|

Yaz turizminin gözde kentlerinden, Karadeniz’in Antalya’sı
Soçi 2014 Kış Olimpiyatları’na hazırlanıyor.
Rusya Federasyonu’nun Karadeniz kıyısındaki en büyük
kentlerinden biri olan Soçi, Sovyetler Birliği döneminden bu
yana kuzey komşumuzun en popüler turizm merkezi konumda. Her yıl
3,5 milyon kadar turist alan ve yaz aylarında nüfusu milyonu
geçen Soçi, demografik yapısı itibariyle tipik bir Kafkas kenti
ve 100’den fazla halka ev sahipliği yapıyor.

Yemyeşil bir coğrafyada yer alan Büyük Soçi, üçü sahilde biri
iç kesimde olmak üzere dört ana bölgeye ayrılmış. Kentin batı
kesimini oluşturan Lazerevskiy, adını Rus kâşif ve filo komutanı
Amiral Lazarev’den alıyor. Kent merkezinin de bulunduğu orta
kesimin adı Hostinskiy. Gürcistan özerk bölgesi Abhazya sınırına
kadar uzanan ve bölgenin tek havaalanın da içinde bulunduğu
kesim Adlerskiy olarak adlandırılıyor. Dağlık iç kesimler ise
Krasnaya Polyana (Kırmızı Vadi) olarak biliniyor.

Soçi’nin içinden geçen ve kuzeye doğru devam eden sahil yolu
Krasnodar üzerinden Moskova’ya kadar uzanıyor. Kent merkezi,
burada denize dökülen Soçi Çayı’nın iki kenarındaki Karadeniz
manzaralı iki tepenin eteklerinde kurulmuş. Çevresi gibi merkezi
de çok yeşil olan kentin neredeyse tamamı büyük otellerden
oluşuyor.
Sanatoryumlardan
Lüks Otellere
Kafkas Dağları sayesinde kuzeyin sert ikliminden korunan
Soçi’nin güney kıyılarında 1940’larda sanatoryum olarak inşa
edilmeye başlanan bu turistik tesisler, İkinci Dünya Savaşı’nda
bir süre hastane olarak da kullanılmış. Daha sonra uzun yıllar
ülkenin iç kısımlarında faaliyet gösteren fabrikaların
personelinin tatil ihtiyacını karşılayan tesisler 1991’de
yöneticilerine ve çalışanlarına devredilmiş. Rusya’nın
Antalya’sı veya Karadeniz’in Riviera’sı olarak tanımlanan
Soçi’nin 145 kilometreyi bulan sahilinde çeşitli büyüklüklerde
yüzlerce turistik tesis bulunuyor.

Deniz sezonu mayıs ayında açılıyor ve ekim sonuna kadar devam
ediyor. Sezon başında ve sonunda deniz genellikle biraz soğuk
ama ülkenin çok daha soğuk iç kesimlerinden gelenler için bu
durum pek sorun olmuyor. Temmuz ve ağustos aylarında hava
sıcaklığı 30 dereceye yaklaşıyor. Bu nedenlerle sahiller her
zaman kalabalık ve oteller genellikle dolu. Soçi’ye ilgi
gösteren yabancıların başında Araplar geliyor. Çok sıcak olmayan
iklimi ve yeşil doğasıyla burada inşa edilen lüks konutlar,
varlıklı Ortadoğulular tarafından da tercih ediliyor. Ancak,
artık sadece yaz turizmiyle yetinmek istemeyen Soçi, kış
turizmiyle de adını duyurmaya hazırlanıyor.
Olimpiyatlardan
Formula’ya…
Bir sahil kenti, kış olimpiyatları için akla yatkın
gelmeyebilir. Buna karşın Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir
Putin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nde Soçi’nin adaylığı
görüşülürken yaptığı konuşmada “Deniz kıyısına geldiğinizde
güzel bir bahar gününü, biraz yukarılara, dağlara çıktığınızda
kışı yaşayabilirsiniz… Gerçek karı garanti ediyoruz…” diyerek
komite üyelerini ikna etmeyi başarmıştı. Gerçekten de Soçi’nin
coğrafyası bizim Antalya gibi hem yaz hem kış turizmine uygun…
7-23 Şubat 2014 tarihinde Soçi’de düzenlenecek

22. Kış Olimpiyatları kentin ekonomik ve sosyal hayatını
bütünüyle değiştirecek gibi görünüyor. Rusya’nın 1980 yılında
(Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği döneminde) düzenlediği
boykotlu 22. Yaz Olimpiyatları’ndan sonra ikinci kez ev
sahipliği yapacağı bu büyük organizasyonun bütçesi müthiş: 12
milyar Amerikan Doları. Bu miktar sadece adaylık esnasında
Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne taahhüt edilen rakam, gerçek
maliyetin bunun çok çok üzerinde olması bekleniyor. İnşaatları
hızla devam eden spor ve konaklama tesislerini yapan firmalar
arasında yüklenici veya alt yüklenici olarak birçok Türk şirketi
de bulunuyor.

