Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

Dost Köşesi       

  Sahip Akosman  / Merak Ettiğim Konular
 

Sahip Akosman'ın derlemiş olduğu
"Merak Ettiğim Konularla İlgili Sorular ve Bulabildiğim Yanıtları"
isimli iki ciltlik eserinden birinci cildi maalesef tükenmiştir. Bu köşede, özellikle birinci cildinden örnekler vererek hem keyifli bir birlikteliği, hem de tatlı bir baskı oluşturarak kitabın tekrar basımını amaçladık.
Kitapların başındaki alfabetik dizin, merak edilenin bulunabilmesi için büyük kolaylık.
Örnekleri zamana yayılı biçimde aktaracağımızdan, yayınlanma tarihini belirterek izleyenlere kolaylık sağlayacağımızı düşündük.

                                                                                          Denizce
                                                                            

                                                                                                                        25.01.2002

 
20.11.2007

Acı biber veya acılı bir yiyecek yenildiğinde, ağız yanmasını hafifletmek için ne yemeli veya içilmelidir?

 

Öncelikle, çok acı yiyecek yenilmemesi tavsiye olunur. Ancak, dalgınlıkla acılı bir yemek yenilmiş ve ağız yanması başlamışsa, hemen süt istenmeli, arka arkaya birkaç yudum sütle ağız çalkalandıktan sonra içilmelidir.

Ağzı yakan, biberde bulunan "capsaicin" denen maddedir. Capsaicin ağız içindeki tat alıcı sinir uçlarını (reseptörleri) sarar ve yanma hissi başlar. Sütteki protein ise, sinir uçlarını capsaicinden temizler ve yanma etkisi hemen hafifler.

Soğuk su içilmesi, yanma hissini geçici olarak azaltırsa da, su, capsaicini yok edemediği için biraz sonra yanma yeniden hissedilmeye başlar.
Sütün temini kolay olmazsa, peynir yenilmesi de yanmayı hafifletir. Çünkü peynirde, capsaicini temizleyen peynir özü denen "casein" vardır.

 

 

Mit nedir? Mitoloji nedir? Eski Yunan ve Roma tanrı ve tanrıçalarının isimleri ve kimlikleri nedir?

 

Mit, Yunanca "Mithos" kelimesinden alıntı olup hikaye, efsane demektir. Mit, toplumun hayal gücü etkisiyle oluşan tanrıları, tanrıçaları ve evrenin doğuşunu ve oluşunu anlatan halk hikayeleridir.

Mitoloji ise, belli bir halka, ya da kültüre özgü mitler topluluğudur.

Eski Yunanlıların en büyük tanrısı Zeus'tur. Zeus, evrenin, göklerin, fırtınaların, şimşeklerin tanrısı olduğu gibi, insanların ve ölümsüzlüğün de tanrısıdır. Zeus'un kalabalık aile bireyleriyle birlikte Olympos Dağı'nda yaşadığına inanılırdı.

Romalılar, Yunanlılar'la karşılaşıp Yunan tanrılarıyla ilgili ilginç efsaneleri öğrendiklerinde, kendi kutsal ruhlarıyla bazı Yunan tanrıları arasında benzerlikler kurdular. Sonunda Romalılar da, Yunanlılar gibi tanrılarına insan özellikleri verdiler, Yunan tanrılarıyla ilgili birçok öyküyü kendilerine mal ettiler ve tanrıların isimlerini kendilerine göre değiştirdiler.

Aşağıda, Yunan ve Roma mitolojisin ünlü tanrı ve tanrıçalarının adlarını ve kimliklerine kısa bir göz atalım.

 

Yunan Mitolojisinde

 

Roma Mitolojisinde

Dünyayı ve gökleri yöneten

büyük tanrı

Zeus'un karşıtının Jüpiter
Zeus'un resmi karısı Hera'nın karşıtının Juno
Zeus'un kardeşi denizlerin tanrısı Poseidon'un karşıtının Neptün
Zeus'un diğer kardeşi yeraltı tanrısı Hades'in karşıtının Plüton
Zeus'un oğlu, demirciler tanrısı Hephaistos'un karşıtının Vulcanus
Zeus'un oğlu, adalet ve tıp tanrısı Apollon'un karşıtının Öğrenemedim
Zeus'un oğlu, güç ve kuvvet tanrısı Heracles'in karşıtının Hercules
Zeus'un kızı, savaş ve akıl tanrıçası Athena'nın karşıtının Minerva
Zeus'un kızı, aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodit'in karşıtının Venüs
Zeus'un oğlu, savaş tanrısı Ares'in karşıtının Mars
Zeus'un oğlu, şarap tanrısı Dionysos'un karşıtının Bacchus

