e-mail    
denizce@denizce.com
 





Sinemalar
Tiyatrolar

Nobel Ödülleri
. Barış
. Edebiyat
. Fizik
. Tıp
. Kimya

Ressamlar
Fahri Kaptan
Amadeo Preziosi
Ayvazovski
Leonardo DeMango
Titian

Atatürk Müzesi
Beşiktaş D.Müzesi
Bursa Kent Müzesi
İst.Oyuncak M.
İstanbul'dan Geçen...
İzmir Arkeoloji M.
Pera Müzesi
Rahmi M.Koç Müzesi
Sakıp Sabancı M.
Tahtakuş Et.Müzesi
Yesemek

Metropolitan M.

Cengizhan
Ebru
Lale D. Çeşmeleri
Osmanlı Müziği
Saray Tiyatroları
Sessiz Gemiler
Süleymaniye Küt.
Terracotta Army
Yazının Kaldığı...
Zeugma ve Mars
 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

  Kültür - Sanat    

  Sessiz Gemiler                                                                                   Ertan Ünal

 

 

Türkiye Denizcilik İşletmeleri Tarih ve Sanat Merkezi
 

İstanbul’un Karaköy semtinde yer alan Türkiye Denizcilik İşletmeleri Tarih ve Sanat Merkezi’nde yaklaşık 164 yıllık denizcilik tarihimizin sularında gezinebilirsiniz.

İstanbul peş peşe açılan yeni kuruluşlar ve özel kişilere ait müzelerle giderek zenginleşip bir kültür başkenti olma yolunda hızla ilerliyor. Kimi kuruluşlar müzelerinde 600 yıllık Osmanlı’nın kültür mirası objelerine yer verirken, kimileri de kendi tarihlerini anlatıyor. Karaköy’de belki de önünden geçtiğimiz halde fark edemediğimiz Denizyolları Müzesi, ya da tam adıyla ‘Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Tarih ve Sanat Merkezi’ de bunlardan biri. Karaköy rıhtımında 1912-13 yılları arasında yapılan bir biblo gibi zarif Merkez Han’ın caddeye bakan yönünde, alt katta yer alan müze, yaklaşık iki yıllık bir obje toplama/derleme çalışmasından sonra 1995 yılının 6 Kasım günü açılmış. Aradan geçen onca yıla rağmen tanıtım eksikliğinden, bunun yanı sıra ilgisizliğimizden yeteri kadar bilinmiyor, tanınmıyor.

 

Adı Güzel Kendi Güzel Gülcemal

Yıllar önce İstanbul’da yaşayan dedenizin bindiği yandan çarklı vapurları mı merak ediyorsunuz? Ya da babanızın çocukken ailesiyle birlikte çıktığı Akdeniz gezisinde yolculuk ettiği Ankara gemisini mi görmek istediniz? Veya Türkiye’nin adına maniler yazılan, çift bacalı, dört direkli ilk transatlantiği Gülcemal’i mi? Mustafa Kemal’i 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaştırıp tarih yazan Bandırma’yı mı? Burada hepsi sizi bekliyor. Ama yanlış anlaşılmasın, kendileri değil, aylarca uğraşılarak, el emeğiyle göz nuru dökülerek 1/75 ya da 1/100 ölçülerinde tıpatıp yapılmış modelleri...

Resim sanatına da meraklıysanız Diyarbakırlı Tahsin Bey’den eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in annesi Nazlı Ecevit’e, İbrahim Çallı’dan Ayetullah Sümer’e kadar birçok ressamın birbirinden değerli tabloları burada yer alıyor. Müzede bulunan tam 400 objede ise Türkiye’de 1843 yılında Fevaid-i Osmaniye’nin kuruluşuyla başlayan yaklaşık 164 yıllık denizcilik tarihi anlatılıyor, gemi objeleri arasında da ilk sırayı Gülcemal alıyor.  

1920 yılında Amerika’ya giden ilk Türk yolcu gemisi olan Gülcemal, üç kez daha ziyaret etmiş bu denizleri... Müzede yalnız usta modelci Rahmi Topçu’nun iki yıl uğraşarak yaptığı maketi değil, geminin süslemeli, ahşap tavan bordürleri, piyanosu, Atatürk’ün bir gezisi sırasında tavla oynadığı bir masa ve koltuk da yer alıyor.

 

Denizi Özleyen Gemiler

Anadolu-Bağdat Demiryolları Şirketi’nin tren yolcularını Galata Köprüsü’ndeki iskeleden alıp Haydarpaşa’ya getirmek için yaptırdığı yandan çarklı Basra Vapuru’nun da bir maketi müzede yer alıyor. Basra’nın iki de kardeşi vardı: Bağdat ve Halep. Onlara ‘Haydarpaşa’nın Üç Gülü’ de derlerdi. Harem selamlık uygulanan bu gemilerde yaz günleri seyahat bir zevkti. 

