|

İşgal altındaki ülkesinde yaktığı
kurtuluş meşalesini, 90 yıl önce Samsun'dan
Anadolu karasına ve insanına taşıyarak, birlikte zafere götüren
Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, gençliğe bayram olarak armağan ettiği
tarihin yıldönümü: 19 Mayıs...
Şevket Süreyya
Aydemir'in 'Tek Adam', İlhan Lütem'in '57 Yılın Öyküsü' kitaplarının
yanı sıra Dokuz Eylül Üniversitesi İnkılap Tarihi Enstitüsü'nden
derlediği bilgilere göre, Büyük Önder'i, Anadolu'ya taşıyan ve oradan
ülkenin kurtuluşuna götüren süreç, 90 yıl önce bugünlerde
gerçekleşti.
İstanbul'dan gidişini
''Benden kurtulmak için yolladılar'' diye yorumladı, aslında bunun,
kurtuluşun başı olabileceğini
sezdi. Hükümeti,
İngilizleri aştı, en önemlisi makinaları eski, pusulasız Bandırma
Vapuru ile fırtınalı havada salimen Samsun'a ulaştı.
Düşman filolarının İstanbul sularına
gelip karaya asker çıkardıkları gün olan 13 Kasım 1918'de kente gelen
Mustafa Kemal, Samsun'a geniş yetkilerle donanmış 3. Ordu Müfettişi
olarak yola çıktığı 16 Mayıs 1919 gününe kadar zamanını kurtuluşun
yollarını düşünmek ve araştırmakla geçirdi. O sıralarda Kars ve
Ardahan Ermeniler tarafından işgal edildi, Ege ve Akdeniz kıyılarına
düşman yerleşti, nihayet 15 Mayıs'ta İzmir, Yunan işgaline uğradı.
Yollar Çok, Mıntıkalar
Çok
Kafasında sürekli
Anadolu'ya geçme hayalleri kurarken, bir yandan İstanbul'daki temaslarını
sürdüren Mustafa Kemal, Şişli'deki evinde görüştüğü Albay İsmet Bey'e,
bu düşüncesini, ''Hiç bir sıfat ve selahiyet sahibi olmaksızın
Anadolu'ya geçmek ve orada ulusu uyandırarak, kurtulma çarelerini
aramak için en uygun mıntıka ve beni bu mıntıkaya götürecek en kolay
yol neresi olabilir?'' diye açtı. Harbiye Nezareti'nde görevli olan İsmet Bey'den, ''Yollar çok, mıntıkalar çok'' karşılığını
aldı.
Büyük Önder'in
söylemiyle O'nu, ''İstanbul'dan çıkarmakla ağır bir yükten
kurtulacağını''
sananların
aradıkları makul
sebep, çok geçmeden, işgal kuvvetleri
subaylarının
raporlarıyla dolu bir dosya olarak geldi. O günlerde Karadeniz
kıyılarında, Rum köylerine
saldırılar yapıldığını iddia eden işgal kuvvetleri
komutanları, 1919 Nisan'ında hükümete bir nota vererek,
saldırıların
önlenmesini, aksi halde bölgenin işgal edileceğini duyurdu.
Hükümet, nota
karşısında telaşa düşerken, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının hesaplı
hazırlıkları, O'nun bölgeye 3. Ordu Müfettişi olarak bizzat Padişah ve
Ferit Paşa tarafından gönderilmesi olanağını sağladı.

Harbiye Nazırı Şakir
Paşa'dan yeni görevine ilişkin tebligatı alan Mustafa Kemal, görev
biçimini de Genelkurmay İkinci Başkanı Kazım Paşa ile birlikte
düzenledi. Aynı zamanda dostu olan Kazım Paşa'dan ''Samsun'dan
başlayarak, bütün şark vilayetlerindeki kuvvetlerin kumandanı ve bu
kuvvetlerin bulunduğu vilayetlerin valilerine ve bölgeyle herhangi
temasta bulunan askeri ve idari makamlara emir verebilme yetkisini'' eklemesini
isteyen Mustafa Kemal, ''Bir şey mi yapacaksın?'' diye soran Kazım
Paşa'ya, ''Evet bir şey yapacağım. Bu maddeler olsa da olmasa da yapacağım'' karşılığını verdi. Kazım Paşa güldü,
''Vazifemizdir, çalışacağız'' dedi.
