Konu Başlıkları
 Rönesans Dönemi
  * Tarihsel Süreç

  * Felsefe
  * Din Anlayışı
  * Doğa Felsefesi
 
* Sanat
  * Resim ve Heykel
  * Mimari


     

  e-mail    
denizce@denizce.com
 





  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Rönesans (Renaissance) Dönemi Kültür, Sanat ve Felsefesi

Derleyenler: Ahmet Demirelli, Mehmet İstemi, Mesut Tokgöz   

 


Rönesans’ta Resİm ve Heykel

Yeniçağın mantığı önce resim sanatında biçimlenmeye başladı. Öbür dünyanın mekansız, temsili biçimlenmesine, Rönesans’ta mekan anlatımında kullanılan perspektifin gereği yoktu. Çünkü yeniçağda bakış, insanın görüş açısıydı ve bu bir noktadan bakış, optik görüntüyü zorlayan perspektife gereksinim duyuyordu. Böylece doğa görüntüsü biçimlenecek nesne oluyordu. Rönesans bu nedenle yeni dünya görünüşüne paralel olarak bilimsel perspektifi ortaya koyacaktı.

Ortaçağın dikey Gotik biçimi yerine yatay biçimi, sonsuzluk yerine ölçü, çok parçalılık yerine sakin, dünyevi yapı tarzı ortaya çıkıyordu. Yeniçağın amacı bu dünya sorunlarının çözülmesi idi. Doğa bilginleri, keşiflere çıkan cesur kaptanlar ve mucitler hep bu dünyanın kazanılması görüşünde idiler. İnsan anatomisinin keşfedilmeye başlanması, yeni bilim dallarının ortaya çıkışı hep bu döneme rastlamaktadır.

Mimar ve heykelci Bruneleschi (1377-1446) ilk kez bilimsel bakış noktasına göre perspektif bilimini ortaya koyuyordu. Gerçi antik çağda Pompei’de paralel perspektif bilinmekte idi ve kaçış noktaları keşfedilmişti. Ancak bu buluşlar resimde kullanılmamış idi.

 

14. Yüzyılda matematikte bir hamle yapılıyordu ve bakış noktası araştırmanın merkezi oluyordu. Resimde kaçış noktasını bulan ilk ressam Ambrogio Lorenzetti Tebliğ adlı resminde (1344) zemini kaçış noktasına göre belirliyordu.

Gerçi perspektif olarak mekanı anlatmak için ilk öneriler ressam Giotto’dan 1300 yıllarında geliyordu ama artık perspektifin bilimsel olarak kuralları oluşmaya başlamıştı. Bu dönemde boya teknikleri de gelişme yolunda idi.

Yeni ve kararlı renkler resme girmeye başladı. İtalyan ressamlarının çağdaşları Hollandalı bir ressam olan Van Eyck hem perspektif kullanımında hem de renklerin kullanımında önemli eserler veriyordu. Ancak Kuzey Avrupa’da perspektifin etkisi 1500’li yıllarda görülmeye başlanacaktır. Van Eyck, o güne kadar hep profilden yapılan portre resmine, ilk defa yarım yandan görünüşü getirmiştir. İtalya’da profilden portre yapma geleneği 15. Yüzyıl ortalarına kadar devam etmiştir.

Kuzey Avrupalı ressamlardan Albert Dürer, resimlerindeki mekan hatasını kaldırmak amacıyla perspektifi öğrenmek üzere gizlice İtalya’ya gitmişti. Bu sıralarda perspektifin dilden dile ulaşan, gizli bir bilim ve sır olarak saklandığı anlaşılıyor.

Doğa gözlemine dayanarak figürün optik hacmini yakalama, Rönesans sanatçılarının tümünde görülmektedir. Dünyada ilk kez insan figürü optik görüntülü bir mekanda resmedilmişti. (Optik görüntü: Gözümüzün gördüğü gerçekliğin resme aktarılmasıdır)

Yeni figür, Ortaçağın kutsal öte dünyası yerine, bu dünyanın gözleme dayalı bir mekan dünyasında ele alınmaktadır. Ortaçağın gerçeği Vahyi İlahiye dayanıyordu. Yeni çağın yöntemi ise bilgi idi. Böylece insanı tanıma felsefesindeki gerçeklik, ortaçağın felsefesi olan nominalizm ile çatışma halindedir.

