e-mail    
denizce@denizce.com

 
 





A.I. Soljenitsin
Arthur Miller
Claude Simon
Doris Lessing
Ernest Hemingway
Federico Garcia Lorca
Franz Kafka
George Bernard Shaw
Heinrich Böll
Henry Miller
Ingeborg Bachmann
James Joyce
Jean-Paul Sartre
John Steinbeck
Marcel Proust
Maxim Gorki
Pablo Neruda
Rabindranath Tagore
Simone de Beauvoir
Sinclair Lewis
Thomas Mann
Toni Morrison
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Yüzyılın Yazarları    

  Sinclair Lewis                                                           

 

 

 

07.02.1885 -10.01.1951

"Orta Sınıfın Konformizmine İsyan"

 

Amerikalı yazar toplumsal/eleştirel romanlarında boyun eğmiş, dar kafalı küçük adamların ve materyalist dünyanın aksaklıklarını acımasızca gözler önüne serdi. Ülkesinin ilk yazarı olarak 1930 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü aldı.

Bir doktorun oğlu olarak Minnesota'nın Sauk Centre kasabasında dünyaya geldi. Yale Üniversitesi'nde edebiyat okudu ve mezun olduktan (1908) sonra ABD yolculuğuna çıktı. Değişik gazetelere yazı yazdı ve yazar Jack London'a kısa öyküleri için fikirlerini sattı.

1920: Main Street Lewis yazarlık kariyerine 1915'te yazdığı elendirici romanlarla başladıysa da dikkatleri çok çektiği söylenemez. Ancak 1920'de Amerika'nın bir kasabasındaki yaşamı anlattığı Main Street (Ana Cadde) adlı satirik/eleştirel romanıyla edebiyat dünyasında adını duyurabildi. Büyük bir kentte büyümüş ve üniversiteyi okumuş genç bir kız olan Carol, evlendikten sonra kırsal kesimde doktorluk yapan eşiyle birlikte Gopher Praurie'ye gelir. Yenilikler getirmek ve köhne kırma girişimi yüzünden kasaba halkı tarafından dışlanır ve büyük kente kaçar. Orada da özlediği hayatı bulamayınca, daha iyi bir gelecek için belirsiz bir umut besleyerek taşra kasabasına döner. Okuyucuların çoğu Lewis'in fırsatçı kasabalılara karşı giriştiği satirik saldırılan görmezlikten geldi. Bu yapıtı romantik kasaba hayatına bir övgü olarak en iyi satan kitaplar listesine girdi.

 

1922 Babbitt (İbret) Monarch, Pioneer ve Zenith gibi kentleriyle hayali bir eyalet olan Winnemac'da geçen Lewis'in romanları, çok titiz araştırmalara dayanmaktadır. Lewis önce konusunu saptar, arkasından da anlatacağı dünyaya dalardı. Not defterlerine konuşmaları, deyimleri, giyim ve hayata bakış açılarını kaydeder ve bunlara dayanarak özgün, çoğu kez klişemsi "orijinal bir ton" yaratırdı.

   

Lewis, Babbitt (İbret, 1922) adlı romanında Zenith adlı büyük kentte yaşayan sıradan insanın günlük hayatını anlattı. Emlakçı Babbitt için yalnız ve yalnız işi önemlidir ve kendisi gibi insanların Amerika'nın omurgasını oluşturduklarından emindir. Sonunda, ömrü boyunca bir yalana inandığını kabullenmek zorunda kalmakla beraber uyumlu davranışını sürdürür. Romanın inanılmaz başarısı üzerine "babbitt" sözcüğü, doymuş dar kafalı orta sınıfa mensup kimseleri nitelemek üzere Amerikan konuşma dilinde yer aldı.

Doktorlar dünyasında geçen Dr. Arrowsmith adlı romanında Lewis, önceki romanına oranla daha uzlaşıcı bir dil kullandı. Burada bir doktor, mesleğindeki ahlaksızlık nedeniyle kendisini araştırmacı olarak gerçekleştirdiği ve bağımsızlığı bulduğu yalnız bir dünyaya çekilir.

 

1927: Elmer Gantry Örgütlenmiş din ticaretini şarlatanlık olarak ele alıp maskesini düşürdüğü, 1927'de yayınladığı Elmer Gantry adlı romanı şiddetli tepkilere neden oldu. Lewis'i linç etmekle tehdit ettiler ve bazı kentlerde yapıtı yasaklandı. Elmer Gantry gezgin bir papaz olarak tumturaklı söz söyleme yeteneğinden yararlanarak sonunda kendi kilisesini kurar. Verdiği mesajın saçmalığını kendi yaşantısıyla kanıtladığı halde müritleri seve seve yanıltılmayı kabul ederler.

Honore de Balzac'a dayanarak orta sınıfın durumunu anlatmak istediği bir roman dizisinin son romanı Dodsworth’dur (1929). Bir otomobil firmasının yöneticisi işinden istifa eder ve eşiyle birlikte bir Avrupa yolculuğuna çıkar. Ne var ki evliliği burada yıkılır. Bu yapıtın konusu bir taraftan Amerikan ile Avrupa kültürlerinin yüzleştirilmesinden diğer taraftan da hayatlarına aniden yeni bir anlam kazandırmak zorunda olan insanların karşılaştıkları sorunlardan oluşmaktadır.

 

1935: Faşizm Uyarıları Lewis 1930 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne layık görüldü. Ödül komitesinin bu kararına, 'kendi yuvasını kirleten' biri gözüyle baktıkları yazarı buna layık görmeyen ABD basınına mensup bazı kimselerce itiraz edildi.

Lewis geç dönem yapıtlarında 20'li yıllarda yazdığı romanlarındaki ifade gücünü yakalayamadı. Buna rağmen kitapları okuyucular arasında çok popülerdi ve satışları gayet iyi gidiyordu. 1930'dan sonra en büyük başarısına It Can’t Happen Here (Burada Olmaz, 1935) adlı taşlamasıyla ulaştı. Nazilerin Almanya'da iktidara geçmeleri üzerine Lewis, buna benzer bir gelişmenin ABD'de mümkün olamayacağı düşüncesinin hatalı olduğu konusunda uyarısını yaptı.

Askerlerin, sanayinin ve kilisenin Amerikalı bir "Führer" yetiştirme çabasında bulundukları bu romanın fonunda radikal sağcı Huey Long adındaki demagogun çevirdiği dolaplar yer alıyordu.

Belirtilmeye değer son romanı olan Kingsblood Royal'da (Kral Kanı, 1947) Lewis ırkçılık sorunlarını irdeledi. Alkol sorunlarıyla savaşan yazar 1951'de 65 yaşında Roma'da öldü.

 

 

   Kaynakça: Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)