| |
Kaynak : Orhan Erdenen
"Boğaziçi Sahilhaneleri"
(Prof. Dr. Behçet
Ünsal "Mimari Biçim" notlarıyla)
Köybaşı Caddesi No:117 (Ada 296/parsel 20-21).
Üslubu : Neo-klasik (ahşap/bağdadî). (Ev Mecmuası
1977/9'a göre:
II. Bozuk ampir üslubu, Batı derlemeciliği).
İnşası : XIX. yüzyıl son çeyreği.
Yerleşim alanı : 1.535 m2.
Mimarı : Petraki Adamantini (Ev-1977/9)

Rıhtımındaki iki arslan heykelinden dolayı "Arslanlı Yalı"
ismiyle de anılan Sait Halim Paşa Yalısı, üslubuna uygun olarak,
daha sakin dış görünüşüne karşın, dekorasyonunda ağır arabesk
unsurlar kullanıldığından, küçük bir Arap sarayını andırır.
Yalının planında harem ve selamlık aynı çatı altında
düşünülmüştür. Her iki bölüme -güney ve kuzeyden- ahşap,
camekanlı bölmelerle giriliyor. Kuzey yönü harem, güney yönü
selamlık.
“Sait Halim Paşa (1861-1921): Osmanlı
Sadrazamlarından Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın dört oğlundan biri
olan Mehmet Abdülhalim Paşa’nın oğludur. II. Abdülhamit’in sivil
paşalarından”
Yan cephelerde, giriş camekanları üzerleri, bahçe
ağaçları arasında ahşap korkulukla balkonlar. (1974 yılı yazında
Turizm Bankası tarafından yaptırılan onarım sırasında, bu
balkonlar da tamir ettirilmiştir.) İkinci kat üzerinde fırdola,
dam korkuluğu, doğu, kuzey ve güney yönlerinde korkulukların tam
ortasında üç ayrı kabartma dua levhaları. Dam üzerinde,
cihannüma şeklinde kare planda ışıklık. Beş baca. Duvarlar,
merdivenler, rıhtımlar, sağ ve sol bahçelerde dökme kapı ve
parmaklıklarda tüm bir beyazlık, önündeki Boğaziçinin mavi
suyunu kireçlemiş gibi, temiz bir aydınlık yapıyor.

Tarihçe
Yalının yarı inşasına Sait Halim Paşa'nın kardeşi Hidiv Abbas
Halim Paşa katkıda bulunmuştur. Sait Halim Paşa ölünce yalı
varislerine kalıyor. Araplara kiraya veriliyor. Hatta bir dönem
Kral Faysal'a bütünüyle yazlığına kiraya verilmiştir. Bina
Turizm Bankası'na geçince, bir müddet sadece yabancıların
girebildiği kumarhane yapıldı. Yangın tehlikesi ve benzeri
sebeplerle kumarhane 1972 yılında Hilton'a nakledildi. Bina
halen kapalı bulunmakta, ancak güney bahçesi yazlık lokanta,
kuzey bahçesi plaj olarak kullanılmaktadır. Bahçenin kuzey
ucunda, minik bir deniz hamamı (lido) var; üç yönden denize
girilebiliyordu.
Her iki yöndeki bahçe girişlerinde: önce yedi mermer merdiven;
camekanlı ön antre, sonra tekrar üç mermer merdivenle hollere
çıkılıyor. Hollerin tavanında alçı nakışlar; Selamlık kısmında
duvarlarda arkalıkları yüksek geniş oturma / bekleme
kanapeleri. Harem holü, Beylerbeyi, Dolmabahçe saraylarında ve
bazı köşklerde görüldüğü gibi, ihtişamlı unsurlarla düzenlenmiş.
Döşemeler parke. Merdiven, başlarında ahşap yarım sütunlar
üzerinde, ahşap heykelciklerle holün ortasına doğru uzanmış.
Merdiven sahanlığında kare kristal bir ayna var. Bu sahanlıktan
sonra merdiven sağa ve sola olmak üzere ikiye ayrılıyor. Dökme
korkuluklar önemsiz.
Giriş katında, solda -şimdi sahilhanenin
müzesi olan- deniz cephesi bölümü, Sait Halim Paşa
dairesi, kapılarındaki keçe kaplamalarıyla, sedef kakmalarla;
halı, avize, dolaplar ve deri duvar kaplamaları ile arabesk
dekorasyon hakkında tam bir fikir verdiği gibi, sahilhanenin en
zengin kısmını da teşkil ediyor. Duvarlardaki deri kaplamalara,
kapılardaki kadife üzerine yapılmış kuşlara, tavandaki çiçek
resimleriyle, yağlı boya panolara, kristal aynalara, kornişlere,
kabartmalı tekne tavana, sağ köşedeki odanın güllü ve yaldızlı
oluşuna, çok alçak, modern mimariyi dahi ilgilendirecek minik
koltuklara, avizelere, büfelerdeki, kapılardaki ihtişama ayrı
bir kitap gerekli oluyor. Dört metre yüksekliğindeki sedefli,
nakışlı kapılar için, İstanbul'un -sarayları dahil-
en zengin, en ihtişamlı kapıları diyeceğiz.Yazı levhaları
önemli. Abidevî, arabesk büfede kufî yazılar var.