Gherardo di Giovanni, Dante'nin ilahi komedyasından sahneler,
bir ayin kitabından

Ortaçağın dünya görüşünün çöküşü en iyi resim sanatında görülür. Ortaçağda realizm felsefesi Platona dayanır. Ve bu realizm kavramları fikirler olarak kabul ederken nominalizm ise kavramları yalnız isimler olarak kabullenir. Ortaçağ resminde felsefeye uygun olarak açık hava (manzara) resimleri görülmez. Var olan açık hava resimleri de belli bir yerin resmi olmayıp, kavramsal tasvirlerden ibarettir.

Resimdeki unsurlar belli şeyleri temsil ederdi. Örneğin kadın figürü Meryem’i, çocuk figürü İsa’yı, ev ise İsa’nın doğduğu ahırı temsil eder. Bu resimlerde görülen kule ise Kudüs’ü temsil eder. Rönesans resminde bu kavramsal işaretler kalkmıştır.

Rönesans’ta gördüğümüz bir başka yenilik ise portre resimleridir. Bu resimlerde ortaçağın idealize edilmiş figürünün yerini, gerçekçi ve insan anatomisini dışa yansıtan hacim kazanmış resimler almıştır.

Ortaçağda bütün eserler müşterek ibadet içindi. Yeniçağda sanat eserleri kişiliğini kazanıyor ve kiliseden yakasını kurtarıyordu.

Donatello, Aziz Giorgio heykeli, Floransa 1415 -1416

Rönesans’ın bir başka yeniliği ise tuvalin yani bez üzerine yapılan resmin bulunması idi. Ve ilk olarak Rönesans’ta sanatçı eserlerini kilisenin dışında zengin müşterilerine sunuyordu. Bu çağda ilgi duyulan bir başka resim dalı ise ağaç baskı ve bakır üzerine oyma teknikleri ile çoğaltılan resimlerdi. Özellikle bu yöntemler ile üretilen resimler kitap baskı sanatının gelişmesine ve sanatın daha geniş bir halk kitlelerine ulaşmasını sağlamışlardır.

15. Yüzyıl Rönesans heykelinin en önemli yaratıcısı Donatello dur. (1386-1466) Donetallo heykelde bir hat ve çizgi zarafetini değil iyi algılanan karakterleri yakalamaya çalıştı. Donatello ilk dönem heykellerinin niteliklerini geç antikitenin sarkofajlarından almıştır. Eserlerinin bir çoğu tanınmış kişilerin veya muzaffer kumandanların heykelleri idi.

Sanat tarihçileri :
1350-1500
arasını Proto Rönesans,
1500-1550
arasını Olgun Rönesans
1550-1600 yılları arasına Geç Rönesans veya Manierist dönem derler.

Zaman açısından sayıları onlarca olan Rönesans sanatçıları ile ilgili olarak geniş ve detaylı bilgi vermek olanağımız olmadığından biz olgunluk dönemindeki ünlü sanatçıları tanıtmakla yetineceğiz


Raphael
, Granduca Meryem'i 1505 dolayları
 

Zaman açısından sayıları onlarca olan Rönesans sanatçıları ile ilgili olarak geniş ve detaylı bilgi vermek olanağımız olmadığından biz olgunluk dönemindeki ünlü sanatçıları tanıtmakla yetineceğiz

16. yüzyılın ilk yarısında Rönesans olgunluk dönemine ulaşmıştır. Bu dönemin büyük sanatçıları Leonardo, Raphael, Michalengelo ve Tiziano dur.

Raphael tanrısal güzelliğin en yüksek temsilcisi olarak kabul edilir. Onun resminde figürler form ve estetik olarak belli bir olgunluğa erişmiş iken ulvi duygularda da çok üstün bir ifade şekli var idi. Raphael resimdeki gerçekliğin yanı sıra, ifadelerde dini değerleri de önemsemiştir. Raphael kendinden önce gelen ressamların bütün fizyonomi ve anatomi bilgisine sahipti ve bunların sentezini başarı ile yapmıştı. Fakat o bu dünyaya ait bilgi ve yeteneğini, kutsal olanın emrinde kullanıyordu. O gerçeğin üstünde olanı gerçeği inkar etmeden oluşturuyordu.

