| |
Şarap ve Yemek
Şarap, eşlik ettiği yemeğe farklı bir boyut katar. İşte bu
sebeple, yemeklerde şarabı sadece özel zamanlara saklamak
yerine, günlük hayatın bir parçası yapmak, öğünlere derinlik ve
zenginlik katacaktır.
Yemeklerde
doğru şarap seçimi, her ne kadar zor gözükse de, bu konuda
kesinlikle çekimser davranmamalı, aksine cesur olmalı ve birçok
şarabı birçok yemekle birlikte deneyerek, kendi damak zevkinize
hitap eden beraberlikleri ortaya çıkartmanızı öneririz.
"Beyaz
şaraplar, beyaz etler ve deniz ürünleri ile; kırmızı şaraplar
kırmızı etlerle; tatlı şaraplar ise tatlılarla uyumludur.
Aksi
davranışlar cezai müdahale gerektirir!"
Bu kanının
içerdiği dar çerçeveye karşın, günümüzde bile, pekçok kişi hangi
yemekle hangi şarabın içileceğini karar verirken bu tanımlamadan
hareket etmektedir. Ancak son yıllarda şaraba karşı ilginin
artmasıyla, bu tür katı kalıp ve kurallar da yavaş yavaş
terkedilmeye başlandı.
Zira hem
şaraplar hem de yiyecekler karmaşık yapılara sahip oldukları
için, aralarındaki eşleşme olasılıklarının sayısı insanı hayrete
düşürebilecek kadar çoktur! Ayrıca, tekrar altını çizerek
belirtmek gerekir ki, uyumlu bir birliktelik kişisel damak
zevkiyle son derece ilgilidir. Örneğin, çoğumuz midye tavayla
Moskado'nun veya zeytinyağlı enginarla Villa Doluca Roze'nin
uyuşmadığını düşünebiliriz, ama içimizden birisi, bu ikililerin
birlikteliğini baş döndürücü olarak tanımlayabilir!
Bütün bu
serbestlikle beraber, özenle hazırlanan bir menüye eşlik edecek
şarapların seçiminde de aynı özenin gösterilmesinde fayda
olabilir. Şarabı, ana yemeğe eşlik edecek diğer yemeklerden biri
gibi görüp, benzer bir anlayışla sofraları zenginleştirmek
mümkündür.
Dikkat
edilmesi gereken ve damağın açılmasına yardımcı olmak için bir
kural sayılabilecek konular, eğer aynı öğünde birden fazla şarap
sunuluyorsa, bu sıralamada, kırmızıdan önce beyaz, dömisekten
önce sek, ağır gövdeliden önce hafif gövdeli ve eskitilmiş
şaraplardan önce genç olanları sunmaktır.
Uyum
ve Zıtlık Görüşleri
Şarap ve
yemek eşleşmesinde yol gösterebilecek iki farklı görüşten
bahsedebiliriz; uyum ve zıtlık. Aromalar arasında uyum
sağlayanları birlikte sunarak, sözkonusu şarap veya yemeğin tek
başına sunulduğundaki etkisini arttırmak bir yoldur. Buna en iyi
örnek, taze otlarla hazırlanmış hafif bir sosla servis edilen
bir parça ızgara tavuk göğsü ile birlikte, Sarafin, Sauvignon
Blanc gibi yine hafif gövdeli ve taze ot aromaları çağrıştıran
bir şarabın sunulmasıdır.
Diğer bir
bakış açısı da damağı sürekli canlı ve uyanık tutmak için
biribirlerine zıt aromaları çakıştırmaktır. Örneğin, füme
somonun damağı kaplayanyağlı ve ağır tadıyla Riesling'in yüksek
asiditesi ve damağı uyandıran meyvemsiliğinin zıtlığı gibi.
Bir başka
dikkat edilmesi gereken husus da sadece servis edilen et, tavuk
balık veya sebze gibi tabağın ana malzemesinde yoğunlaşmadan,
tüm malzemelerin birlikteliğine dikkat çekmektir. Çoğu zaman,
bir yemeğin ana malzemesinden çok, terbiyesi, sosu veya eşlik
eden diğer malzemeleri daha önde ve kuvvetli olabilir. Örneğin,
sade haşlanmış bir karnıbaharın, tuz, biber ve birkaç damla
limon suyu ile servis edilmesi ile, yumurta ve una bulanarak
kızartılıp, sarımsaklı yoğurtla servis edilmesinin arasındaki
büyük fark gibi.
Izgara
lüfer gibi narin yiyeceklerle Antik Beyaz gibi narin şarapları,
peppersteak gibi cesur yiyeceklerle de Özel Kav
Boğazkere-Öküzgözü gibi cesur şarapları eşleştirmek, genelde
sonuçtan memnun kalmanıza yardımcı olacaktır.
Temel
Tat Grupları
Doğru
şarap ve yemek uyumunu yakalamanın anahtarı, damağının temel tat
algılarını kavramada gizlidir. Damakta algılanabilen tüm
gıdalar, dört temel gruba ayrılır: ekşi, acı, tuzlu ve tatlı.
Şarap da bir gıda olduğuna göre, bu dört temel grubun gıdalardan
aldığımız tatları nasıl etkilediklerini incelemek gerekir.