Talih Bana Öyle
Şartlar Hazırladı ki...
Her şeyden ümidin
kesildiği ve ''ne surette olursa olsun Anadolu'ya geçme'' kararına
vardığı o günlerde, koruyucu ve geniş bir yetkiyle önüne Anadolu'nun
yolları açılan Mustafa Kemal, o anki heyecanını sonraları şu
kelimelerle anlattı:
''Talih bana öyle
müsait şartlar hazırlamıştı ki, kendimi onların kucağında hissettiğim
zaman ne kadar bahtiyarlık duyduğumu tarif edemem. Nezaretten
çıkarken, heyecanımdan dudaklarımı ısırdığımı hatırlıyorum. Kafes
açılmış, önümde geniş bir alem vardı. Kanatlarını çırparak uçmaya
hazırlanan bir kuş gibiydim.''
Mustafa Kemal'e,
vedalaşmak için gittiği Yıldız Sarayı'nda, Padişah, elindeki tarih
kitabını göstererek, ''Paşa,
paşa, şimdiye kadar devlete bir çok hizmetler ettin. Bunların hepsi
artık bu kitaba girmiştir. Bunları unutma. Asıl şimdi yapacağın
hizmet, hepsinden mühim olabilir. Paşa, devleti kurtarabilirsin'' dedi.
Denizden Anadolu
Karasına
Şişli'deki evinde son
gecesini annesi ve kız kardeşiyle geçiren Mustafa Kemal, ertesi gün 16
Mayıs 1919'da, 19 kişiyle denize açıldı. Deniz fırtınalı, makinaları eski Bandırma Vapuru'nun pusulası
bozuktu.Kaptan İsmail Hakkı Dursun ise bu suları tanımıyor,
Karadeniz'e ilk kez açılıyordu.
Vapurun hareketinden
önce Rauf Bey, Mustafa Kemal'e yola çıkmamasını,
işgal kuvvetlerine mensup bir torpido tarafından takip edileceğini ve
çevrileceğini haber verdi. Ama O'nun kaptana emri, ''Derhal ve bütün
süretinle denize açıl'' oldu. Son sürati ancak 7 mil olan Bandırma
Vapuru, yola çıktığında denizdeki fırtına, Mustafa Kemal hariç
herkesin rahatsızlanmasına neden oldu. Fırtınalı denizde, uykusuz
geceler sonunda İnebolu geçildi ve Sinop Limanı'na varıldı.
Buradan kara yoluyla
gitmenin çareleri araştırıldı, ancak alınan yanıt, ''Ne yol var, ne
vasıta'' olunca, Mustafa Kemal, arkadaşlarına, ''Çocuklar, bir gecelik
daha tehlike var. Onu da atlatabiliriz'' dedi. Vapurla yola devam
edildi.
Ertesi gün 19 Mayıs
1919'da şafak sökerken, Bandırma Vapuru, direğine ordu komutanlığı
forsu çekilmiş olarak Samsun Limanı'na girdi.
Büyük Nutku'na Samsun'a çıkışıyla
başlayan Mustafa Kemal, milletinin kaderine ve çağın akışına yön verdiği
dönemi de burada başlattı. 19 Mayıs
günü Anadolu karasına ayak basan Mustafa Kemal, birkaç yıl sonra 9
Eylül 1922'de, işgal kuvvetlerini ülkeden kovan orduya kumanda etti.
Kaynakça:
hurriyetim.com.tr |