Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Akvaryum
Amatör Denizcilik
Amat.Denizci El Kit.
Anılı Fıkralar
Anında Hava Tahmini
Atatürk ve Tıbbiyeliler
Beklenmeyeni Bekleyin
Bendeki Kulak Van..
Bir Karakaslı
Bismarc Zırhlısının..
Boğaziçi Büyüsü
Buda
Buz
Clara
Cruise The Black Sea
Cruise Ukraine
Çarşılar..Pazarlar..
Da Vinci Şif.Çöz.
Deniz Balıklarımız
Deniz Kirliliği
Denizde Günah
Denizden Gelen A.
Denize Karşı
Derin Mavi Atlas
Düşünmenin Öyküsü
Enerjinin Dansı
Ezan Vakti Beeth.
Ezbersiz Eğitim
Fener Balat...
Gerçekler Bilinir...
Geri Gelmemek Üzere
Hakkımdaki Her Şey
Handbook of Sailing
Harbi Delikanlılar
Hayat Tatlı Zehir
Hayatın Kökleri
İki Kalas Bir..
İki Mülkiyeli
İnsanınYaşayanGeç..
İran Devrimi H.
İzlanda Yolcusu
Kahvehaneler
Kara Göründü
Karia
Kimyasal Tankerler
Kovulduk Ey...
Kuytuda Büyür...
Kuzey Yanım..
Küçük Anılarda...
Latife Hanım
Maviturkuaz
Mutfakta Zen
Ömrümden Uzun...
Operada Gerçekçilik
Ortaçağda End.Devr.
Oyuncaklar
Parlama Noktası
Sarıldım Minik T...
Sessizliğin Rengi-1
Seyir Haritaları
Shark&Rays
Sınavcı
Six Sigma Yolu
Siyasi Satrançta..
Seyyar
Sualtı Maceralarım
Sualtının Yıldızları
Su Ürünleri Mevz..
Tarihin Sınırlarına..
Tatlısu Balıklarımız
Tavuk Suyuna..
Tek Başıma
Tıbbiyenin ve...
Tüfek, Mikrop ve ..
T.Fotog.Kütüphanesi
U.İşaret Kod Kitabı
Uzmanına Sor
Vira Demir
Yollar... Sokaklar...
Yorgun Mayıs Kısrakları
Zekâ Oyunları
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Kitap Köşesi     

  Sınavcı
 
 

 

 Eren Yanık 
 Sınavcı

   ISBN 975-286-001-X

  Bulut Yayın Dağıtım Tic. ve San. Ltd. Şti.
  Caferağa Mah. Safa Sokak No: 8
  Kadıköy-İstanbul

  Tel&Faks: 0216-330 5924 - 414 2175
  E-Mail: bulutyayin@kablonet.com.tr

  www.bulutyayin.com


Önsöz...
"Anne ya, beni hiç anlamıyosun!"
Bu lafı her zaman duyarız. Biz insanlar çocukken anne-babamızın bizi anlamadığını düşünüp onlara kızarız, ama büyüyünce de anlamayan kişinin ta kendisi oluruz. Kendi kendime büyüyünce çocuğumu kızdırmamak için neleri yapmamam gerektiğini "unutmadan" yazdım ve sanırım artık rahat rahat büyüyebilirim.
 

Eren Yanık
- Kasım 2002 / İstanbul

 
 

 

Türkiye'nin en yeni ve en genç yazarı ile karşıkarşıyayız! Adı, Eren Yanık. On altı yaşında. Bu noktaya gelinceye kadar, öteki çocuklar gibi bitmez tükenmez bir sınav maratonundan geçti. Dershanelere gitti, test kitapları devirdi... O'nun, daha bu yaşta yaşadıkları, pişmiş tavuğun başına gelmedi! Tıpkı bütün yaşıtları gibi.

Ancak Eren Yanık'ın, arkadaşlarından ayrılan bir yanı var: Yazarlık yeteneği! Küçük yaşlarından beri yaşadıklarını, toplumun ona dayattıklarını, eğitim-öğretim diye kendisine sunulanları eleştirel bir açıdan kaleme almış! Yalnızca yazmakla, eleştirmekle de kalmamış, aklına ve mantığına ters gelen uygulamaları, yöntemleri, tavırları, davranışları ince bir mizah duygusuyla tefe koymuş! Eren Yanık'ın kitabını mutlaka okuyun! Öğrenciler, öğretmenler, anneler, babalar, anne-baba adayları, eğitimciler, eğitimcilik iddiasında olanlar, bilim adamları, devlet adamları, siyasetçiler... Kim olursanız olun, on altı yaşında, başından geçenleri yazma, yayımlama, kamuoyuna sunma cesareti gösteren Eren Yanık'ın kitabına ilgisiz kalmayın! Ondan hepimizin öğrenecekleri var. Okuyun ve genç bir yazarın muştucusu olan kaynağı elinizin altında tutun.