Floransa’lı bir noterin gayri meşru çocuğu olarak dünyaya gelen Leonardo Da Vinci (1452-1519) baba evinde büyüdükten sonra 1466 yılında Andrea Del Verochio adlı bir ressam ve heykelcinin atölyesine çırak olarak girer. 1472 de usta olarak esnaf locasına alınır. İlk eseri Verochio’nun İsa’nın vaftizi adlı yapıtındaki melek figürü idi. 1482 de Floransa’da bir çok eserini yarım bırakarak Milano’da Lodovico Sforza’nın himayesine girer. Kendini kale mühendisi, çeşitli savaş aletlerinin, bombalarının, kurşun geçirmez gemilerin, tankların mucidi ve tasarımcısı olarak takdim eder. Hatta geliştirmiş olduğu bir müzik aleti ile o ana kadar hiç duyulmamış kompozisyonlar çalar. Yeni ortamında ilk olarak Sforza’nın babası için bir atlı heykel taslağı hazırlar. Ancak Leonardo’ya ününü kazandıran ünlü Akşam yemeği tablosudur. Milano’da Santa Maria delle Grazia kilisesinde bir duvar panosu olarak yapılan resimde İsa ve havarileri son akşam yemeğinde tasvir edilirler. Konu, İsa'nın "İçinizden biri bana ihanet edecek" sözüne dayanmaktadır. Kompozisyon, yerleştirme ve detaylar açısından tam bir ustalık ürünüdür. Ancak bu resim teknik olarak bir fresko sulu boyası değil de, kuru sıva üzerine yağlı tempera olarak boyandığından kısa zamanda bozulmuştur. Aslında bu resimdeki İsa figürü Leonardo tarafından tamamlanmadan bırakılmıştı.

 

Leonardo da Vinci, Son Ziyafet tablosu,
Santa Maria delle Grazia Kilisesi yemekhane duvarı

 


Gerçekte de Leonardo çok az resim tamamlayabilmişti. Bazı eserlerini de öğrencileri çalışmıştı. Kendi elinde çıktığı bilinen üç eseri: Kayalıklarda Meryem, Evliya Ana ve Mona Lisadır.
 

Leonardo da Vinci
Mona Lisa 1502 dolayları

 


Michelangelo, Ölen esir heykeli 1513

 

1507 de İtalya’yı işgal eden Fransa kıralı XII. Louis’nin hizmetine girer. Anatomi, hidrolik, kanatla uçuş ve helikopter projeleri ile uğraşır. 1513-1516 tarihlerinde Roma Vatikan’da çalıştıktan sonra 1517 de Fransa’ya gider ve 1519 da orada ölür.

Olgun Rönesans’ın yetiştirdiği bir başka sanatçı da Michelangelo’dur. Bütün dünyası yalnızca sanat olan bu insan gerçekten ölümsüz biçimlere varma olanağını yakalamış resim ve mimarlık alanında büyük eserler vermiştir. Ancak Michelangelo usta her şeyden önce bir heykelci olarak tanımıştır.

Michelangelo'nun Sixtine kilisesi tavanlarına işlediği muazzam fresk figürleri bile heykelleşmiş insanların figürleridir. Figürlerdeki anatomik detaylar ve dinamizm ile tam bir heykelci niteliği gösterir Floransalı bir aileden gelen sanatçı 1488'de ressam Domenico Ghirlandionun yanına çırak olarak girdi. Öte yandan bir heykelci olarak da Lorenzo Magnifico’nun kendi evinde açtığı akademisinde yetişiyordu. 1496 da Roma’ya geçti ve papa II. Julius le X. Leo’nun hizmetine girdi. Roma’da ihtiraslı hareketlerin büyük formlarında aranan detayların öncülüğünü yaptı.

Bir sürü heykel ve tavan resmi siparişi aldı. Michelangelo’nun resimlerinde portre ve büste rastlanmaz. Onun konuları hep Musa gibi ölümsüz tarihi kişilikler ile ilgili idi. Michelangelo Sixtine kilisesi tavanında yer alan bütün kompozisyonlarında, bir anatomi gösterisi sunmuştur. Luca Signorelli'den sonra görülen en büyük anatomi ustasıdır.

