e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Bir Şeker Bayramı

 Sabiha Tansuğ    

 


Anadolu’da kökü çok eskilere dayanan ve hâlâ sürdürülen bir şeker geleneği vardır. Bayramlar, nikâhlar, ziyaretler ve en özel günler rengârenk, çeşit çeşit şekerlerle tatlanır. 

Halk dilinde “Şeker gibi kız”, “Tatlı dilli”, “Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır”, “Tatlı yiyelim tatlı konuşalım”, “Ağzından bal damlıyor” gibi deyimler şekere ve tatlıya yüklenen olumlu duyguların bir ifadesi olarak sıklıkla kullanılır. Özellikle Anadolu’da önemli günleri rengârenk, çeşit çeşit şekerler süsler, güçlendirir ve devam etmesini sağlar. Gelenek ve görenekleri dile getiren bu kültür, Ramazan Bayramı’na ‘şeker bayramı’ deyimini verdirterek akıllarda böyle yer etmiştir. Çünkü Ramazan bayramlarının ayrılmaz parçasıdır şekerler… Bayram ziyaretine gidenler kutu kutu şeker, lokum götürürler birbirlerine. Evlerde tatlılar yapılır, misafirlere ikram edilir. Çocuklar grup halinde ev ev dolaşıp, el öper ve şeker toplarlar. Şekerci dükkânları özel olarak hazırladıkları şekerleri renk renk, albenili ambalajlarıyla bayram süresince sergiler...

 

En Çok Şekeri Kim Toplayacak?

İşte böylece ağız tadıyla kutlanan bayram, yaşama renk, sevinç, dostluk ve barış katar. Küsler barışır. Yaşlılar, hastalar ziyaret edilir; elleri öpülüp gönülleri alınır. Öksüz çocuklar giydirilir; çocuk sevindirmek sevap sayılır. Her aile çocuklarına yeni bayramlık giysiler alıp baştan ayağa donatır, bir şölen havası yaşanır. Çocuklar bu bayramı sabırsızlıkla beklerler. Arife gecesi başuçlarına koydukları yeni giysilerini, pabuçlarını giyme sevinci içinde uykuya dalarlar. Sabah olur olmaz erkenden kalkıp giyinir, bayram namazından dönen babalarını karşılarlar. Babalar dönünce aile bireyleri birbirleriyle en küçüğünden en büyüğüne bayramlaşır ve şekerler ikram edilip bayram sofrasına ailece oturulur. Büyüklerinin elini öpen çocuklar bayram harçlıklarını aldığı gibi komşuları dolaşıp el öpmeye ve şeker toplamaya başlarlar. Aralarında en çok kimin şeker topladığı asıl merak konusu olur, şekerler bir bir sayılır. Şeker bayramı bir çocuk bayramıdır aynı zamanda!   

Anadolu’da, İstanbul’da, Trakya’da ve Rumeli’de özel bayram yerleri bile vardır. Çocuklar için salıncaklar, tahtıravalliler, göz göz dönme dolaplar ve ahşaptan yapılmış tahta atlar (atlıkarıncalar) getirilir, bayram yerleri çocukların kahkahalarıyla sevinciyle, coşkusuyla dolup taşar.

   

Bayramın Eğlencesi

Çocuklar bayram harçlıklarının bir kısmını da şekercilerde harcarlar. Elma şekeri, horoz şekeri, baston şekeri, halka şekeri, düdük şekeri, pamuk şekeri renk renk macunlar ellerde eksik olmaz, hepsinin tadına mutlaka bakılır. Bayram yerindeki niyetçiden maniler alınır.

