| |

Yemen’in
başkenti San’a, günlük yaşam tarzını, kültürünü, mimarisini ve
alışkanlıklarını en iyi koruyabilen otantik şehirlerden biri...
Yemen, şimdiye
kadar bulunduğum çok sayıda ülke arasında en kimlikli, en
kendine has ve moderniteyi en dengeli bir şekilde ülke içine
sokarak, kendine özgü kimliğini en iyi korumayı başarmış
ülkelerden biri olarak zihnimde yer etti. Bu yazı ile birlikte
göreceğiniz fotoğraflar da; evrensel kültür içindeki sağlam
duruşuyla bana Küba’yı anımsatan Yemen’in gerçekliğini,
özgünlüğünü ve samimiliğini belgeliyor...

Beş Ayrı İklim
Yemen hakkında
coğrafi ve iklimsel bilgi vererek başlayacak olursak; ülke
toprakları, Arap Yarımadası’nın güneybatısında, ekvator ve kuzey
tropik bölgeleri arasında yer alıyor. Batıda Kızıldeniz ve
güneyde Aden Körfezi’ne açılan Yemen, iki bin kilometrelik bir
sahil şeridine sahip. 527.970 kilometrekarelik yüzölçümüyle Arap
Yarımadası’nda Suudi Arabistan’dan sonraki en büyük ülke.
Yemen’de bölgeden bölgeye arazi yapısı önemli değişiklikler
gösteriyor. Tropikten ılımana kadar değişik iklim özelliklerine
sahip birbirinden farklı beş bölgeden oluşuyor Yemen. Başkent
San’a dahil, ülkenin dağlık iç bölgelerinde sıcaklık, yazın
30-35 dereceye kadar yükselirken, kışın özellikle geceleri yer
yer sıfırın altına düşebiliyor.

Girişte de
belirttiğim gibi Yemen, ‘otantik’ olarak kabul edilen ülkeler
arasında günlük yaşantı tarzını, kültürünü, mimarisini ve
alışkanlıklarını en çok koruyanlar arasında. Hatta belki de en
çok koruyanı. Ülkenin dünya politikası açısından stratejik,
coğrafi, jeolojik ve ekonomik olarak taşıdığı önemin, ancak 1990
yılında iki Yemen’in birleşmesinden sonra gözle görülür bir hale
gelmesi, bu olgunun en belirgin nedeni olsa gerek. Özellikle
başkent San’a’nın surlarla çevrilmiş eski kent dokusu içinde
Batı uygarlığının izlerine çok sık rastlanmıyor. Burada
gördüğünüz hemen her şey, gerçekten bu kültüre ait. Kente ayak
bastığınızda iki yüz, üç yüz sene öncesinde yaşayan bir yere
gelmiş gibi hissediyorsunuz kendinizi.
‘Mafraj’ Sefası
Başkent San’a,
Yemen mimarisinin en gelişmiş örneklerini barındıran, UNESCO
tarafından korunmaya alınmış bir şehir. Her ne kadar Yemen,
dünyanın başka bir yerinde rastlanmayacak türden bir mimari
mirasa sahip olsa da, Arap Yarımadası’nın diğer ülkelerinde
olduğu gibi Osmanlı bu ülkede de izini bırakmış. Bu etkinin en
belirgin örnekleri, özgün Yemen mimarisinde olmayan tahta
cumbalar ve kafesler ki, bunlara ancak geç dönem binalarda
rastlanıyor. Yemen’de Osmanlı varlığı, yakınlaştırıcı bir unsur
olarak görülüyor. Ülkede, anne veya baba tarafından Türk asıllı
çok sayıda Yemenli var.
Yemen’i dünya
çapında kendine has yapan en önemli özelliklerden biri,
kullanılan inşaat yöntemi. Birinci katlar genellikle kesme taş,
geri kalan katlar kerpiç tuğlalar ile inşa ediliyor. Genelde
altı-yedi katlı, hatta bazen rekor bir sayı olan dokuz kat
yüksekliğinde kerpiç yapılara Yemen’de sık rastlıyorsunuz. Bu
yükseklikteki binaların depreme dayanıklılığı, grup halinde inşa
edilmelerinden kaynaklanıyor. Yapının en üst katı ise ‘mafraj’
olarak adlandırılan ve manzara eşliğinde keyif yapılan bir oda
için ayrılıyor. Nargile, evin en prestijli mekânı olan mafrajın
vazgeçilmez dekorlarından biri. Manzaraları genellikle
etkileyici olan mafrajlarda iki tip pencere görülüyor.

