|
Doğanın, yaşamın her alanında yazılı ve yazısız kuralları
var. Kuşların havada kalmasını sağlayan fizik kuralları, canlı
hücrelerin hastalıklarla mücadele etmesini sağlayan biyokimya
kuralları, trafikte bir arabayı kazasız kullanmayı sağlayan
trafik kuralları, bulunduğumuz toplum ile kaynaşmamızı sağlayan
görgü kuralları bunlara örnek olarak verilebilir.
İnsan Yapısı Sistemler
Buna göre varlığın ana kuralı, tüm olay ve sistemlerin bir
kural veya kurallar zincirine tabi olmak zorunda olması.
İnsanlar kuralları bilinçleri ile algılayabilmenin yanı sıra,
yeni olay ve sistemler oluşturmadan önce bunun kurallarını
belirleyebilmek gibi üstün bir yeteneğe de sahipler. İnsanlar
doğal olayların kurallarını, bilimsel araştırmalar ile bulup
ortaya çıkarabiliyorlar. Aynı zamanda insan buluşu sosyal ve
bilimsel olay ve sistemlerin de işleyiş kurallarını önceden
tespit ederek yeni alet, makine, teori ve sistemler
geliştirebiliyorlar.
Sistemlerin Yasaları
Örneğin bilim adamları kuşları, yarasaları, uçan balıkları,
bulutları inceleyip uçma eyleminin nasıl gerçekleştiği ile
ilgili temel fiziksel kuralları ortaya koyuyorlar. Sonrasında da
uçak adı altında doğal yasaları kullanan yapay bir sistem
yapıyorlar. Havayolu ile yolcu taşımacılığı yapabilmek için
insanların hem doğal (yerçekimi kanunu, meteorolojik kurallar,
sürtünme vb.) yasaları tespit edip uygulamaları ve hem de yapay
kuralları belirleyip uygulamaları (havaalanı yapılmalı, güvenlik
kontrolleri yapılarak uçağa binecek kişiler aranmalı, pist
ışıklandırılmalı, kontrol kulesi olmalı vb.) şarttır. Aksi halde
sürdürülebilir bir havayolu taşımacılığı yapılması mümkün
olabilir mi?
Durum bu iken doğal yasaları yanlış tahlil etmek veya yapay
kuralları hatalı belirlemek, uygulanacak sistemin varlığı ile
ilgili önemli bir konudur. Ayrıca sistem kullanan birimlerin de
kendisi ile ilgili kurallara uymaması durumunda sistem (kuralın
önemine ve hatanın seviyesine göre az veya çok) yok oluşa doğru
ilerler.
PUKO Döngüsü
Kalite yönetim sistemlerine dair araştırmalar sonucu, bir
sistem olarak şirketlerin iyi işlemelerinin ana kuralları
belirlenmiş ve bununla ilgili bir döngü formüle edilmiştir.
1- Planlama: İyi uygulamaların nasıl yapıldığı belirlenmeli, tarif
edilmeli, ilgili tüm birimlerle paylaşılmalıdır.
2- Uygulama: Belirlenen faaliyetin uygunluğu, işi gerçekleştirecek
birimlere kabul ettirilmeli ve uygulanması sağlanmalıdır.
Uygulama sırasında iletişime-etkileşime girilen her etkenden
yorum, bilgi (burada sisteme dair şikayetlere ulaşmak çok önemli
ve geliştiricidir) alınmalıdır.
3- Kontrol Etme: Uygulamaya dair bu yorum ve
bilgiler sistem sahipleri tarafından değerlendirilmeli ve daha
iyi uygulamanın nasıl yapılacağı sorgulanmalıdır.
4- Önlem Alma: Yapılan gerçek faaliyet sonucu alınan gerçek verilerin
değerlendirilmesi ile daha iyi uygulama öngörüsüne göre yeniden
düzenlenen sistem tekrar çalıştırılmalı ve yeni durum ile ilgili
yorum ve bilgiler (şikayetler) alınmalıdır.
Sistem bu şekilde kontrol altında olmalı ve "sürekli
iyileşmesi" sağlanmaya çalışılmalıdır.