Güney camekanlı harem kısmına girişte, (kuzey girişindeki
camekandan farklı olarak) kavukluklar ve holde 1865'de Kahire'de
yapılıp, yalıya getirilmiş, Sait Halim Paşa'yı avda gösteren,
duvar boyu yağlı boya tablo dikkati çekiyor. Selâmlık kısmı batı
yönü koridorundaki bir gemi tablosunda olduğu gibi, bu av
tablosuna bakış yönüne göre perspektif değişiyor. Yerler parke.
Selâmlık koridorundan yirmialtı iskemleli, geniş masasıyla,
yalının tek modern pencereli (5x5 m. ebadında camlı) yemek
odasına gidiliyor. Pencereleri kuzey bahçesini görüyor.
Kabartmalı tavanda haki renk hakim; ortasında kristal avize
sarkıyor. Holdeki büyük tablo Clement'in eseri. Büfe ahşap,
iskemleler
"SH"
markalı. Yemek odası yanında mutfak servis merdiveni var.
Merdiven mozaik. Üst katta merdiven sofasından bütün odalara
girilebiliyor. Burada zengin kornişler var. Duvarlarda çerçeveli
yağlı boya. Aplikler sadece burada var. Harem odaları bütün
hatıralarını yitirmişler; basit bir görünüm içinde. Bu kata
deniz cephesinde olduğu gibi caddeye bakan cephede de üç oda
var. Pencereler giyotin tarzı, üçlü. Orta cam kepenkli.
Hamamı mermer, sadeliği ile dikkati çeken kurnaya
yeni devirde bir basit mermer kurna daha ilave edilmiş. Kubbeli
hamam ancak bir banyo odası kadar küçük. Bahçeye bakan kuzey
odalarında devrinin mobilyaları pek eski vaziyette, atılmış
olarak duruyorlardı. Her odanın süslemeleri, tavan ve halısı
farklı. Ancak bir çok kısımlarda sıvalar, boyalar bozulmuş,
devrinin inşa tarzını yansıtan bağdadîler yer yer çökmüş. Fakat
bina halen oldukça sağlam görünüyor.
 |
|
Cumhuriyet devrinde kalorifer konmuş. Yalının
(Sait Halim Paşa'nın) tepedeki geniş, güzel korusu Yapı ve
Kredi Bankası tarafından satın alınmıştır. Yalının altı
mermer. Bu kısım hem rutubet, hem serinlik için hava
cereyanı temin ediyor. Sıcak bir Ağustos günü bu zemin katın
mermer kafesli küçük dehlizlerden biri önünde durulunca
air-condition cihazı konulmuş gibi, soğuk ceryan insanı
adeta üşütüyor. Binanın saçak korkuluğu üzerinde yine
ahşaptan başlıklar ve kuzey, güney ve doğu yönünde üç ayrı
üslupta eski Türkçe üç pano var: "Ya malikül mülk" ("Mülkün
sahibi" anlamlarına gelerek; Allah için: "Herşeyin sahibi
sensin" deniliyor.) Ahşap yarım sütunların bazıları kenger
yapraklı eklektik. |
Yemek salonu ve üst arka harem dairesi hariç,
pencerelerde ahşap kepenkler var. Hareminkiler üçlü giyotin
pencerelerde, inip kalkan tekli kafesler bulunuyor.Beş bacası
ile damdan inen çinko su olukları da var. Yalının ikinci
katından, altından yol geçen, kafesli koru bağlantısı 1958'de
cadde genişletilirken diğer istimlakler gibi, yanlış olarak
yıktırılmıştır.
Yalının orijinal eşyalarının ekserisi Hacı Ömer tarafından satın
alınmış olup, Emirgan'daki önünde at heykeli bulunan yine satın
aldığı köşkte bulunmaktadır. Sait Halim Paşa'nın ölümünden sonra
oğulları yalıyı satışa çıkarmışlar, bu sebeple Turizm Bankası
tarafından satın alınmıştır. Caddedeki dükkanlar yalının
mutbakları idi. Sait Halim Paşa'nın sağlığında kapısında (Aç
olan buyursun yesin) yazar, bir çok kimse de bu mutbaktan yemek
yerdi.
Yalıda sofalar etrafındaki trabzanlı localar, çok eski bir
geleneğin devamı olmuştur. Merdivenleri, avizeleri, kakma
kapıları, Atatürk Köşesi, kristal aynaları, yıldızlı masaları,
büfeleri tam bir saray havası vermektedir.
Refi Cevad Ulunay yaşadığı hatıralarından olarak şöyle yazmıştı:
"Boğazın incilerinden olan bu muhteşem binayı iyi bilirim.
Burası Türkiye'nin ve Türk musikisinin bir akademisi idi.