Birincisi, ancak
yere oturulduğunda görüntü sağlayan pencereler; ikincisi ise bu
pencerelerin hemen üzerine yapılan ve içeriye renkli bir ışık
hüzmesi bırakan renkli camdan pencereler. Mafrajda misafir
olarak ağırlandığınızda, dalından kopartılmış yapraklar halinde
ikram edilen bir bitki özellikle dikkat çekiyor. ‘Gat’ şeklinde
telaffuz edilen bu bitki, ufak yapraklara sahip. Olduğu gibi
ağza atılan, uzun süre çiğnenen ve genellikle erkekler
tarafından tüketildiği gözlenen bu bitkinin rahatlatıcı bir
özelliği var. Mafrajlarda gerçekleşen ‘gat’ meclislerinin sosyal
ilişkiler için öneminin büyük olduğu söyleniyor. Her gün öğlen
birde başlayan gat meclisleri genellikle akşam saat yediye kadar
sürüyor ve sohbetlerde siyasi konular dahil her türlü husus
konuşuluyor, ticari iş görüşmeleri yapılıyor. Yemenli erkeklerin
üzerlerinden hiç eksik etmedikleri başka bir detay ‘cambiya’
adlı bir hançer. Erkeklik sembolü olarak takılan bu hançer ve
kınından oluşan setin tehlikeli bir yanı yok, hançer keskin
değil ve öldürücü bir silah olarak kullanılması neredeyse
imkânsız. Zaten sokaklarda hiçbir yerde kavga veya benzeri bir
tartışma göremiyorsunuz, cambiya ise sokak ortasında birden
başlayabilen folklorik danslarda kullanılıyor en fazlasından.

Yemen
mimarisinin dünya çapında değer taşımasının, yüksek katlı kerpiç
inşaatın yanı sıra bir diğer nedeni, cephelerin çok yoğun bir
biçimde tezyin edilmesi. Yemen yapılarının cepheleri zengin bir
kompozisyon sanatının örnekleri gibi. Cephedeki açıklıklar, iç
mekân düzenlemesini bütünüyle dışarıya yansıttığından ve
işlevsel kaygılarla oluşturulduğundan, çok hoş asimetrik
kompozisyonlar ortaya çıkıyor. Cepheleri soyut resim çalışmaları
olarak algılamak en doğrusu.
Kayanın Üzerinde
Bir Saray
San’a’da
müşterek niteliği olan ve bir vakıf tarafından işletilen şehir
bahçeleri ya da diğer bir deyişle bostanlar, ortaklaşa yaşama
iyi bir örnek oluşturabilecek mekânlar... Bu bahçelerde
yetiştirilenler, şehrin taze meyve ve sebze ihtiyacının belirli
bir bölümünü karşılıyor. Ürünlerin satışından elde edilen gelir,
şehrin ihtiyaçları için kullanılıyor.
Yemen’de
gidilecek diğer önemli yerlerin başında, başkent yakınlarındaki
Dhahar Vadisi geliyor. Çok dramatik bir topografyaya sahip bu
vadide düğün kutlamaları gelenek haline gelmiş; insanlar düğün
sonrası konvoy halinde buraya gelip, danslar eşliğinde
kutlamalar yapıyorlar. Vadide, Yemen mimarisinin en muazzam
yapılarından biri olan ve İmam El Mansur döneminde büyük bir
kaya parçası üzerine inşa edilmiş Kaya Saray özellikle dikkat
çekiyor. İçinde bulunan çok sayıda odası ile gerçek bir saray
olan bu yapı, şimdiye kadar içinde bulunduğum en ilginç
yapılardan biri. Dhahar Vadisi dışında El Rauda (Al-Rawdah),
Ibb, Cıbla (Jiblah), Hadramut Vadisi ve Şibam (Shibam), Aden,
Kulan, Tula, Hacca (Hajjah), kahvesi dünyaca ünlü Moka, Taiz,
Zebid, Hudeyda ve Manakak gidilebilecek diğer yerler arasında
yer alıyor. Bu liste içinden Şibam, kesinlikle kaçırmamanızı
tavsiye ettiğim bir yer.

Son söz olarak,
insan Yemen’i ve Yemenlilerin yaptıklarını görünce ister istemez
yaratıcılık adına yapılan eylemleri düşünüyor ve soruyor
kendine: “Yaratıcı olmak için bu kadar kendini zorlamaya ve bu
zorlamaları meşrulaştırmak için üstüne bir de ‘yüksek felsefe’
yapmaya gerçekten gerek var mı?” İşlevsel içeriği olmayan
yüzeysel bir yaratıcılığın hitap ettiği insan yelpazesi çok
sınırlı olabilirken, ‘işlevsel’ yaratıcılık, işbirlikçi,
paylaşımcı ve bir bütün oluşturan bir eylem olarak karşımıza
çıkıyor. Bunun ne gibi bir şey olduğunu görmek için başkent
San’a ve diğer Yemen kentlerine gitmenizi öneririm.

Yazı - Foto: Murat Germen
Kaynakça:
SkyLife -
Şubat 2006
Murat Germen'e
teşekkürlerimizle
Denizce

13.04.2007
İletişim:
KOPTUR Seyahat Acentası
Nispetiye Cad. No:15/B
Etiler/İstanbul
Tel : 0212-351 0301
Faks : 0212-351 1190
info@koptur.com
www.dunyaninrenkleri.com
|
|