Konu Başlıkları
 Rönesans Dönemi
  * Tarihsel Süreç

  * Felsefe
  * Din Anlayışı
  * Doğa Felsefesi
 
* Sanat
  * Resim ve Heykel
  * Mimari


     

  e-mail
denizce@denizce.com
 





  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Rönesans (Renaissance) Dönemi Kültür, Sanat ve Felsefesi

Derleyenler: Ahmet Demirelli, Mehmet İstemi, Mesut Tokgöz   

 

 

RÖNESANS’ da Dİn Anlayışı

Rönesans döneminde dini inanç ve düşünceler de değişime uğramış, bağnaz kilise otoritesine karşı çeşitli akımlar ortaya çıkmıştır. Bu akımların en önemlisi Reformation hareketidir. Bu hareketi 1517 yılında Wüttenberg kilisesinin kapısına astığı bildiri ile başlatan Alman rahibi Martin LUTHER, böylece Hıristiyanlıkta Katolik ve Ortodoks mezheplerinin yanı sıra Protestanlık mezhebini de kurmuş oluyordu.

Reformation kilisenin bağnaz ve katı tutumuna karşı bir baş kaldırış hareketidir. Para karşılığı günah çıkarma belgeleri dağıtımı, politika ile içli dışlı olma, entrikalara bulaşma ve engizisyon müessesinin gaddarlığı sonucu halk kütlelerinde oluşan hoşnutsuzluk Reformation'u hazırlayan önde gelen nedenlerdir.

Reformatıon'un özünde, hiç olmazsa başlangıç safhalarında, mistisizm anlayışı yatar. Kiliseye karşı güvenini yitirmiş olan halk tabakaları zaten daha orta çağ devrinde tanrı ile bağlantısını ve aradığı teselliyi kendi içinde ve kimsenin aracılığı olmadan kendi kendine bulma çabasındaydı.

Ortaçağdaki bu mistik anlayışın atası Alman Meister ECKHART’ dır. Mistisizmin ve dolayısı ile de Reformatıon'un ne olduğunu şimdi onun ağzından dinleyelim. Ona göre, “Hıristiyan dininin doğruları skolastiğin bilimleştirmiş olduğu doğmalarda değil, inanan gönüllerin derinliklerinde yatar. Salt doğruluk insanın kendisindedir. Kilisenin doğmaları ile törenlerinde değildir. Bilmek, bilen ile bilenin özce bir olmalarındadır. Bilginlerin en yükseği olan Tanrıyı bilme evrenin bu özü ile ruhun birleşmesidir. İnsan tanrıyı kendisinde, kendi içinde ise bilebilir. Tanrı ile insanın özdeşleşmesi olan bu anlayışta insan bir küçük Tanrı (Mikrotheos) dur.

Reformatıon hareketi çabucak yayılmış ve büyük halk kitlelerini etkisi altına almıştır. Etki o kadar geniş ve köklü olmuştur ki, Katolik kilisesi bile bu akım karşısında kendine çeki düzen vermek ve kendini düzeltmek ihtiyacı duymuştur. Katolik kilisesinin uyguladığı kendi içindeki bu reform hareketine karşı-reformasyon adı verilir.

Reformatıon ileriki tarihlerde ana kaynağı olan mistisizmden uzaklaşmak ve yıkmaya çalıştığı Katolik kilisesinin karşısında kendi kilisesini yani kendi doğmalarını kurmak zorunda kalmıştır.

Ama gene de insanın doğal yönüne değer verdiği ve insana bu dünyadan elini eteğini çekmeyi öğütlemediği ve insan kişiliğine saygılı olduğu için tam bir Rönesans hareketidir.

Rönesans din kültüründe karşılaşılan bir diğer akımda DOĞAL DİN akımıdır. Bu akım tam olarak Rönesans’ ın özüne uygun bir akımdır. Her türlü dış formdan, töre ve doğmalardan uzak olan bu dinsel yaklaşımda tüm din doğrularının kökeni vahiyde değil, insan aklında aranır.

Din tanrının açılması (Vahiy) değil, insan aklının ürünüdür.

Bu akımın tipik düşünür ve savunucuları Fransız Jean BODIN ile İngiliz Herbert of CHERBURY’dir.


Kaynakça:

Dünya Sanat Tarihi, Adnan Turani, Remzi Kitabevi.
Sanatın Öyküsü, E.H Gombrich, Remzi Kitabevi.
Art in Renaissance Italy, J.T.Paoletti& G.M.Radke Laurence King Publiishing