Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

Dost Köşesi       

  Sahip Akosman  / Merak Ettiğim Konular
 

Sahip Akosman'ın derlemiş olduğu
"Merak Ettiğim Konularla İlgili Sorular ve Bulabildiğim Yanıtları"
isimli iki ciltlik eserinden birinci cildi maalesef tükenmiştir. Bu köşede, özellikle birinci cildinden örnekler vererek hem keyifli bir birlikteliği, hem de tatlı bir baskı oluşturarak kitabın tekrar basımını amaçladık.
Kitapların başındaki alfabetik dizin, merak edilenin bulunabilmesi için büyük kolaylık.
Örnekleri zamana yayılı biçimde aktaracağımızdan, yayınlanma tarihini belirterek izleyenlere kolaylık sağlayacağımızı düşündük.

                                                                                          Denizce
                                                                            

                                                                                                                        25.01.2002

 
08.06.2006

Grip hastalığı mikrobunun cinsi nedir? Gripten korunmak için nelere dikkat edilmelidir?

 

Grip hastalığının mikrobu virüstür. Grip virüsünün A, B, C olarak bilinen üç tipi vardır. Bunlardan C tipi, hafif hastalık belirtisine yol açar. Bu yüzden tehlikeli değildir. B tipi virüsler, daha ciddi hastalık belirtileri yaratır ve vücut direncini düşürerek zatürree gibi daha ciddi hastalıklara yol açabilir. Bu tip virüsler, biraz sonra değineceğimiz A tipleri gibi yeni formlara dönüşüp özellik değiştirmediklerinden orta düzeyde tehlikeli sayılırlar. Grip virüsleri arasında en tehlikelisi A tipi virüslerdir. Çünkü bu virüsler, kolayca özelliklerini değiştirebilirler ve bilinen ilaçlara karşı direnç kazanarak "süper-virüs" haline gelirler. Bu virüsler, bilhassa yaşlılarda ihtilat (komplikasyon) yaratabilirler.

Gribe karşı korunmak için grip aşısı bir seçenek ise de, mevcut  aşılar  ancak  bir yıönce  salgına  sebep  olan süper-virüslerin nitelikleri göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Bu nedenle, bir yıl sonraki grip salgınını oluşturan yeni nitelikli grip virüslerine karşı tam anlamıyla etkin olamamaktadır. Dolayısıyla mevcut grip aşıları, ne yazık ki virüslere karşı yüzde yüz koruma sağlayamamaktadır. Ama, yine de aşı yaptırılmalı, tam anlamıyla olmasa da, gribe karşı bağışıklık kazanılmaya çalışılmalıdır.

Grip hastalığının kişiden kişiye bulaşması, virüsün temas ya da teneffüs yoluyla kana karışmasıyla oluştuğundan, hastalıktan korunmanın en etkin yolu, kişinin mümkün olduğu kadar hasta kişilerle birlikte olmaktan kaçınması ve eğer kişi kalabalık bir yerde bulunduysa, ilk fırsatta ellerini bol sabunlu suyla yıkamasıdır.

 

Siyâset kelimesinin kökeni nedir?

 

Siyâset, Arapça bir kelime olup, devlet işlerini yürütmek için, yöneticilerin kullandıkları çalışma yolu olarak tanımlanabilir. Siyasetçi ise, siyâsetle uğraşan anlamında olmakla beraber başkalarının duygularını okşayarak çıkar sağlamak anlamında da kullanılır.

Siyâset kelimesinin aslı, Arapça'da at bakımı, at bakıcısı anlamında olan seis (seyis) kelimesinden türeme olup at bakıcılığı, ata bakma işi anlamındadır. Zamanla anlam genişlemesine uğrayarak yukarıda belirttiğim gibi, ulus yönetimi, ulus yönetiminde tutulan yol anlamında kullanılır olmuştur. Osmanlı döneminde, "siyâset etmek" deyimi, asmak, ipe çekmek, ölüm cezasına çaptırmak anlamındaydı ve devrin padişahları bu buyruğu sıkça kullanırlardı. Ayasofya Müzesinin arkasındaki Bâb-ı Hümâyûn*dan Topkapı Sarayı'na girildiğinde, hemen Alay Meydâ'nda*, Divân Meydânı'na* açılan Bâb-ı Selâm'ın* sağındaki has fırının duvarına bitişik, adı Siyâset Çeşmesi olan bir çeşme vardır. Padişah, bir kişi hakkında "siyâset edin" buyruğu verdiğinde, kişinin kellesi bu çeşme önünde uçurulur, işi biten cellat da, elini ve kılıcını bu çeşmenin suyuyla yıkarmış.

