Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

Dost Köşesi       

  Sahip Akosman  / Merak Ettiğim Konular
 

Sahip Akosman'ın derlemiş olduğu
"Merak Ettiğim Konularla İlgili Sorular ve Bulabildiğim Yanıtları"
isimli iki ciltlik eserinden birinci cildi maalesef tükenmiştir. Bu köşede, özellikle birinci cildinden örnekler vererek hem keyifli bir birlikteliği, hem de tatlı bir baskı oluşturarak kitabın tekrar basımını amaçladık.
Kitapların başındaki alfabetik dizin, merak edilenin bulunabilmesi için büyük kolaylık.
Örnekleri zamana yayılı biçimde aktaracağımızdan, yayınlanma tarihini belirterek izleyenlere kolaylık sağlayacağımızı düşündük.

                                                                                          Denizce
                                                                            

                                                                                                                        25.01.2002

 
08.05.2007

"Aksam" hangi kelimenin çoğuludur?

 

"Aksam" kısım'ın çoğulu olup kısımlar demektir. Bu nedenle, varak'ın çoğulu evrak'a "evraklar" demek neden yanlışsa "aksamlar" denilmesi de aynı nedenle yanlıştır.

 

"Bedestan" nedir? Kapalı Çarşıdaki Bedestenlerin isimlerinin anlamını biliyor musunuz?

 

Bedesten, Farsça "Bezzazistan veya Bezistan" kelimelerinden Osmanlıca'ya mal edilmiştir. Dört yanı duvarla çevrili ve üstü kapalı olan, içinde genelde kapısız dükkanların bulunduğu çarşılara günümüzde Bedesten adı verilmiştir. Evvelden, Bedestenin dolap denilen dükkanlarında nadide kumaş, kıymetli silah ve mücevher alıp satımı gibi değeri yüksek emtia ticareti yapılırmış.

Osmanlı geleneğine göre, büyük Türk şehirlerinde bedesten inşa edilmiştir, İstanbul’un fethinden sonra bu şehirde de bedestenler inşa edilmiştir. Kapalı Çarşının bedestenleri;

1)  Eski Bedestan yahut Mücevver Bedestanı diye de bilinen İç Bedesten

2)  Sandal Bedestanı diye de bilinen Yeni Bedesten'dır.

İç bedesten, çarşının ortasında bir yerde, 11/2 metre kalınlığında duvarlarla çevrilmiş ve üstü 15 kubbe ile örtülü bir binadır. Binanın eni ve boyu yaklaşık 45 x 30 metre olup 1.330 metre karelik bir alanı kaplar. Bedestenin içindeki dükkanlar kapısızdır. Bundan ötürüdür ki dükkanlara "Sandık" veya "Dolap" denilmiştir.

Eskiden, dükkanlardaki mallar camlı dolaplar içinde teşhir edilir, sandıklar içinde muhafaza edilirmiş. Çok kıymetli mallarla mücevherler ise, yine bedestenin dört duvarı içinde yer alan, kapıları sağlam mahzenlerde saklanırmış.

Bedestenin önemli bir özelliği de, bankaların bulunmadığı o devirde, banka görevi görmüş olmasıdır. Halk birikmiş parasını, zengin ve namuslu bedesten tüccarlarına senet karşılığında emanet eder, tüccarlar da emaneti, İslam şeriatının izin verdiği meşru yollarla işletir, bundan hem tüccar hem de para sahibi faydalanırmış. Halk, tıpkı günümüzde bankada kasa kiralar gibi, bedestendeki muhkem mahzende bir sandık kiralar ve kıymetli malını veya mücevherini burada muhafaza edebilirmiş.

Sandal Bedesteni veya Yeni Bedesten ise, Kapalı Çarşı'nın doğusunda, çarşının Nuruosmaniye Camii tarafındaki büyük kapısının sağında bir binadır. Burası da, İç Bedesten'den sonra, yine Fatih tarafından yaptırılmıştır. Planı hemen hemen İç Bedesten'ın planına benzer. Aslında dört kapısı varken sonradan ikisi battal edildiğinden bugün iki kapılıdır. Üstü 20 kubbe ile örtülüdür. Eskiden burada, gayet ağır ve kıymetli olan ve adına "Sandal" denilen kıymetli kumaşlar satılırmış. Bu nedenle bu bedestene Sandal Bedesteni adı verilmiş.

Günümüzde Sandal Bedesteninin işletmesini, İstanbul Belediyesi üstlenmiştir ve mezat salonları olarak kullanılmaktadır.