e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Sipariş Üzerine Anket Yapılır

 R Bülend Kırmacı    

 

 

İletişim çağından bilgi çağına geçmek için, enformasyonun yerini bilgilendirme almalıdır. Haber bu anlamda açık toplumun atom çekirdeğidir. Haberi besleyen ise veridir.

Veri, toplumsal gelişmeye göre çeşitlenmektedir. Kamuoyu yoklaması ana başlığında vaaz edilen siyasal araştırmalar, önemli verilerdir ve doğal olarak haber değeri taşıdığı için de değerlendirilir.

Seçmenin bir ölçüde kararı üzerinde de etkili olduğu söylenir. Hele ki "kararsız seçmen"in bizimki kadar çok olduğunu -yine o analizlerin tanıtladığı bir ülkede bu türden çalışmaların önemi artar.

Ancak işin metodolojisi, örneklem evreni ve soru tekniği bu türden analizleri tutarlı ve bilimsele yakın kılar ya da içine her şeyin konulduğu alışveriş sepetine indirger. Daha profesyonelce olanı sanırım yansız gibi görünen araştırmalardır. Konumuz elbette ekonomik datalarla ve pazar araştırmalarıyla ilgili değil; oralarda en küçük bir yanıltmayı adama fena ödetirler. Ama sosyal hele ki, siyasal alanlarda araştırmaların ister istemez yanılsamalarının bedelini halk öder. Halka bedel ödetmenin ise vergisi yoktur! Onun için "at atabildiğin kadar"…

Siyasal oy oranları, siyasal tercihler ve benzeri konularda araştırma ve anket tekniği öylesine revaçtaki, bu alanda bir çok şirket kurulmakta. Bunlar arasında uluslar arası alanda saygın ortaklıklar oluşturanlar da var. Ama öyle bazıları var ki resmen sanki "sipariş üzerine" çalışıyorlar. Ak koyunu/kara koyunu ayırmak ise gerçekten zor. Belki de bu konuda kabul edilebilir olmaktan uzak artı eksi sapma verenler, sonradan takip ve teşhir edilmediği için… Toplumun hafızasının güçsüzlüğüne ve yasaların yetersizliğine güvenerek bu alanda "iş" yapanlar öylesine rahatlar!

Kamuoyunu medya aracılığıyla yönlendirmek açısından anketleri "kullanmada" ilk uyananların Türkiye ile "ilgili" dış çevreler olduğu söylenir. 12 Eylül sonrasında yapılan ilk seçimlerde askerlerin desteklediği MDP ile ANAP baş başa giderken bir yanılsama pompalamasıyla darbenin liderine açıktan MDP'ye destek vermesi gereğinin içeriden sufle edildiği savlanır. Sonuç malum! ANAP açık ara kazandı. O günden bu güne her seçim öncesinde anket kuruluşları el bebek gül bebektirler.

Siyasi partiler bir ölçüde rekabetten ama biraz da kolaycı biçimde bunlardan "araştırma" isterler. Adı araştırmadır ama düz ankettir çıktısı itibariyle… Tabii o türden "araştırma/anket siparişleri", "parayı veren düdüğü çalar" misali bir gayretkeşliği ister istemez akıllara getirir. Belki çoğu buna karşın nesnelliğini korumak da isteyebilir. Ama olayın tarafı işin içindeyse bu kez bunun korunması, en azından sonuçların algılanması açısından zordur. Kendilerini panayır aynasında gibi "olduğundan büyük görmek isteyen" liderlerin dünyasında böyle alış verişler için her zaman iyi bir pazar yaratıldığı söylenebilir. Şimdiden duyar gibiyim: "Sipariş üzerine anket yapılır" diye reklama girişildiğini…

O tür anketlerden kimileri AKP'yi %34 lerde gösteriyor. Ülke gündemi dalgalanıyor, fırtınalar, kıyamet kopuyor, halk şehitlere ağlıyor, ekonomide memurlar dahil üretenler sürüm sürüm süründürülüyor, çiftçi perişan ama nedense iktidar partisi % 30 dan bir dirhem iki çekirdek aşağı fiyakasını bozmuyor o anketlere göre…Öte yandan ana muhalefet partisi ne yazık ki, sokakta, fabrikada, tarlada, iş yerlerinde neredeyse her on kişiden ancak birinin o da "kerhen" desteklediği bir parti haline getirilmesine karşın aynı anketlerde oy oranı % 17 den aşağı inmiyor. Tutturabilirlerse % 20'ye çıkaran bile var. Ama açıklaması yok. Nesnel dayanağını ise okumak zor… Yine de olsun! Tombalacı torbası dolsun!

Bütün bunlar Türkiye'yi "iki partili ve özellikle de bugünkü gibi AKP iktidar-Baykal onun dümen suyunda" formülüne razı etmek için mi empoze ediliyor gibi bir soru akla gelmiyor değil. Özal gibi "2.5 parti" diyen bir anlayış, R.T.Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'ndan Kıbrıs'ın feda edilmesine varabilecek bir süreci, bu dönemin AKP'si lehine, ama demokrasi aleyhine yeni ve daha zayıf bir versiyonunu mu hazırlıyor? sorusu gibi…

Anketlerde yönlendirme kokuları ortaya çıkınca bu çok saygın iş alanına da haksızlık edilmiş oluyor. Buna karşılık, siyasal araştırma ve anketler yerli yerinde ve seçime üç ay kalan bir süre sınırında ve saydam olarak kullanılırsa istikrarlı bir parlamentonun oluşumunda ve seçmen zihnin dağılmasına da engel olabilir. Ama bu haliyle toplumdan ve gerçeklerden kopuk anketler doğrusu seçmen zihninin daha da bulanmasına yarıyor. Yanıt değil "soru" üretiyor…

Tıpkı habere yorum katmak, yorumda ise gerçeğe ilişkin dürüstlük kaygısı taşımamak gibi…

Birileri bağırıyor yazıyı kesmek zorundayım: "Hay de sipariş veren vaaar mı…anket yapılıııııır"!                                

 

R Bülend Kırmacı'ya teşekkürlerimizle

Denizce

26.09.2006