 

* Bâb-ı Hümâyûn = Sarayın ana giriş kapısı.

* Alay Meydânı      = Birinci avlu.

*  Divân Meydânı  = İkinci avlu. (Saray yapısının ana sınırlarının başladığı yer)

* Bâb-ı Selâm      = Orta kapı.

 

"İnci". Hanımların dostu simgesi doğal inci ile yapay üretilen inci arasında ne fark vardır? İncinin kalitesini belirleyen özellikler nedir? İnciyi iyi korumanın yolları nedir?

 

İnci kelimesinin kökeni Çince’deki zhen-zhu kelimesidir. Okunuşu yin-çü olan bu kelimenin anlamı da, değerli huzur taşı'dır. Uygur Türkçe'sinde de, inciye huzur, rahat, barış taşı anlamında olan yinçgü ya da, inç-kü denilmektedir.

Doğal İnci (Oryantal İnci) üretimi Bilindiği gibi, inciyi yapan istiridyedir. İstiridyeler, genellikle 15-45 metre derinlikte doğal ortamlarında yaşarlar. Bu yaşam süresinde, ufak bir kum tanesi ya da benzeri bir yabancı maddenin kabuklarından içeri girmesi halinde, onun nazik organlarını zedelemesini önlemek için, bu yabancı maddeyi "inci anası" denilen sedefimsi bir salgıyla sarmaya başlarlar. İlk salgılandığında süte benzeyen bu madde, üst üste binen şeffaf tabakalar halinde gelişir, açıklı koyulu renkler alarak katılaşır ve doğal inci ya da oryantal inci olarak bilinen en değerli inci türünü meydana getirir.

Kültive İnci üretimi

Günümüzde inci, oldukça gelişmiş bir teknik kullanılarak yapay yöntemlerle özel havuzlarda üretilmektedir. Bunun için küçük boncuk şeklinde bir çekirdek, istiridyenin midesi ile böbrekleri arasındaki kıvrıma yerleştirilir. İstiridye, bu maddeye karşı, sanki içine bir kum tanesi girmiş gibi reaksiyon göstererek, çekirdeğin üzerini inci anası ile kaplamaya başlar. Bu işlem bir hayli uzun süreceğinden, bir yıl sonunda çekirdeğin üzeri ortalama 0.15 milimetre sedefle kaplanmış olur. Güney denizlerinde ve Burma'daki çiftliklerde üretilen incilerin yıllık kaplanma hızı 1.5 milimetreye ulaşabilmektedir.

Doğal inci ile kültive inci arasındaki farklar: Doğal incide, çok ufak bir çekirdeğin etrafında üst üste tabakalar halinde kalın sedef katlan bulunur. Kültive incide ise, çekirdek oldukça iri bir boncuk ya da benzeri olduğundan, oluşan sedefimsi katların kalınlığı da, ancak çekirdeğin üstünü örtecek kadardır. Dolayısıyla, doğal inci kültive inciden kat be kat daha pahalıdır.

İnci kalitesinin değerlendirilmesi: İnci kalitesinin değerlendirilmesinde beş ana kriter vardır. Önem sırasına göre; bu kriterler; şekil, renk, parlaklık, yüzey yapısı ve iriliktir.

İncilerde yedi temel renk bulunur. Bunlar beyaz, krem, pembe,  gül pembe,  gümüş, yeşil  ve  siyahtır.  İncinin değerini; biçimi, yüzeyinin saflığı ve parlaklığı, rengi, sedef tabakasının kalınlığı ve iriliği gibi faktörler belirler.

İncinin bakımı: Doğal İnci (Oryantal İnci):

Güneş ışınları, parfüm, kozmetik maddeler ve ter inciye zarar verir. Kullanımdan sonra inciler, renginin matlaşmasını önlemek için yumuşak bir bezle silinmeli, içi kadife döşenmiş bir kutuda ya da yumuşak bir kesede saklanmalıdır. Şayet dizi ipi yıpranmışsa, bu yalnız ustasına dizdirilmelidir.