Sinavci2002@yahoo.com
 

"Büyük finale yaklaşırken girdiğimiz sınavlar, yarışmalar ve çözdüğümüz hazırlık testleri saymakla bitmez. Ben size bunlardan bende iz bırakmış birini daha anlatmak istiyorum. Beşiktaş ilçesi okulları arasında yapılan, o yılın sonlarına doğru katıldığımız bir bilgi yarışmasıydı bu. Bildiğimiz sınavlar şeklinde değil, aynen Hababam Sınıfı'ndaki gibiydi. Biri soruyu okuyor, siz de elinizdeki tabelayı kaldırıp cevabı gösteriyorsunuz. Hasan Âli Yücel'i temsilen giden grup üç kişiden oluşuyordu: Rina, ben ve Ulaş. Yarışmanın yapıldığı alan tam bir aile ortamıydı. Bir spor salonundaki basketbol sahasına sıralar ve sandalyeler konmuş, her sıranın üstüne okulların adı yazılmıştı. Kendi okulumuzun adını görünce gidip oturduk ve sorular gelmeye başladı. Okula geldiğinden beri yıldızımızın barışmadığı Rina'yla birlik olup soru çözüyorduk. Bu öğrencilik de aynı politika gibi işte; uğruna çalıştığımız şey okulumuz olunca kutsal ittifak da kaçınılmaz oldu.

Bir süre sonra hangi okulların çekiştiği açıkça görülmeye başladı. Son soruya geldiğimizde Lütfü Banat ve Hasan Ali Yücel'in puanları eşitti, diğer okullar ise geride kalmıştı. Soruyu okuyan müfettiş (Tahminen müfettişti, kötü bakıyordu.) gülümseyerek sorusunu sordu:

"Üçgenin bir açısı kaç derecedir?"

Üçümüz de bir anda afalladık. Evet, üçgenin üç açısı var, ama üçgeni oynatırsanız açıları değişir! Bir üçgenin üç açısı da birbirine eşitse -ki o zaman hepsi 60 derece olur- o üçgen eşkenar üçgen olurdu. Ama soru sadece "üçgen" diyordu! Sorunun yanlış olduğunu yetkili öğretmenlere ilettik, ama klasik bir "büyük cevabı" aldık: "Sen işine bak da çöz, soruya karışma hade..." Tabii üçgeni ne kadar oynatırsanız oynatın, açılarında değişmeyecek tek şey açılarının toplamıdır -yani 180 derece- dedik ve tabelanın üstüne "180" yazıp kaldırdık. Lütfü Banat'tan gelen öğrenciler de üçgeni eşkenar olarak düşünüp "60" yazmışlardı. Sonuç: 10 dakika sonra. Biz sinirden bağırıp çağırıyor, hakemleri dövmek istiyorduk. Birinciliği kıl payı kaçırmamız bizi delirtmişti. Birinciler ödül olarak bir kupa aldılar, ama bize hiçbir şey verilmedi! Neyse ki müdür yardımcısı Sami Bey oradaydı, bizi toplayıp teselli ödülü olarak kebapçıya götürdü. Gözyaşlı pide yedik..." 

 

 

İstanbul, 9 Şubat 2004   

Sevgili Denizce Dostları,

Sınavcı kitabının yazarı Eren Yanık’ı çocukluğundan beri tanıyorum. Annesi Filiz Yanık, Avusturya Lisesi Ticaret Okulu mezunu, babası İsmail Yanık, Citibank’tan arkadaşım. İsmail uzun yıllar TEB’in Hazineden sorumlu Gen. Md. Yardımcısıydı, şimdi YK üyesi. Eren çocukluğundan itibaren çok yetenekliydi. Bu sene Robert Lisesini bitiriyor. ABD Ivy League üniversitelerinden erken acceptance alan 23 öğrenciden birisi, kendisi Princeteon’a kabul edildi, siyaset bilimi okumak istiyor. Eren’in yazdığı bu kitap Harvard Üniversitesinde rehber kitap olarak okutulmaya başlanmış. Aralık sonunda bir Citibank toplantısında babasını gördüğümde söyledi kitap yazdığını, daha sonra da gazetede Princeton’a kabul edildiği haberini (diğer 22 arkadaşıyla) okudum ve inanılmaz kıvanç duydum ve bunları sizlerle paylaşmak istedim.


Sevgilerimle,          
 Gülsev Akın