e-mail    
denizce@denizce.com
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

 Sır Katipleri

Sevgi Ağca    

 

  

Günlük rutinlerden devlet işlerine kadar her konuda kayıt tutan, padişahların kişisel asistanı gibiydi onlar.

Padişahın halkla buluştuğu, gücünü, askerlerini, görevlilerinin çokluğunu, zenginliğini ve ihtişamını sergilediği Cuma Selamlıkları ve Binişlerde; debdebeli kıyafetleri ve güzel fizikleriyle dikkat çeken has oda ağaları içinden şal kuşağının içine soktuğu altın divitiyle ayırt edilir ‘sır kâtibi’.

 

 

Sarayın Günlük Yaşamında

Padişahın her an yanında bulunarak, sarayda, sur içi ve sur dışında gidilen biniş yerlerinde yapılan işleri yazar. Çeşitli boyutlardaki kâğıtlar üzerine aldığı düzensiz notlarda; dış ve iç politikadaki önemli gelişmeler, merasimler, yangınlar, depremler, şehzade ve sultan doğumları, önemli tayinler, ölümler, yazlık ve kışlık saraylarda cereyan eden olaylar yer alır.

Selimî mücevveze kavuğu, divan kürkü, çiçekli Bursa kumaşından üç peşli entarisinin altına giydiği kırmızı şalvarı ve sarı yemenileriyle mütevazı bir görünüm sergileyen bu saray görevlisinin tuttuğu ruznâmeler, Osmanlı Sarayı’nın günlük yaşamına ayna tutar.

 

 

Sır Kâtipliğinin Başlangıcı

Hz. Peygamber, Kur’an-ı Kerim’i yazan vahiy kâtipleri dışında,  hükümdar ve emirlerle yaptığı yazışmalarda da kâtipler görevlendirmiştir. Hülefa-i Raşidin döneminde de halifelerin özel kâtipleri olduğu bilinir. Emevilerle birlikte devletin resmi yazışmalarını yürüten ilk kurum olarak Divan’ur Resail kurulur. Doğrudan halifeye bağlı olan müessese Abbasiler döneminde de devam etmiştir. Abbasi halifesi Mehdi Billah (775-785) mektuplarını sır katiplerine yazdırmıştır. Fatimiler, Divan’ur Resail’in adını değiştirerek, Divan-ı İnşa ismiyle devam ettirir. Eyyübilerde aynı isimle devam eder ve divan başkanına kâtibü’s-sır unvanı verilir.  Memluklar döneminde sır kâtipliği vazifesi, sivil bürokrasinin üstlendiği en önemli görevlerden biri olmuştur. Burcî Memlukları döneminde konumları daha da yükselen sır kâtipleri; Divan-ı Mezalim’deki protokolde vezirlerin önünde yer alırlar. Zamanla kadılar, âlimler ve diğer ilmiye mensuplarının işlerini sır kâtibi takip eder; Sultan, ilmiyeye yaptığı tayinlerde bile sır kâtibinin görüşünü almaktadır.

 

Osmanlı Devleti’nde Sır Kâtipliği

Osmanlı Devleti’nde Sultan II. Bayezid devrinde (1481-1512) Kâtib Şemseddin Kasım ile başlayan sır kâtipliği vazifesi, Sultan II. Mahmud döneminde artan bürokrasiyle birlikte, mahiyeti biraz değişerek Mabeyn Başkitabeti’ne dönüştürülünceye dek devam etmiştir.

Sır Katiblerinin kaleme aldığı ruznamelerde, tarih kitaplarında yer almayan gizli buluşmalar, padişahın tebdil-i kıyafetle yaptığı geziler, merasimler, sadrazamla yapılan olağan ve olağanüstü görüşmeler, saray içinden bakan bir gözle kaleme alınmıştır. Ruznamelerde, Padişahın özel zevkleri, ibadet alışkanlıkları, dinlediği müzikler, izlediği spor faaliyetleri kaydedilirken, satır aralarında kişiliğine dair bilgiler de verilmiştir.