Bu anlattığım sürekli iyileştirme işlemine, kalite yönetim
sistemlerinde "sürekli iyileşme" ve/veya "PUKO döngüsü" denir. (PUKO
planla-uygula-kontrol et-önlem al kelimelerinin ilk harfleri ile
oluşturulmuş bir kısaltmadır.) Bu döngüyü bir çizime çevirmek
anlaşılmasını kolaylaştırabilir:

PUKO döngüsü, sistem sürekli iyileşme diyagramı
Bir şirket, bir gemi, bir devlet, bir belediye, bir futbol
takımı, bir lokanta, bir insan vücudu, bir tavuk popülasyonu,
bir bitki türü, bir lisanın olmak ya da olmaması, sistemi
yönetenlerin bir şekilde bu döngünün kurallarına uymasına
bağlıdır.
İnsanlar tarafından oluşturulan yapay sistemlerde yöneticiler
sistemin işlemesi için ya hataların oluşmasını engeller ve
sistemleri iyileştirirler; ya da sistemin işleyişi esnasında
oluşan şikayetlerin açığa çıkmasını engellerler. Bir sistem, o
sistemden etkilenen paydaşların şikayetlerini engelleyemez ve
ihtiyaçlarını karşılayamaz ise yok olacaktır. Eğer
sistemin yöneticisi şikayetleri algılanamaz hale getiriyorsa,
sistem dışarıdan iyi gibi görünse de bir gün bir anda
çökecektir. Sorunları açık ve düzeltilmeye, dahası önlenmeye
çalışılan sistemler daha sağlıklıdır. Oysa sorunları gizlenen
sistemler aniden çöker. Buna bir örnek aniden boşanan çiftlerle
ilgili kurduğumuz şu cümle ile verilebilir: "Ne oldu anlamadım,
gül gibi geçiniyor gibilerdi oysa.."
Buna göre bir şirketin, bir devletin ya da bir canlı
vücudunun sistemlerine dair şu ana kurallar geçerlidir
diyebiliriz:
· Sistemin
iyi çalışması için, sistemin varlığından fayda sağlayan her
birimin geri bildirim yapması çok önemlidir.
· Geri
bildirim sayısı ve niteliği önemlidir
· Sistem
yöneticisinin, geri bildirimlere verdiği önemin seviyesi
önemlidir.
· Sistem
yöneticisinin geri bildirimleri doğru algılayıp, doğru
yorumlaması önemlidir.
· Yönetim,
geri bildirimleri önlemeye/baskılamaya çalışır ve düzeltmek ile
ilgili harekete geçmez ise sistem hastalanır.
· Sistemin
sağlıklılık durumu, sorunun tekrarlanmasını önleyici
tedbirlerin, sadece anlık sorun düzeltici tedbirlere
göre üstün olmasına bağlıdır. Sağlıklı bir sistemlerde düzeltici
tedbirler, önleyici tedbirlere dönüşmelidir.
· Çöken
bir sistemin boşluğu mutlaka daha sağlıklı bir başka sistem
tarafından doldurulur.
İnsan yapısı olmayan doğal sistemlerde doğa, iyi işlemeyen
bir sistemin çökmesine göz yumma yolunu seçiyor. Örneğin Dodo
kuşlarının soyu hızla tükendi. Bakınız:
"Pek çok yerde dodo türü olmasına rağmen Mauritius adasındaki
Dodo'lar simge haline gelmiştir. Adadaki diğer canlılarla
mükemmel bir uyum içinde yaşıyorlardı. 15. yy sonlarında ada
insanlar tarafından keşfedildiğinde dodolar zorlukla tanıştı.
Dodolar çok akıllı yaratıklar değildi. Bu nedenle insanlara
kolayca yakalanıyorlardı.İnsanların adaya getirdiği kedi, köpek
ve domuzlar; dodo yumurtalarını mahvetti. İnsanlar da
acıktıklarında bu 1 metre boyunda iştah açıcı kuşları yerdi.
Acıktıkları zaman; uçamayan ve koşamayan dodoların kafasına
sopayla vurmaları yeterdi. Dodo soyu, evrim geçiremeyecek kadar
hızlı sürede, 200 yılda tamamen tükendi."
Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Dodo, indirme 03.05.2011
Benzer bir örnek de bir lisandan:
"Eyakça ya da Eyak dili (kendilerince I·ya·q; Tlingitçe Yatk̲wáan;
İngilizce Eyak), ABD'nin Alaska eyaletinde Copper Irmağı
deltasında Eyaklar tarafından konuşulmuş Na-Dene dilleri
grubundan bir Kızılderili dilidir. En yakın akrabası olan
Atabask dilleriyle birlikte Eyak-Atabask dilleri adı altında bir
alt grup oluştururlar. En uzak akrabası ise Tlingitçedir. Son
konuşanı Marie Smith Jones'un 21 Ocak 2008'de Anchorage'da
ölmesiyle de yok olmuştur. Bu yok oluş sürecinde Eyakça,
dillerin gitgide artan yok oluşuna karşı verilen mücadelede bir
sembol olmuştur. Haziran 2010 itibariyle Eyakların toplam nüfusu
428 kişidir."
Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Eyakça, indirme 03.05.2011
Bence bir sistemin sağlığı ve varlığı, etkileşime girebildiği
sistemlerin sayısı ve çeşitliliği ile doğru orantılıdır.
Dünyada konuşulan sadece tek bir dil kalır ve yaşayan tek
canlı insan olursa, insanın ve insan topluluklarının sağlıklı
yaşaması da mümkün olmaz.
Bu sebeple çeşitlilik iyidir. İnsanlık daha iyiye, refaha
ulaşmak istiyorsa kültürleri, canlıları bir şekilde
korumalıdır.
İnsan, hükümran olduğunu sandığı tüm sistemlere karşı adil ve
dahası merhametli olmak zorundadır.
İnsanlar, yönettikleri tüm birimlerin sağlıklı işleyebilmesi
için ilgili sistemle etkileşen tüm birimlerin şikayetlerini
değerlendirmeli ve etkilenenin sorununu çözmeye çalışmalıdır.
Devletler ve Anayasa
Tüm bu sebeplerden bir devlet için anayasa çok
önemlidir. Bir devlet iyi işleyen, sürdürülebilir bir sisteme
sahip olmak için o devleti oluşturmuş birimlerin tümünün
onayladığı bir ana kurallar bütününe sahip olmalıdır.
Bu kuralların tamamı veya bazıları, sistemin sağlıklı
çalışmasını sağlayamıyor ise acilen daha iyi bir kural tespit
edilip anayasa yeniden düzenlenmelidir. Tüm yasalar PUKO
döngüsüne uygun olarak oluşturulmalı ve geri bildirimlerin
birikmesi önlenerek acilen ilgili düzenlemeler yapılmalıdır.
Aksi halde sistem hastalanma, çökme yoluna girecektir.
Geniş bir katılımla tüm etkileşen tarafların geri
bildirimleri alınarak hazırlanan, gelişmelere karşı kolayca
güncellenen bir anayasaya sahip devletlerin vatandaşları mutlu
olabilirler. Aksi durumda yöneticiler şikayetleri sürekli
baskılamak ve iktidar zalimleşmek zorunda kalacaktır. Ancak bu
yanlış yola girmiş sistemlerin sürdürülebilir ve sağlıklı
işlemesi mümkün değildir.
Bu bağlamda, çok geniş bir katılımla hazırlanmış iyi bir
anayasa, bir devlet için olmazsa olmazdır.
Bir anayasa insan merkezli olmamalıdır. Anayasa o ülkedeki
sadece insanları değil, tüm canlı hatta cansızların haklarını
korumalıdır. Bu amaçla anayasayı oluşturanlar tarafından bariz
geri bildirim yapamayan bu varlıkların tahmini geri bildirimleri
yasaya eklenmelidir.
Bu bağlamda anayasa çeşitliliği korumalı; dillerin,
kültürlerin, halk oyunlarının, ninnilerin yok olmasını
önlemelidir. Sadece tek bir tip insanın haklarını koruyan bir
anayasa, aslında o insanın da sonunu hazırlar.
*******
Bu yazdıklarımın dünyayı, bir devleti, bir bahçeyi, bir
vücudu yöneten herkese iyi bir geri bildirim olmasını dilerim.
Saygı ve sevgilerimle
Hakan Ozan
Erzincanlı
Kaynakça:
http://www.tarimsal.com
Hakan Ozan Erzincanlı'ya
teşekkürlerimizle
Denizce

17.05.2011
|