e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Şair Bilgisayarlar

Sargun A. Tont    

 

 

Eğer son birkaç hafta içinde kağıt fabrikaları benim yüzümden fazla mesai yaptılarsa hiç şaşırmam doğrusu. Evde ve ofisteki çöp tenekeleri buruşturup fırlattığım kağıtlarla dolup taştı ama ben yine de sizlerle paylaşabileceğim kalitede bir şiir yazamadım. Orijinal bir şey yazamayınca bazı yazarların başvurdukları “esinlenme” (aşırma?) metodunu bir deneyeyim dedim:

 

“Mikroskop, santrifüj ve gül.
Bu laboratuvarda araştırmanın bütün hızı
Zevk akşamında ODTÜ kantinleri
üç kez kırmızı...”

 

Vazgeçtim; çünkü bir bilim insanı bile bu satırları nereden ödünç aldığımın farkına varır; üstelik zavallı Yahya Kemal’in kemikleri de sızlardı. Bir sonraki denemem biraz daha başarılı oldu:

“Size siber bahçesinden bir sanal gül sunayım mı?” Hiç de fena değil ama bu kez bir sonraki satırda takıldım ve şiiri tamamlayamadım. Fakat “siber bahçesi” ve “sanal gül” ibareleri kafamda aniden on bin vatlık bir ampul yakıverdi. Kurtuluş bilgisayarda yatıyordu. 

IBM PC’nin ilk çıktığı günlerde piyasaya sürülen bir yazılım çok ilgimi çekmişti. Bazı mektupları yazmakta çoğumuz zorlanırız. Örneğin apartmandaki kaloriferi bir türlü tamir etmeyen ev sahibine tehditkâr bir üslupla, ama sizi hemen evinden defedecek kadar da kızdırmadan, bir mektubu nasıl yazarsınız? Veya evlenme teklifi alan bir bayan nasıl kibarca bir hayır mektubu yazar? İşte bu yazılımda ekrandaki şablona isim, adres gibi ufak tefek bilgileri girdikten sonra mektubunuz saniyesinde hazırdı. Kullanmak kısmet  olmadı ama ben bu yazılımı, ileride olacakların çok önemli bir ön işareti olarak gördüğümü söyleyebilirim.

Evlenmeye bile karışan bilgisayarın bir gün edebiyata da el atacağı gün gibi aşikardı.

Nitekim öyle oldu. Ölmüş bir yazara atfedilen şaibeli bir metinin o yazarın kaleminden çıkıp çıkmadığı, Shakespeare’in gençlik yıllarında Marlow’dan ne kadar etkilendiği gibi. Veya bilgisayara aktarılmış bir romanda sevgi, nefret, hiddet gibi duyguları simgeleyen kelimelerin sayısal dağılımına bakarak yazarın ruh haletinin belirlenmesi gibi. Eh, bütün bu gelişmelerden sonra bir bilgisayarcının “başkalarının şiirlerini analiz etmek yerine kendi şiirimi yazarım” demesine şaşmamak gerekir. 

Bu konuda bilgi edinmek için en doğal kaynak, tabii ki bilgisayarın kendisiydi ama doğrusu Google’ın beni bu kadar çok web sayfasına yönlendireceğini beklemiyordum. Bulduklarımı özetlersem, bilgisayar şairliğini 4 ana kategoriye bölebiliriz. Birinci kategoride sözlük veya bir yazarın eserlerinden rasgele seçilmiş kelimelerden oluşan şiirler var. Belki kaçırdıklarımız olabilir, ama bu tür eserlerin şiir sayılabilmesi için neredeyse Anayasa Mahkemesinden karar çıkartmanız gerekebilir. Bu yüzden bu yöntemi uygulamadık. 

İkinci kategoride şans yine çok önemli bir rol oynuyor ama bu kez bazı kalıplar devreye giriyor. Örneğin mısranın birinci kelimesinin bir isim, ikinci kelimesinin bir fiil ve sonra gelen dört kelimenin (beş veya altı da olabilir) birlikte bir doğa tasviri çağrışımı yapması. Bu tür şiirler Japonların yüzlerce yıl yazdığı 3 satırlık, birinci mısrası 5, ikincisi 7, üçüncüsü 5 heceden oluşan Haiku şiir tarzına çok uyuyor. Ama bilgisayara geçmeden önce Haiku üstatlarının en büyüklerinden biri olan Basho’dan (1644-1694) bir örnek verelim:

 

Çiçek yok, ay yok
Ve O sake içiyor
Yalnız başına

 

Tabii İngilizce versiyonundan aktardığımız için 5-7-5 formunu tutturamadık. Bu arada “sake”nin bir Japon rakısı olduğunu hemen ekleyelim. Haiku kalıbı Batılı şairler tarafından da kullanılır. İzmir doğumlu büyük Yunan şairi Yorgo Seferis’ten Cevat Çapan’ın tercümesiyle bir başka örnek:

 

Bir Damla şarap
damlat göle,
gözden kaybolur güne.