 

 

Sır Kâtiplerinde Aranan Özellikler

Sır kâtipleri, dini ilimler konusunda bilgili, tarih ilmine vakıf, edebiyat alanında yetişmiş, son derece güvenilir ve mahir kâtipler arasından seçilirdi. Padişaha yakınlığı, yazışmaları takip etmesiyle ilgili ayrıcalıklı konumları, bürokratların onların aracılığına ihtiyaç duymalarına sebep olmuştur. Sultan III. Selim dönemine ait bazı arşiv belgeleri sır kâtiplerinin konumları hakkında çarpıcı bilgiler sunmaktadır.

Anadolu’da yapılan İngiliz ve Felemenk taklidi kumaşlardan Padişaha göndermek isteyen bir bürokrat, aynı kumaşlardan sır kâtibine de göndermek istemektedir! Şeyhülislam, Mabeyn-i hümayunda bir zata yazdığı mektubunda; sır kâtibi Ahmed Bey’in bacanağı Ahmed Molla’nın usulsüz terfi talebinin reddedilmesi üzerine, adamlar göndererek meşihat makamını tahkir etmesinden şikâyet etmektedir.

 

 

Sır Kâtiplerinin Vazifeleri

Hane-i Hassa da denilen Has Oda’nın seçilmiş 40 ağasından biridir sır kâtibi. Yazı kâğıdı ve diğer yazı malzemeleri boynunda sırma işlemeli bir kesede, altın diviti ise belindeki kuşağında taşıyan Padişahın bu özel kâtibinin vazifeleri çeşitlidir. Sultanın yazdığı hatt-ı hümayunları hasekiağa, kozbekçibaşı veya baltacılar kethüdasından, o gün telhis nakliyle görevli olanıyla Bâb-ı Âli’ye gönderir. Padişahın yazışmalarını yapar. Cuma selamlıkları ve binişlerde padişaha sunulan arzuhalleri temize çekerek padişaha okur, gerekli cevapları yazar ve gerekli yerlere havale eder. Devletin asker ve gelirlerle ilgili temel defterlerinin bir nüshasını muhafaza eder. Hafız-ı kütüblerle birlikte padişahın Has Oda’da bulunan kitaplarının muhafazasından sorumludur. Has Oda Dairesi’nde üçüncü oda olarak da adlandırılan Şadırvanlı Sofa’nın ikinci kısmında yer alan Padişahın özel kütüphanesinde, padişahın emri üzerine birbirinden kıymetli kitaplar arasından Padişahın seçtiği kitapları okur… Bu birbirinden kıymetli ve musavver kitapların arasındaki tarih kitaplarını okurken, hayallerinde bir gün kendi aldığı notların kitap haline gelip sonraki yüzyıllarda sultanların huzurunda okunması da vardı. Kim bilir…

 

Tarihe Not Düşmek

Sır kâtiplerinin aldığı notlar İstanbul şehir tarihi için de önemli bilgiler taşımaktadır. Bugün artık bilinmeyen, ancak ruznamelerde isimleri ve yerleriyle belirtilen saraylar, askeri yapılar, hanlar, çarşılar, mesire yerleri İstanbul’un panoramik görüntüsüyle ilgili zengin bilgiler barındırır.

Sır kâtipleri padişahın resmî hayatına ilişkin detaylı ve açık bilgiler sunarken özel hayatına ilişkin detaylı bilgi vermezler. Bazıları padişahın günlük programını saatlere bazıları ise beş vakte bölerek aktarır..

Sır kâtipleri padişahlara ait detaylı bilgi sundukları ruznâmelerinde kendilerine ait bilgi vermezler. Yaşanan olaylar karşısında ne düşündüklerini ne hissettiklerini ancak satır aralarına sinmiş duygu parçacıklarından anlayabiliriz.

Yazı: Sevgi Ağca                 
Fotograf: Ahmet Bilal Arslan   

 

    Kaynakça:
   SkyLife
- Temmuz 2010

 

 

 

Sevgi Ağca ve
Ahmet Bilal Arslan
'a
teşekkürlerimizle

Denizce

11.08.2010