 

 


Michelangelo
Sixtine klisesi tavan süsleri 1508-1512




Michelangelo
Sixtine kilisesi tavan resmi eskizleri


İtalya’da Venedik şehri önemli bir sanat merkezi olarak 1500 yıllarından sonra gelişmiştir ve İtalya’da rengin resme girişi bu yıllarda Venedikli ressamlar tarafından sağlanmıştır. Venedik’te Carpaccio ve Giovani Bellini’nin öğrencisi olan Giorgione yavaş, yavaş eserleri ile hayatı renklendiriyorlardı. Özellikle Venedik okulunun yetiştirdiği sanatçılar renk ve ışığa çok yeni tatlar ve canlılık katmışlardı. Rönesans'ın bu döneminde Tinterotto ve Tizaono eserleri ile Venedik kentinin renkçi sanatçıları arasına katılıyorlardı.

Tiziano, Giovani Bellini ve Giovani'nin etkisi altında yetişti. Yaklaşık yüzyıl kadar yaşadı ve vebadan öldü. Onun eserlerinde genellikle klasik duruşlar gözlemlenir. Eserleri belli bir geometrik kompozisyon üzerine yapılmıştır. Meryem ve çocuklar bir üçgen meydana getirirler. Uzun yaşamı süresince çok eser vermiş verimli bir sanatçıdır. Tiziano'nun resimlerinde anları yakalama çabası vardır. Bu nedenle bazı resimlerinde dondurulmuş hareketler görülür. O da Giorgione gibi yatan kadın figürünü kullanmıştır.

Floransa ve Roma yeni formun güzelliğini bulmuşlardı. Venedik ise resmin renk, ışık ve gölge içinde değerlendirilmesini sanata getirmişti. Tiziano, Rembrandt ve El Greco'dan önce resimdeki fırça dokunuşlarının güzelliğini keşfetmiştir.


Tiziano
Meryem Oğlu ile adlı resminden ayrıntı

Coreggio (1489-1534) anlatım şekli ile ve kompozisyonlarındaki geometrik yerleşim ile barok dönemin habercisidir. Ressam duvar freskleri ve tavan süslemelerinde İsa’nın doğuşu, göğe yükselişi gibi konuları muhteşem bir ustalık ve yorum yeteneği ile anlatıyordu. Ancak resimlerinde el kol hareketlerinde abartıya kaçmış ve mantıksızlığa doğru gitmiştir.


Filippo Bruneleschi
Florensa Katedrali 1420-1436

Rönesans’ın son dönemine manierist dönem denmiştir. Klasik dönem İtalya’da çok uzun sürmemiştir. Klasik döneminin sonunda Rönesans’ın araştırıcı mantığı kaybedilmeye, hareket ve adalelerin abartısı ağır basmaya başlamıştır. Geç dönem Rönesans’ın sanatçılarının eserlerinde içi boş bir form üretimi hakim olmaya başlamıştır. Gotiğin o dini duygusu sanki geri dönmüştür. Bu duygu ile klasik dönem ustalığı birbirine karışır.Böylece Hıristiyanlığın yücelme duygusu Reformasyona tepki gibi yer, yer dirilmeye başlar. Bu hareket Rönesans’ın üzerine bir karanlık gibi çöker ve figürler resimde yer, yer gölgelerin içine gömülürler. İşte bu hareket sanat tarihinde manierizm başlığı altında incelenir.

Manierizm tanım olarak İtalyanca üslup anlamına gelen “Manirea” dan türetilmiştir. Birçok büyük sanatçının ürün verdiği bu dönemde genel olarak hakim olan ve bir S harfini andıran biçim ve kompozisyonlar 5. Yüzyıldan itibaren Bizans ve Mısır’da daha sonra İslam sanatında görülen akantus yapraklarının bir soyutlaması olan motifleri çağrıştırır. Bin yıl süreye yakın unutulmuş olan bu motif, Rönesans’ın gücünü kaybetmesi ile ortaya çıkar. Bu noktada Barok sanatın doğuşuna tanık oluruz.


Kaynakça:

Dünya Sanat Tarihi, Adnan Turani, Remzi Kitabevi.
Sanatın Öyküsü, E.H Gombrich, Remzi Kitabevi.
Art in Renaissance Italy, J.T.Paoletti& G.M.Radke Laurence King Publiishing