Eğer son birkaç hafta içinde kağıt fabrikaları benim yüzümden
fazla mesai yaptılarsa hiç şaşırmam doğrusu. Evde ve ofisteki
çöp tenekeleri buruşturup fırlattığım kağıtlarla dolup taştı ama
ben yine de sizlerle paylaşabileceğim kalitede bir şiir
yazamadım. Orijinal bir şey yazamayınca bazı yazarların
başvurdukları “esinlenme” (aşırma?) metodunu bir deneyeyim
dedim:
“Mikroskop, santrifüj ve gül.
Bu laboratuvarda araştırmanın bütün hızı
Zevk akşamında ODTÜ kantinleri
üç kez kırmızı...”
Vazgeçtim; çünkü bir bilim insanı bile bu satırları nereden
ödünç aldığımın farkına varır; üstelik zavallı Yahya Kemal’in
kemikleri de sızlardı. Bir sonraki denemem biraz daha başarılı
oldu:
“Size siber bahçesinden bir sanal gül sunayım mı?” Hiç de fena
değil ama bu kez bir sonraki satırda takıldım ve şiiri
tamamlayamadım. Fakat “siber bahçesi” ve “sanal gül” ibareleri
kafamda aniden on bin vatlık bir ampul yakıverdi. Kurtuluş
bilgisayarda yatıyordu.
IBM PC’nin ilk çıktığı günlerde piyasaya sürülen bir yazılım çok
ilgimi çekmişti. Bazı mektupları yazmakta çoğumuz zorlanırız.
Örneğin apartmandaki kaloriferi bir türlü tamir etmeyen ev
sahibine tehditkâr bir üslupla, ama sizi hemen evinden defedecek
kadar da kızdırmadan, bir mektubu nasıl yazarsınız? Veya evlenme
teklifi alan bir bayan nasıl kibarca bir hayır mektubu yazar?
İşte bu yazılımda ekrandaki şablona isim, adres gibi ufak tefek
bilgileri girdikten sonra mektubunuz saniyesinde hazırdı.
Kullanmak kısmet olmadı ama ben bu yazılımı, ileride
olacakların çok önemli bir ön işareti olarak gördüğümü
söyleyebilirim.
Evlenmeye bile karışan bilgisayarın
bir gün edebiyata da el atacağı gün gibi aşikardı.
Nitekim öyle oldu. Ölmüş bir yazara atfedilen şaibeli bir
metinin o yazarın kaleminden çıkıp çıkmadığı, Shakespeare’in
gençlik yıllarında Marlow’dan ne kadar etkilendiği gibi. Veya
bilgisayara aktarılmış bir romanda sevgi, nefret, hiddet gibi
duyguları simgeleyen kelimelerin sayısal dağılımına bakarak
yazarın ruh haletinin belirlenmesi gibi. Eh, bütün bu
gelişmelerden sonra bir bilgisayarcının “başkalarının şiirlerini
analiz etmek yerine kendi şiirimi yazarım” demesine şaşmamak
gerekir.
Bu
konuda bilgi edinmek için en doğal kaynak, tabii ki bilgisayarın
kendisiydi ama doğrusu Google’ın beni bu kadar çok web sayfasına
yönlendireceğini beklemiyordum. Bulduklarımı özetlersem,
bilgisayar şairliğini 4 ana kategoriye bölebiliriz. Birinci
kategoride sözlük veya bir yazarın eserlerinden rasgele seçilmiş
kelimelerden oluşan şiirler var. Belki kaçırdıklarımız olabilir,
ama bu tür eserlerin şiir sayılabilmesi için neredeyse Anayasa
Mahkemesinden karar çıkartmanız gerekebilir. Bu yüzden bu
yöntemi uygulamadık.
İkinci kategoride şans yine çok önemli bir rol oynuyor ama bu
kez bazı kalıplar devreye giriyor. Örneğin mısranın birinci
kelimesinin bir isim, ikinci kelimesinin bir fiil ve sonra gelen
dört kelimenin (beş veya altı da olabilir) birlikte bir doğa
tasviri çağrışımı yapması. Bu tür şiirler Japonların yüzlerce
yıl yazdığı 3 satırlık, birinci mısrası 5, ikincisi 7, üçüncüsü
5 heceden oluşan Haiku şiir tarzına çok uyuyor. Ama bilgisayara
geçmeden önce Haiku üstatlarının en büyüklerinden biri olan
Basho’dan (1644-1694) bir örnek verelim:
Çiçek yok, ay yok
Ve O sake içiyor
Yalnız başına
Tabii İngilizce versiyonundan aktardığımız için 5-7-5 formunu
tutturamadık. Bu arada “sake”nin bir Japon rakısı olduğunu hemen
ekleyelim. Haiku kalıbı Batılı şairler tarafından da kullanılır.
