratik zeka nereden doğmuştur diye düşünürken, yukarıdaki pazarlama kavramlarını ve terimlerini kendisinden alıntıladığım Sn Hazım Ellialtı (şu anda, Algida Gn. Md.) bu durumu 'Türk müşterinin kendiliğinden ekonomi bilgisinin yüksekliği'ne bağladı. Elindeki parayı 'en uygun' fiyatlıya harcayıp, 'parasının hakkını en iyi şekilde almaya çalışan insanlarımızın bunu bir hayat mücadelesi biçimi olarak benimsediği aşikar.' Hiç öyle düşünmemiştim.

PZ'nin bu hayat mücadelesini kolaylaştırıcı bir etkisi olduğunu kabul ediyorum. Ama, bu kolaylaştırıcı etkinin bir süreliğine, özellikle kısa vadeli durumlarda geçerli olduğunu düşünüyorum... P.Z. 'en uygun' sonucu hemen şimdi veriyor. İşler uzadığında, ya da hemen şimdi'nin bir sonrası varsa, durum farklı olabilir. Bu farkı anlamak için, sizi arap sabunu ve böreklik un almak için markete yollayan kişiye, eve döndüğünüzde, fikrini sorabilirsiniz.

Kurnazlık vs. Pratik zeka, ya da kısaca P.Z., kurnazlık, uyanıklık ya da işini bilme, yolunu/adamını bulma gibi değişik biçimlerde ortaya çıkabilir. Ezbercilikten illallah demiş bir ülkede, P.Z.'ya bu düşkünlüğümüzü, belki de anlayışla karşılamak lazım. Öğrendiklerimizin hayatımızın içindeki anlamını bilemediğimizde, 'bari yaptığım işime yarasın' düşüncesine kapılmak kaçınılmaz olabilir. Yarın hayatımızın nasıl olacağını kestiremiyorsak, bugünden başka bir zaman bilmiyorsak, günü kurtarmak için pratik zekadan uygunu olmayacak.

                                   

Prof. Dr. Yankı Yazgan'a teşekkürlerimizle

Denizce

28.11.2006