Öte yandan, Soçi önümüzdeki yıllarda bir başka büyük sportif
etkinlikle de adından söz ettirmeye hazırlanıyor. Dünyada Grand
Prix adıyla anılan F1 yarışlarının patronu Bernie Ecclestone’e
göre Soçi önümüzdeki yıl kontratı biteceği için organizasyondan
çıkarılacak bazı Avrupa kentlerinin yerine geçecek en kuvvetli
adaylardan biri.
Putin’in
Favorisi…
Soçi’nin hedefleri Olimpiyatlar ve Formula 1 yarışlarıyla
sınırlı değil, olimpiyatlar için yapılan dev konaklama
tesislerinin daha sonra İsviçre’nin Davos kenti gibi
uluslararası bir tatil ve kongre merkezi olarak
değerlendirilmesi de yakın vadeli planlar arasında.
Aslında Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin’in, gerek
devlet başkanlığı gerekse başbakanlığı döneminde pek çok
uluslararası görüşme için Soçi’yi seçmesi Soçi’nin dünya çapında
tanınmasını sağladı. Nitekim Temmuz 2005 ve Mayıs 2009 aylarında
olmak üzere Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile de iki kez
burada görüşen Putin’in yazlığı da Soçi’de bulunuyor.
Neoklasik
Yapılar, Yüzyıllık Parklar
Soçi’de görülecek yerler arasında; Neoklasik tarzdaki Sanat
Galerisi ve Kışlık Tiyatro binaları ile Tren İstasyonu ve 74
metrelik kulesiyle kentin simge yapılarından Liman (Deniz
istasyonu olarak anılıyor) binası not edilebilir. Dini yapılara
ilgi duyanlar tarihi Aziz Michael Katedrali’ni (Başmelek)
ziyaret edebilirler. Kente hâkim bir tepede oluşturulan ve
binlerce bitki çeşidinin yer aldığı Dendari Park Rusya’nın en
büyük botanik bahçesi olarak kabul ediliyor. 1892’de kurulan
Dendari Park gibi 100 yıldan fazla bir geçmişe sahip Riviera
Park da Soçi’nin kent merkezinde mutlaka görülmesi gereken
yerlerinden.
Soçi’ye kadar gelmişken görülmese olmaz bir yer daha var;
Adler-Soçi yolunun ortalarında ve sahilden 11 km kadar içerde
bulunan Ahun Dağı, 500 m yükseklikte zirvesinden hem Adler’e,
hem Soçi’ye, hem de Kafkas Sıradağları’na muhteşem bir panorama
veriyor. Burada 1932 yapımı bir seyir kulesi, birçok hediyelik
eşya satış yeri ve kafeler yer alıyor.
Kafkas Sofrası
Kafkasya’da bir Kafkas sofrasına oturmadan olmaz. Banket adı
verilen davet sofraları geleneklere göre üç çeşit ekmek-börekle
açılıyor. Masanın ahengi ‘Tamada’nın sorumluluğunda, o söz
vermeden konuşulmuyor, söz verdiğinde ise konuşmamak olmuyor.
Konuşmalar genellikle o günkü toplantının anlam ve önemi üzerine
oluyor. Tamada davet sahiplerine ve konuklara söz veriyor, her
konuşmacı ayakta dinleniyor, konuşmacının ikramı asla geri
çevrilmiyor ve benzeri daha birçok ritüel geleneklere göre aynen
uygulanıyor. Kısacası bir Kafkas sofrasına davet edilmişseniz
oturacağınız yerden masadan kalkacağınız ana kadar her
hareketiniz geleneklere uygun olmalı. Örneğin gençlerin masanın
başköşesine oturması hoş karşılanmazken, Tamada’dan izin almadan
asla masadan kalkılmıyor…

Bu kuralların hepsini yaşayarak öğrendiğimiz ve Soçi’nin en
büyük tesislerinden olan Zapolyare Sanatoryumu’nun bahçesindeki
banketimiz güzel bir bahar akşamına denk gelmişti. Soçi’deki son
akşamımızdı, anlatılmaz güzellikte bir gün batımı vardı,
Karadeniz’de güneşin battığı noktada donanma gemileri
bekliyordu. Belli ki Putin Soçi’deydi… Sezon yeni açılıyordu,
turistler henüz Soçi’yi doldurmamıştı… Masada bir kuş sütü
eksikti… Rus, Türk, Abhaz konuklar bir aradaydık… Kısacası o
akşam, Soçi hakkında her şey bu masada idi, işte böyle bir
akşamda veda ettiğimiz Soçi, Rusya Federasyonu’nun Türkiye’ye en
yakın ve en önemli turizm bölgesi. Karadeniz kıyılarımızı
andırdığı için hiç yabancılık çekmeyeceğimiz bir coğrafyada Rus
ve Kafkas kültürlerini yakından tanıyabileceğimiz bir kent.
İstanbul’a sadece bir saatten biraz fazla bir uzaklıkta…
Nasıl Gidilir?
Türk Hava Yolları, Soçi’ye salı, perşembe ve pazar günleri
olmak üzere haftada üç kez karşılıklı sefer yapıyor.
Nerede Kalınır?
Soçi’de uluslararası standartlarda pek çok otel var. Ayrıca
Sovyetler Birliği döneminde devlet işletmelerinin personelinin
tatil ihtiyaçları için yapılan sanatoryumlar bugün turizmin
hizmetinde.

Ne Yenir?
Rus Mutfağı’nın Borç Çorbası, Tavuk Kievski ve Şaşlık (ızgara
et çeşitleri) gibi klasik tatlarının yanı sıra Karadeniz’in
lezzetli balıkları sizi bekliyor.
Yazı: Timur Ökan
Fotograf: Yiğit Günel
Kaynakça:
SkyLife - Temmuz 2010
Timur Ökan ve
Yiğit Günel'e teşekkürlerimizle
Denizce

15.09.2010
|