İzmir doğumlu büyük Yunan şairi Yorgo Seferis’ten Cevat Çapan’ın
tercümesiyle bir başka örnek:
Bir Damla şarap
damlat göle,
gözden kaybolur güne.
(Genç okuyucularımızın aklına “acaba bu şiirlerin hepsi içkiyle
mi ilgili?” gibisinden bir soru geldiyse, ağzınızdan yel alsın”
diyelim. Aslında haykuların çoğu doğanın güzelliği, değişen
mevsimler gibi insanın içini açan konularla ilgilidir. Bu iki
örneği seçmemin nedeni birbirlerinden çok farklı kültürlerde
yetişmiş, birisi diğerinden 300 yıl önce yaşamış iki dev şairin
aynı kalıpları kullanarak aynı konuda ne kadar güzel ama değişik
şiir yazabildiklerine işaret etmek içindi.)
Üçüncü kategori, çok çetrefilli, karışık yazılımlar kullanılarak
üretilen şiirler. Bu işten anlayanların en çok kaynak
gösterdikleri, INVERSO diye bilinen bir yazılım. Bedava, ama bu
programın nasıl işlediğini,
nasıl çalıştırılacağını doğrusu çıkartamadım. Ancak verilen
örnekler hiç de fena değil. (Lütfen yazının sonundaki kaynaklara
bakınız).
Dördüncü kategori tam bize göre: İlk satırın tümünü siz
yazıyorsunuz veya bilinen bir şiirden alıyorsunuz, gerisini
bilgisayar tamamlıyor. Program sadece İngilizce’den anladığı
için sizlere ancak Türkçe tercümelerini verebileceğim. Önce “The
rose of my heart” (kalbimin gülü) mısrasını denedim ama büyük
bir düş kırıklığına uğradım:
Kalbimin gülü
Bitlenmiş saçlarımı tımar et
Neden bu kadar yakın ama uzağız
Sakın üzülme.
Fakat siz aynı satırı verseniz de programın değişik bir şiirle
yanıt verdiğini öğrenince ümitlenip devam ettim:
Kalbimin gülü
Aşk kimya, seks fiziktir
Sanırım ağaçtan yapılmış bir kalbim var
Hala yapay toprağa telnet yapabilir miyim?
Biraz ilerleme var ama kimya yerine ekoloji konulsaydı çok daha
güzel olurdu. Eğer telneti “yapay toprağa” değil de “tahta
kalbe” yapsaydı ortaya işe yarayacak bir şiir çıkabilirdi.
Değişik bir giriş deneyelim:
“Sana sibernetik bahçemden bir demet gül vereyim mi?
Düşünüyorum, neden böyle bir hata yaptım?
Ağlarım, çünkü kimse benim yükümü almayacak
Ay aşağı bakıyor.”
Fena değil ama bir şiirden daha çok bizim alaturka klipleri
andırıyor. Sanırım bilgisayarın Talat Halman, Hilmi Yavuz ve
daha gençlerden Süreyya Berfe gibi şiir yazabilmesi için bir
fırın ekmek yemesi pardon, bir depo dolusu çip takması,
gerekiyor. İleride ne olur bilinmez ama ben gene de ümitliyim.
Fazla değil bundan 10 yıl kadar önce, bilgisayarın iyi bir
satranç oyuncusunu yenebilmesini hayal bile edemezdik, ama
birkaç yıl önce IBM’in Süperbilgisayarı dünya şampiyonunu dize
getirdi.
Her neyse, gördüğünüz gibi Bahar ve İrem’e layık bir şiir hâlâ
yazamadım. Aklıma geldi: Acaba şiir yerine onlara yaptığım bir
gül tablosunu hediye etsem olur mu? Nasıl? Nerede mi yapacağım?
Tabii ki bilgisayarda. Bizi izlemeye devam edin.
Kaynaklar
Bizim ürettiğimiz
şiirler(?) için:
http://www.pangloss.com/seidel/Poem/poem.cgi
Ustalar için
:
http://www.trinp.org/indMult.htm#Poet/ComP.htm