 

(Genç okuyucularımızın aklına “acaba bu şiirlerin hepsi içkiyle mi ilgili?” gibisinden bir soru geldiyse, ağzınızdan yel alsın” diyelim. Aslında haykuların çoğu doğanın güzelliği, değişen mevsimler gibi insanın içini açan konularla ilgilidir. Bu iki örneği seçmemin nedeni birbirlerinden çok farklı kültürlerde yetişmiş, birisi diğerinden 300 yıl önce yaşamış iki dev şairin aynı kalıpları kullanarak aynı konuda ne kadar güzel ama değişik şiir yazabildiklerine işaret etmek içindi.) 

Üçüncü kategori, çok çetrefilli, karışık yazılımlar kullanılarak üretilen şiirler. Bu işten anlayanların en çok kaynak gösterdikleri, INVERSO diye bilinen bir yazılım. Bedava, ama bu programın nasıl işlediğini,

nasıl çalıştırılacağını doğrusu çıkartamadım. Ancak verilen örnekler hiç de fena değil. (Lütfen yazının sonundaki kaynaklara bakınız). 

Dördüncü kategori tam bize göre: İlk satırın tümünü siz yazıyorsunuz veya bilinen bir şiirden alıyorsunuz, gerisini bilgisayar tamamlıyor. Program sadece İngilizce’den anladığı için sizlere ancak Türkçe tercümelerini verebileceğim. Önce “The rose of my heart” (kalbimin gülü) mısrasını denedim ama büyük bir düş kırıklığına uğradım:

 

Kalbimin gülü
Bitlenmiş saçlarımı tımar et
Neden bu kadar yakın ama uzağız
Sakın üzülme.

 

Fakat siz aynı satırı verseniz de programın değişik bir şiirle yanıt verdiğini öğrenince ümitlenip devam ettim:

 

Kalbimin gülü
Aşk kimya, seks fiziktir
Sanırım ağaçtan yapılmış bir kalbim var
Hala yapay toprağa telnet yapabilir miyim?

 

Biraz ilerleme var ama kimya yerine ekoloji konulsaydı çok daha güzel olurdu. Eğer telneti “yapay toprağa” değil de “tahta kalbe” yapsaydı ortaya işe yarayacak bir şiir çıkabilirdi. 

Değişik bir giriş deneyelim:

 

“Sana sibernetik bahçemden bir demet gül vereyim mi?
Düşünüyorum, neden böyle bir hata yaptım?
Ağlarım, çünkü kimse benim yükümü almayacak
Ay aşağı bakıyor.”

 

Fena değil ama bir şiirden daha çok bizim alaturka klipleri andırıyor. Sanırım bilgisayarın Talat Halman, Hilmi Yavuz ve daha gençlerden Süreyya Berfe gibi şiir yazabilmesi için bir fırın ekmek yemesi pardon, bir depo dolusu çip takması, gerekiyor. İleride ne olur bilinmez ama ben gene de ümitliyim. Fazla değil bundan 10 yıl kadar önce, bilgisayarın iyi bir satranç oyuncusunu yenebilmesini hayal bile edemezdik, ama birkaç yıl önce IBM’in Süperbilgisayarı dünya şampiyonunu dize getirdi. 

Her neyse, gördüğünüz gibi Bahar ve İrem’e layık bir şiir hâlâ yazamadım. Aklıma geldi: Acaba şiir yerine onlara yaptığım bir gül tablosunu hediye etsem olur mu? Nasıl? Nerede mi yapacağım? Tabii ki bilgisayarda. Bizi izlemeye devam edin.

 

Kaynaklar

Bizim ürettiğimiz şiirler(?) için: http://www.pangloss.com/seidel/Poem/poem.cgi

Ustalar için                                : http://www.trinp.org/indMult.htm#Poet/ComP.htm

 

 

    

   Kaynakça:
   Bilim ve Teknik Dergisi 
Şubat-2006

 

 

Sargun A. Tont'a teşekkürlerimizle

Denizce