Zeus'un oğlu, Apollon'un kardeşi, Haberci

Hermes'in karşıtının Mercury'i
Aphrodit'le Ares'in oğlu, aşk tanrısı Eros'un karşıtının Cupid

Çobanlar, kırlar, ormanlar ve

doğa tanrısı

Pan'ın karşıtının Silvanus

                                                                                      

olduğunu görmekteyiz.

Tanrıların, doğanın ve insanların tüm hareketlerini ve davranışlarını yönettiğine inanılırdı. Mesela, tanrı Hephaistos'un Olympos dağının altında bir mağarada yaşadığına, onun demir ocaklarından çıkan ateş ve dumanın, volkanlara neden olduğuna inanılırdı. Tanrı Poseidon'un denizleri kontrol ettiğine, fırtınaların onun kızması sonunda çıktığına inanılırdı.

Doğrusu, o çok tanrılı günlerde yaşamış olmak istemezdim. Yirminci asırda yaşıyor ve tek rabbe kul olduğum için şükürler olsun.
 

 

İstanbul'un görülecek yerlerinin başında gelenlerden biri de "Kapalı Çarşı"dır. Kapalı Çarşı'nın ne zaman inşa edildiğini, Çarşı'da kaç sokak, kaç dükkan, yapı ve sair bölümlerin bulunduğunu ve Çarşının tarihini anımsayabilir misiniz?

Kapalı Çarşı, üstü örtülü sokakları ile bir binalar topluluğudur. Çarşının temeli, Türklerin İstanbul’u fethinden az sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından, evvela eski Bedesten'in inşaatı için atılmış, sonra inşaata Sandal Bedesten'i ile devam edilmiş, daha sonra da, yine Fatih ve devrinin zenginleri tarafından sokaklar üzerinde dükkanlar, hanlar ve mahzenler inşa ettirilerek, dükkanların üstü, tepe pencereli kemerler ve çatılarla örtülmüştür.

Çarşıdaki hanların ortalarına geniş iç avlular yapılmış ve hanların odaları bu avlulardan gelen ışıkla aydınlatılmıştır.

Çarşının sokaklarının her biri, bir başka iş kolunun faaliyetine tefrik edilmiş ve dükkanlarında, sadece o iş koluyla iştigal eden zanaat ve ticaret erbabı iş görebilmiştir. Bu nedenle her sokak, yıllar boyunca o işin, o zanaatın adını taşıya gelmiştir. Mesela, Kalpakçılar, Sahaflar, Kavaflar gibi.

Kapalı Çarşı bir kaç defa mevzii yangın görmüştür. Yangın sonrasında, yanan yerlerin aslına uygun tamir görmesine özen gösterilmiştir.

1894 yılında vuku bulan büyük zelzelede, İstanbul’un en ağır tahribe uğrayan yeri Kapalı Çarşı içindeki hanlar olmuştur. Türk han mimarisinin güzel eserlerinden olan bu hanların bir çoğu maalesef tamir edilememiş, zaman içinde yok olmuştur.

Kapalı Çarşı, 9 Eylül 1943 tarihinde bir yangın afeti daha geçirmiş ve büyük kısmı hasar görmüştür. Bu yangından sonra, tarihi çarşının muhteşem görüntüsü kaybolduğu gibi yaşamındaki o eski hava da değişmiştir.

Kapalı Çarşı'nın içinde elliden fazla sokak bulunmaktadır. Bu sokakların iki yakasında 4400 dükkan, kapıları çarşı sokaklarına açılan 40 kadar han ve mahzenli depo vardır. Hanların içinde 220 kadar oda ve işyeri, bir cami, 10 mescit, 19 çeşme ve tulumbalı kuyu, bir mektep ve bir hamam vardır.

Kapalı Çarşının, "Eski Bedestan" ve "Sandal Bedestanı" adında iki bedesteni vardır. Eski Bedestan'da, dolap tabir edilen 497 adet dükkan bulunur. Bu dükkanların kapıları yoktur.