İstanbul'un en büyük üstadları burada toplanırlar; muazzam
salonda avizelerden süzülen ziyalar nur şelâleleri gibi denize
dökülür; yalının önü hanımiğnesi kayıklar, piyadeler, kiklerle
dolar; Nedim, Üsküdarlı Fuat Beyler, Hacı Kerameler, Hafız
İsmailler arkadaki koruda bülbülleri çatlatırlar; setreli ağalar
büyük gümüş tepsilerle rıhtıma yanaşan yüzlerce kayığa
dondurmalar, şerbetler ikram ederlerdi."
Samiha Ayverdi'nin
kaleminden Sait Halim Paşa ve Yalısı: "XIX. asır sonlarında
hemen tamamıyla Türklerin eline geçen Yeniköy sahilerinde, bir
de 1914 Türk-Alman ittifakının, içinde imzalanmış olduğu
Mısırlı Prens Sait Halim Paşa Yalısı vardı. Bir vakitler Osmanlı
devletini haysiyetinden, canından, malından, topraklarından
eden asi bir dedenin bu zavallı torunu, bir göktaşı gibi nereden
düştüğü belli olmadan, gelip devletin baş köşesine yerleşti.
Böylece de İttihat ve Terakki Fırkasının elebaşıları olan Enver,
Talat ve Cemal Paşalar, muazzam bir servetin ve prenslik
unvanının etrafında kabinelerini örgütleştirdiler. Enver Paşa,
bu mağrur ve basiretsiz adam, o en basit siyasi gerçeği dahi
kavrayamayarak Alman ideal ve menfaatlerine adeta gönüllü bir
yardımcı oldu. Kabinede, harbe tarafdar olmayan birkaç nazır
istifa etti. Bu arada işte, Sait Halim Paşa'nın Yeniköy'deki
yalısında, İmparatorluğun ölüm fermanı olan o meş'um Türk-Alman
ittifakı imzalandı."
 |
|
1980-84 yıllan arasında Turizm Bankası
tarafından esaslı bir onarım görmüştür. Yalı ve arsasının
Sarıyer Tapu Sicil Muhafızlığındaki kaydı: Sait Halim Paşa
Yalısı ve arsası 5302 m2.
Köybaşı Caddesi 4.6,1968 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti
Turizm Bankası A.Ş.'ne 926 ada/21 parsel, arsa ve yarım
masura tatlı su ifrazen 926 ada/ 7 parsel, bahçeli ahşap
yalı.
Yalının rıhtımda bulunan arslan heykelleri hakkında
Yeniköy'lü Nubar Horanyan şu bilgiyi verdi: "Sait Halim Paşa
kılıç kuşanınca hediye olarak İtalya'dan dişi arslan heykeli
geldi. Paşa'nın ikinci kuşağında da erkek arslan heykeli
Almanya'dan hediye olarak gönderildi. Sait Halim Paşa
ölünce cenazesi yalıya getirildi, sonra mezarlığa
götürüldü. |
Bugünkü durumu ile Sait Halim Paşa Yalısı:
Bahçesi : 56x92 m.=5152 m2. Yalı: 41x35
m.= 1535 m2.
Harem ve Selâmlık halinde bulunan yalıda;
alt katta : 3 salon, 3 wc, 7 oda, 1 mutfak, 2 antre
bulunmaktadır.
üst katta : 1 salon, 4 wc, 1 (alaturka) hamam, 2 banyo, 14 oda,
2 balkon bulunmaktadır.
 |
|
Mimari Biçimi
"Bu Mısırlı Yalısı içten ve dıştan orijinal olarak
korunmuştur. Dış yüzü ampir etkili (Pastiche), içeride
Arabesk ve Eklektik derleme dekorasyonu ile eklemeli stil
sergilemektedir. Harem ve Selâmlık dairesi aynı çatı
altında planlanmıştır. Yaklaşık 5 dönüm bahçesinin görkemli
boğaz peyzajı içinde 41x35 m. boyutlu bir saray yavrusu gibi
durmaktadır. Şimdilik turistik amaçlarla
kullanılagelmektedir. Planı geleneksel boğaz yalısı tipinde,
orta sofa etrafında odalar ile çevrelenmiştir;
kubbeli-kurnalı hamamı özel Türk hamamı örneğini yaşatmakta.
Su ihtiyacı terkos ve büyük bir sarnıç ile karşılamyormuş.
Eski tarz ahşap yapılı iki kat altında mermer kaplama ve
kafesli bodrum katı bava akımım ve rutubeti karşılamaktadır
diğer Boğaziçi yalıları gibi. Yan cepheler giriş camekam ve
üst balkon teraslar ile belirgin bulunuyor; buralardan sofa,
kabul ve yemek salonlarına geçiliyor, üst kat ise yatak
odalarına tahsis edilmiş idi. Deniz cephesinde ise sade ve
sakin bir mimari yeğlenmiş bulunuyor. Koni ve bahçesi
dışında yalı, Osmanlı mimarisinin XIX. yüzyılda içinde
bulunduğu derleme ve kararsız bir yabancılık göstergesi
gibidir."
(Behçet Ünsal)
|
|
|