|
Kamusallıktan-Ticariliğe
Sağlığın sosyal ve fen bilimleri olmak üzere iki yönü var.
Sağlığın sosyal boyutu sağlığa kamusal özellik kazandırmış ve
asırlar boyu bu özelliği baskın olmuştur. Nedir kamusal özellik;
sağlık hizmeti sunarken ve sağlık hizmeti alırken o toplumun
üyesi olmak yeterli bir koşuldur. Kamu, sağlık hizmetlerinden
her bireyin yararlanması sorumluluğunu üstlenmiş ve her dönemde,
dönemsel özelliklerine uygun sağlık sistemleri kurmuştur.
Animist toplumlarda şamanlar ve büyücüler, antik çağda rahip
hekimler, yakın çağa kadar da gerek okuldan, gerekse ustasından
yetişmiş hekimler mesleklerini icra etmişlerdir. Sağlık sistemi
kamusal kaynaklardan, vakıflardan, yardımseverlerin
katkılarından beslenmiştir. Batı uygarlığında ilk açılan
okullardan biri ilahiyat ile birlikte tıp okullarıdır, bu da
yine sağlığın kamusal özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Sağlığın kamusal özelliği çağlar boyu hasta hekim ilişkisine
de damgasını vurdu. Hekim kamusal bir görev yaptığını bilmenin
davranışlarını sergiledi. Hastadan alınan ücret hep hizmetin
gölgesinde kaldı, öncelikle hizmet düşünüldü. Hekimler
mesleklerinden zengin olmadılar ama mesleki tatminleri ve sosyal
statüleri onlara yeterli doyumu sağladı.
Feodal toplumdan kapitalist topluma geçişte üretim
araçlarının ve ilişkilerinin değişimine bağlı ciddi toplumsal
değişimler yaşanmaya başlandı. Sermaye ağırlığını her alana
yaygınlaştırdı. Para, yaşamı kolaylaştırmak ve sürdürmek için
bir değişim aracı olmaktan çıktı. Para amaç haline geldi.
İnsanın yarattığı ve insanın hizmetinde olması gereken para
insanı ele geçirdi. İnsanlar para için çalışır oldu. Para
kazanmak yaşamın amacı oldu. Bu da tüm toplumu derinden
etkiledi.
Sağlıkta para kazanma gün geçtikçe daha ön plana çıkmaya,
sağlığın kamusal yanı zayıflamaya başladı. Kamusal yanın
zayıflaması kendini tıp eğitimi müfredatında tedavi edici
hekimliği ön plana çıkaran programlarla gösterdi. Tıbbın sosyal
boyutuna vurgu azaldı. Sağlığın sosyal boyutuna vurgu azaldı.
Tıp fakülteleri hastalık odaklı, ağırlıklı olarak hastalığı
iyileştirmeye yoğunlaştı.
Sağlık alanı otomotiv endüstrisinden sonra en büyük endüstri
sektörü oldu. Hızla gelişen teknoloji çok hızlı bir şekilde tıp
kullanım (Tanı, tedavi, bakım, takip) alanına girdi. İlaç
sektörü devleşti. Çok büyük paraların döndüğü bir alan oldu.
Mevcut hastalıkları iyileştirmek için 300-350 kalem ilaç yeterli
olmasına rağmen piyasaya 4000-4500 kalem ilaç sürüldü ve her
geçen gün yeni ilaçlar sürülmeye devam ediyor. Koruyucu sağlık
hizmetleri yeterince para kazandıran alanlar olmadığı için daha
geri plana düşmeye başladı.. Kişinin hastalanmasını engellemeye
çalışmak yerine hastalanan kişiyi iyileştirmeye çalışmak daha da
önemsendi. Tedavi edici sağlık hizmetleri para kazanmaya daha
uygun bir alandı çünkü.
Tüm bunlar sağlığın kamusal özelliklerini zayıflattı ve
sağlık ticarileşmeye başladı. Başlangıçta utangaç ve yavaş yavaş
olan bu değişim ki toplumun diğer sektörlerine göre kamusal
özellik en çok sağlıkta direnmiştir, son yıllarda iyice
hızlandı. 1980 yıllarından sonra sermayenin gelişen teknolojinin
de olanaklarından yararlanarak tüm dünyaya el koyması bu süreci
daha da hızlandırdı. Sağlık metalaştı, ticarileşti daha doğru
bir deyimle kamusal özelliği iyice gerileyip ticari boyutu ön
plana çıkmaya başladı..
Sağlığın kamusal özelliğinin gerileyip, ticari özelliğinin ön
plana çıkması neyi getirir? Öncelikle koruyucu sağlık
hizmetlerinin gerilemesini sağlayarak insanların hasta
olmalarını önlemeyi güçleştirir, önlenebilir hastalıklar ve
hastalar artmaya başlar. İnsanlar acı çeker, yaşamları tehlikeye
girer. İkinci olarak hastaya sağlık hizmeti sunmada para kazanma
ön plana çıkar. Hastanın ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetine ek ona
fayda sağlamayacak ama zarar da vermeyecek, para kazandıracak
hizmetler sunulur ve maliyet artar, yani fazla tedavi yapılır.
Tabii ki bu dediklerim parası olan hastalar içindir. Parası
olmayan hastaların sağlık hizmetlerinden yararlanmasında
sistemin özü gereği sıkıntılar yaşanabilecektir.
Temel bir insan hakkı olan sağlık hakkının bu şekilde
hırpalanacağı büyük bir olasılıktır. Ticarileşmiş, kamusal
özelliği zayıflamış sağlık sistemi, oluşacak sorunları azaltmak
için birtakım mekanizmalar geliştirmeye çalışacak ama özünden
kaynaklanan sorunları çözmeye yetmeyecektir düşüncesindeyim.
Çözüm, sağlık hakkının en temel insan haklarından biri olduğu
gerçeğinden yola çıkarak kamusal özelliğini korumak ve
güçlendirmektir diye düşünüyorum.
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

|