Gençler, güvercinlerin önlerindeki tabladan gagalarıyla aldıkları manili kâğıtlardan alıp okuyarak onlardan manalar çıkarırlar. Koku satıcısı, koku şişelerinden istekte bulunan erkek çocuklarının yakalarına koku sürer, manilerle etrafı neşelendirir: “Küçük baylara, küçük bayanlara, merdivenden kayanlara, menekşe gül yağı şipir… Göründü İzmir dağları, üzüm dolu bağları fıs, fıs…”

Cebe konan küçük yuvarlak aynalar veya tarak satan tezgâhlar da bulunur bayram yerlerinde. Onlardan da alışveriş yapılır… Böylece bayram yerleri bir nevi panayır yerine dönüşür. Başka bir örnek de Nazilli’de karşımıza çıkar; şeker bayramının son üçüncü gününe ‘gencer’ denir. O gün dökme macun satın alıp yemek bir gelenektir. Köylerden gelenler gencer alıp ekmeklerinin üzerine sürüp yerler. Gelecek bayrama dek ağız tadıyla yaşamalarını dileyerek, çarşıyı ve bayram yerini doldurup eğlenceye katılırlar.

 

En Son ‘Şekerlik’ Yenir

Ebeveynleri, akrabaları, komşuları, dostları bayram ziyaretine giderken sakızlı, gül kokulu, fıstıklı lokumlar, manili kâğıtlara sarılı şekerler götürülür. Ya da gelen konuklara akide şekeri, badem şekeri, kişniş şekeri, lokum, özel yapılmış ‘şekerlik’, lokumluk içinde ikram edilir. Bunlar porselen, seramik, gümüş, cam ya da kristal olabilir. Bu gelenek bugün de sürdürülüyor. Kandillerde, bayramlarda kırmızı, yeşil, sarı kapaklı şekerden dökülmüş sahanlar şekerci dükkânlarının raflarına dizilir. Sahanlar nikâhlı ya da nişanlı olan kızlara erkek ailesi tarafından alınır. Sahanların içine susamlı, küçük, yuvarlak helvalar konur. Jelâtin kâğıdıyla ambalajlanmış olan sahanlar bakır sinilere konulup eller üzerinde törensel bir hava içinde kız evine götürülür… Bu ritüel ile iki aile birbirlerinin kandilini kutlar. Susamlı helvalar dağıtıldıktan sonra boş kalan şeker sahanı bir tepsi içinde gelin kızın başı üzerinde tutulur ve küçük madeni ‘şeker baltası’ ile kırılır. Kırık şeker parçaları evdekilere sunulur. Susamlı helva bereketi, bolluğu; şeker de her iki ailenin ve gençlerin ağız tadı ile geçinmelerini dile getirir. Şekerler yenirken, “Allah ağız tadıyla geçim versin”, “Gelinimiz tatlı dilli olsun” gibi deyimler tekrarlanır…

 

Anadolu’nun bazı yörelerinde de gelin, kocasının evinin kapısından içeriye girdiğinde başının üzerinden şekerler dökülür. Etraftakiler şekerleri, uğur getireceğine inandığı için kapışır. Bu inanç bugün de sürdürülen ‘nikâh şekeri’ geleneğinin bir başka biçimidir. Bazı yörelerde düğüne davet, kırmızı bir bezin içine konulan şekerlerle (okuntu) yapılır. 

Şekerler, Osmanlı sarayında da büyük öneme sahipti. Ramazan bayramlarında, düğünlerde süslenmiş ‘nahıl’lar meydanlarda, yollarda dolaştırılırdı. Bir tür hayat ağacını simgeleyen nahıllar şekerden dökülmüş çeşitli objelerle donatılırdı.  

Görüldüğü üzere şeker geleneği yüzyıllardır biçim değiştirerek de olsa kendine yer bulmayı sürdürüyor. Bu tür renkli güzel gelenekleri yaşatma isteği toplumların düğün, bayram ve dini  günlerini de renklendirip tatlandırmayı sağlıyor.   

Yazı:  Sabiha Tansuğ    
Foto: İrfan Ertel          
   

   Kaynakça:
   SkyLife
- Ekim 2007

 

Sabiha Tansuğ ve
İrfan Ertel
'e
teşekkürlerimizle

Denizce

11.10.2007