Asidite
Asidite,
şarap ve yemek eşleşmesinde en önemli konudur. Damaktaki
asiditeyi algılamanın tek yolu ise hislerimizdir. Asidite,
damağımızda tatlılığın zıttı hisler yaratır. Kırmızı veya beyaz
şarabı ayırmaksızın, ağzımızı kuru ve diri bırakan şarapların
asiditesinden söz edilebilir. Bir bardak süt ağzımızı nasıl
yumuşak bir tatlılıkla kaplıyorsa, çay veya limon da, yüksek
asiditeleriyle taze ve temiz bir his bırakır. Şaraptaki asidite:
-
Tereyağı
veya krema bazlı ağır soslara ve yoğun tatlara nüfuz ederek
damağımızı tazeler
-
Limonlu
ve domatesli soslara veya turşu gibi ekşi tatlara ayna görevi
görür
-
Yağlı
balıkarın veya kabuklu deniz mahsullerinin aromalarını
hafifletir.
-
Yağlı
veya yağda kızarmış yiyeceklerin yağlılık hissini azaltır
-
Tıpkı
fosforlu bir kalem gibi yiyeceklerin aromalarını öne çıkartır.
-
Şarapla
eşleşmesi çok zor olan sirkeli salatalarla bile, asiditesi çok
yüksek şaraplar uyum sağlayabilir.
Tatlılık
Fermentasyon durdurulduktan sonra kalan şekerler, her şarapta
mevcuttur. Ekstra sek adlandırabilecek şarapların bile kimyasal
yapılarında bir miktar şekere rastlanır. Damaktaki tatlılık
algısını uyandıran faktörler ise bu kalan şekerler ve
asiditedir. Safir gibi tatlı şaraplar, rokfor peyniri gibi çok
zor eşleştirilen bir peynirle damakta çok farklı keyifler
uyandırabilir.
-
Çok acı
yemekler zor eşleşirken, orta acılıktaki biberli yiyeceklerle
dömisek şaraplar eşleştiğinde, acılığı kısmen yumuşatırlar.
-
Meyveli
veya tatlımsı soslarla birlikte içilen dömisek şaraplar ayna
görevi görür.
-
Tatlı
şaraplar, tuzlu veya keskin tatlarla zıt olduklarından uyum
sağlayabilirler.
-
Tatlı
şaraplarla servis edilen tatlıların şaraptan daha şekerli
olmamaları, biribirlerini daha iyi dengelemelerini
sağlayabilir.
Tuzluluk
Şaraplar
tuz içermedikleri halde, tuzlu yiyecekler üzerindeki etkileri
çok önem taşıyabilir. Tuzluluk dilin özlem duyduğu, mutlaka
aradığı bir tat öğesidir. Tuz, tatlılığı hem örtebilir hem de
altını çizebilir. Asidite, tuzuluğu maskelediğinden, ançuez gibi
tuz miktarı yüksek yiyeceklerin daha çok köpüren veya beyaz
şaraplarla dengelenmesi, damakta daha uyumlu olabilir.
Alkol
ve Meşe
Şarabın
temel tatlarını ve yemek eşleşmesini etkileyen diğer önemli
unsurlar da alkol seviyesi ve meşede eskitilmedir. Alkol, şaraba
gövde ve ağırlık verir. Genelleme yapacak olursak, alkol
seviyesi arttıkça gövde yoğunluğu da artar. Düşük alkollü bir
şarabın dil ve damaktaki varlığı, yüksek alkollü bir şaraptan
çok daha hafif gövde ve dokuda olacaktır. Yiyeceklerdeki
yakıcılık ve tuzluluk, damakta alkolün verdiği hissi
kuvvetlendirir ve yüksek alkollü içecekler genelde yiyeceklerle
uyum sağlayamazlar.
Gövde
konusuna gelindiğinde, genelde hafif gövdeli şaraplar hafif,
yoğun gövdelilerde yoğun yiyeceklerle uyum sağlamaktadır. Krema
soslu ızgara bir balık, meşede eskitilmiş, yoğun Sarafin
Chardonnay'le birlikte, aynı balığın buğulaması da hafif gövdeli
ve meyvemsi Moskado Sek'le servis edildiğinde bu gerçek ortaya
çıkacaktır.
Meşede
eskitilme süresi, meşe de tıpkı üzüm gibi tanen içerdiğinden,
çok önemlidir. Şarap, meşede eskitildikçe, tanenleri daha
karmaşık bir yapıya bürünür ve meşeden de aromalar alır. Böylece
burukluğu ve gövde yoğunluğu artar.
Günümüzde,
asırlardır yerleşmiş yemek ve şarap eşleşmesi ile ilgili
kalıplar çoktan yıkılmış, bazı temel tavsiyeler çerçevesinde,
seçim önceliği şarapseverlerin damak zevkine bırakılmıştır. Şunu
da unutmamak gerekir ki, mükemmel uyum sağlayan eşleşmeleri
yakalayabilmek, çoğu zaman cesarette, içgüdülerde ve
tesadüflerde gizlidir. Tabi bir de birçok şarabı, birçok
yemekle, bıkmadan, usanmadan denemekte!
Kaynakça:
www.gurmeguide.com
www.doluca.com
Teşekkürlerimizle,
Denizce
 |
|