Biraz daha yürüyoruz. Karşımıza Ankara Vapuru’nun bir maketi çıkıyor. Kaptanı Şefik Göğen’in dakikliği ile efsaneleşen bir vapur bu... Eskiler anlatır, geminin Galata Rıhtımı’ndan kalkarken çaldığı düdükle, herkes saatini 12’ye ayarlarmış. Ankara, genelde turistik Akdeniz seferleri yapardı. Şefik Kaptan’ın bu seferlerden birinde, zamanında gelmeyen eşini iskelede bırakıp hareket ettiği hâlâ anlatılır, ama doğru mudur bilinmez. Yolcuları arasında ünlü yazarların, gazetecilerin, devlet adamlarının da bulunduğu Ankara’nın seferleri eğlence içinde geçer, kimi zaman tanınmış solistler de yolculuğa renk katarlardı. 

Müzedeki maket gemiler hiç şüphesiz bu kadar değil... Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma Gemisi, Tarsus, Tırhan, İskenderun yolcu gemileri ve daha niceleri geçmiş zamanlar ötesinden sessiz, ama hüzünle bize bakıyor.

 

Gemilerden Yadigar Kalanlar

Gemiler de insanlar gibidir. Doğar, gelişir ve sonunda denizde ölür. Doğal ömrünü tamamladıktan sonra sökülmek üzere hurdacıya gönderilen eski gemilerden alınan parçalar da müzede yerini alıyor. Fevaid-i Osmaniye’nin kaldırılmasından yıllar sonra, 1910’da yine gemi çalıştırmak amacıyla kurulan Osmanlı Seyri Sefain İdaresi’ne, başarılı çalışmaları nedeniyle verilen takdirnamelerle birlikte... 

Marmara Denizi’nde yanarak elden çıkan İstanbul Feribotu’nun pusulası, Dolmabahçe Vapuru’nun dümen çarkı, İzmir yolcu gemisinin fenerleri, Kasımpaşa araba vapurunun künyesi, Samsun Gemisi’nin barometresi, bir zamanlar Köprü-Kadıköy arasında çalışan Heybeliada Vapuru’nun makine telgrafı, onca geminin yadigarı olarak burada sergileniyor. Sağlamlığıyla tanınan gemici düğümlerine meraklı olanlar buradaki örnekleri inceleyebilirler. 

Yemekleriyle ünlü Liman Lokantası’nın kristal bardak ve kadehleriyle geçmişte gemilerde servise alınan gümüş kaplama, armalı sofra takımları, ikisi kuyruklu üç piyano da müzenin ilgi çeken objeleri arasında. Gemiler limanlara doğru seyir halindeyken bu piyanolarda kimler, neleri çaldı, hangi sohbetlere kulak misafiri oldu diye düşünmeden edemiyor insan...

 

Değerli Tablolar

İki büyük Atatürk portresinin de bulunduğu müzede çoğu gemilere ilişkin birbirinden değerli tablolar da büyük ilgi ve beğeni topluyor. Özellikle Diyarbakırlı Tahsin Bey’in yaptığı tablolar, çoktan yitirdiğimiz gemileri geçmişten günümüze tüm canlılığıyla ulaştırıyor. Gemilere sevdalı olan Tahsin Bey’in Galata rıhtımındaki sahil kahvelerinde oturup, gelip geçen gemileri uzun uzun seyrettiği ve yanından ayırmadığı eskiz defterine resimlerini çizdiği bilinir. Yalnız gemiler mi, hayır, iskeleler, yelkenliler, çeşmeler de onun fırçasıyla ölümsüzleşmiş. Müzede Tahsin Bey’in eserlerinin yanı sıra İbrahim Çallı, Nazlı Ecevit, Fikret Otyam, Ayetullah Sümer ve Cahit Derman’ın tabloları da yer alıyor.  

Girişi ücretsiz olan müze haftada üç gün, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri açık. Size tavsiyemiz boş bir gününüzde eşinizi, çocuklarınızı da alıp ailece gitmeniz. Ziyaretçileriyle yakından ilgilenen müze sorumlusu Ali Bozoğlu’nun rehberliğinde müzeyi geziniz. Burada geçireceğiniz saatler sizin için kayıp değil, kazanç olacaktır.

 

Yazı:  Ertan Ünal            
Foto:
Umut Kaçar         

 

Kaynakça: SkyLife - Mart 2007
 
 

 

Ertan Ünal ve
Umut Kaçar
'a teşekkürlerimizle

Denizce

21.03.2007